Evet hepiniz hatırladınız bu repliği. Yeşilçam'ın fenomen yapıtı, o meşhur kült film “Şekerpare” ... Karakol amiri Ziver, tayınla sürgün gelen bekçi Cumali’yi kendi suçunu üstlenmesi için yüreklendirirken “Sen Galata’nın makus talihini değiştiren...” diye hitap ediyordu. Hepimizin aklında yer eden onlarca repliği var bu filmin. Ancak en güzel yanı güncelliğini hiç yitirmemesi. Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşanılan toplumsal çarpıklıkları hicveden film sadece Osmanlıyı değil günümüzü de yansıtmayı başarıyor. Sadece Şekerpare değil bir Kemal Sunal klasiği olan Zübük filmide öye. Ama benim niyetim Yeşilçam ve siyaset diyalektiği yapmak değil. Osmanlı Galatasın’dan günümüz Malatya'sına değişmeyen o makus talih.
Malatya, tarihinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Özellikle Arslantepe Höyüğü kazılarında şehrimizin tarihte ne kadar önemli bir değere sahip olduğunu görüyoruz. O eski çağlarda bu topraklara yerleşen uygarlıklar o ilkel koşullarda bile bir şehir düzeni kurmaya çalışmış. Son 20 yılın Malatya'sı ise tam bir kaos şehri olma yolunda hızla koşuyor adeta, Beydağlarına çıkıp Malatya’ya kuşbakışı baktığınızda göreceğiniz tek şey kaos! Belediyeler inatla bir şehir düzeni kurmaktan kaçıyor. Halbuki temel vazifeleri şehrin imar düzenini sağlamak olan başta Büyükşehir olmak üzere Yeşilyurt ve Battalgazi Belediyeleri Malatya’nın büyükşehir statüsü kazandığı 12 Kasım 2012’den bugüne şehrin gelişimi adına sıfır proje ile rekora doğru koşuyorlar. Binlerce hemşerimizin canına mal olan 6 Şubat Deprem Felaketinin ardından şehrin yeniden dönüşümü için hepimizde heyecan oluşmuş ama iki yıl sonra geldiğimiz nokta yine hüsran.
Deprem sürecinde bir genel, bir de yerel seçim geçirdik. Umduğumuz yaraların hızla sarılarak, geleceğe daha sağlam ve güvenli şehir oluşturacak projelerin yarıştığı seçimler olsun oysa İYİ Parti dışında hiçbir parti deprem sonrasında yeniden dönüşüm sürecinde uzman isimleri aday göstermedi. Projelerin değil oportünist vaatlerin kitleleri coşturduğu yerel seçimlerde muhalefet adına en güçlü aday olan CHP Adayı Veli Ağbaba bile geleceğin Malatya'sı için proje sunmadı. Oda popülizmi seçip iktidar partisi adayı ile söz düellosunu tercih etti. Hal böyle olurken kimse bu şehri ve insanlarını düşünmez oldu.
Elazığ’dan Malatya’ya gelirseniz zamanda geri gidiyorsunuz. Malatya’dan Kayseri’ye giderseniz zamanda ileri gidiyorsunuz adeta çağ atlıyorsunuz. Tüm komşu şehirlerimizin yöneticileri mikro milliyetçi duygularla şehirlerinin gelişimi için büyük hassasiyetler duyarken benzer duyguların ne yazık ki Malatya için törpülenmiş olmasını anlayamıyoruz. Şehrin tüm yönetim erklerinde büyük bir ilgisizlik ve sahipsizlik hâkim.
En basit projeyi ben söyleyeyim. Bu şehir için bu şehrin insanları için gerçekten hizmet etmek isteyen yerel yöneticiler varsa buyursun hayata geçirsinler. Bakın mevcut çevre yolunu Beylerderesi Elâzığ istikametinde transit geçişlerde trafik ışıkları yoğunluk yaratıyor diye Cemal Akın’ın Malatya Belediye Başkanlığı döneminde dört battı çıktı ile alt geçitler yapılmıştı. Ama yıllardır bu alt geçitlerde trafik yoğunluğuna çare olmadı. Buradaki temel sorun trafik ışıklı kavşaklarının gereksiz yere hemen her noktaya konulmasıydı. Ancak yıllar değişti. Yönetimler, yöntemler değişti kimsede o ışıkları oradan kaldırmayı akıl etmedi! İnatla ışıklı sistemler üzerinde çözümler aradandı. Peki çare neden köprülü üst kavşaklar olmuyor? Polis Okulu, Bostanbaşı, Yeşilyurt Belediyesi Kavşağı, İstasyon Kavşağı, Eski Köy Garajı (Sanayi) Kavşağı, Emeksiz Alt Kavşağı, Battalgazi Kavşağı, Yeşilçam Caddesi Üst Kavşağı, Yimpaş Kavşağı, Araştırma Hastanesi Önü Kavşağı hepsi de köprülü kavşak yapmaya müsait geniş alanlar. Ama nedense inatla yapılmıyor. Trafik ışıklarından kurtulmamız gerekirken trafik ışıklarına mahkûm edilmemizin temel sebebi de açıklanmıyor. Bakalım Malatya'nın bu makus talihi ne zaman ve nasıl çözülecek? Pek umudumuz olmasa da yine bir umut beklemeye devam edeceğiz.