Ekonomik göstergelerin giderek bozulduğu toplumlarda ilk hedef yönetenler olur. Gözler hemen onlara çevrilir. Eleştiriler, sinir söylemleri yönetenlere doğrulur. Bunlar yaşamın doğasında var olan en insani özelliğimiz zaten. Bundan daha doğal ne olabilir ki? Yöneten unvanı taşıyanlarda karşı savunma reaksiyonu gösterirler. Buda siyaset dediğimiz çatışmanın sonucudur.

Bu çatışmanın zemini doğru bir platforma oturtulmazsa kaos doğar. Malatya’nın en temelde yaşadığı sorun da bu aslında. Yönetenler ile yönetilen halk arasında ki iletişim kopukluğu. Özellikle 6 Şubat 2023 deprem felaketinden sonra başlatılan yeniden dönüşüm çalışmalarında ki aksaklıkların doğru ve verimli şekilde yönetilememesi şehir yaşamının normale dönmesini de engellemeye başladı. Yöneticilerin bu aksaklıkları toplu olarak ele almak yerine parça parça çözmeye çalışması beraberinde daha farklı sorunları doğurdu. Şehrin bir bölümü sanki hiç deprem olmamış gibi nezih bir yaşam alanıyken diğer bir yakası sanki deprem dün olmuşçasına halen şantiye alanı toz, duman.

Malatya’nın imar planlaması uzun yıllardır bir bütün olarak ele alınmıyordu. Örneğin Yeşilyurt ilçe sınırlarında yer alan Tecde, Özalper, Bostanbaşı, Yakınca mahalleleri, Şentepe, Fahri Kayahan Caddeleri gibi yerleşim alanları adeta bir metropol izlemini verirken, Battalgazi ilçesine bağlı Hidayet, Çavuşoğlu, Sancaktar, Uçbağlar mahalleri gibi yerlerde orta nüfuslu bir kentin geri kalmış gecekondu kentlerini andırıyor. Oysaki Malatya’yı yirmi yıldır uçtan uca aynı seçilmişler yönetiyor. Depremin sonrasında yeniden dönüşümde de bu ikilik kendini fazlasıyla belli etti.

Örneğin; Yeşilyurt ilçe sınırlarında yer alan Tecde Mahallesi’ne bağlı Güngör Caddesi civarında yerinde dönüşüm ile özel sektör tarafından daha konforlu ve kent dokusunu görsel olarak da geleceğe taşıyan konutlar ve iş yerleri yapılırken Battalgazi ilçe sınırlarında TOKİ yoğun bir yapılaşma oldu. TOKİ konut ve iş yerleri mimari estetikten uzak tek tip bir proje olduğundan bulunduğu yerlerde yaşam konforunun gelişmesini de engellemiş oldu.

Bugüne kadar yapılan inşaatlarda birinci öncelik yaşam alanlarını acilen yeniden oluşturmak olduğu için sonuçta böyle vasat oldu. Bunu anlayabiliyoruz. Ancak bundan sonraki imar çalışmalarında şehrin bütünlüğü ele alınacak mı? Bunun için Büyükşehir Belediyesi ne gibi çalışmalar yapıyor henüz bu konuda da bir açıklama yok. Deprem öncesinde Malatya’da şehir bütünlüğü derken Yeşilyurt ilçesi Tecde Mahallesi ile Battalgazi ilçesi Çöşnük Mahallesi’ni tek bir parsel olarak görmek mümkündü ama deprem sonrası hesaplar değişti. Artık Yeşilyurt İkizce ve Battalgazi Bahçebaşı deprem konutları şehrin uç noktaları oldu. Doğu/Batı eksenindeki bu iki yeni yerleşim alanının yanı sıra Malatya Kuzey/Güney ekseninde de ele alınması gereken iki önemli parsele sahip.

Kuzey/Güney aksında aslında Yeşilyurt’un Dilek ve Gündüzbey Mahalleleri iki uç noktası olarak ele alınırsa burada yapılacak imar çalışmaları şehirin yaşam kalitesini çok farklı noktalara taşıyacak yep yeni bir ilçeyi meydana getirebilir.

Hal böyle iken yöneticilerin inatla basit alt yapı sorunları ile tek tek uğraşmaya çalışması ebetteki vatandaşların daha farklı konularda daha çok sorunlar yaşamasına sebep olmakta.

Deprem sonrası yukarıda bahsettiğim imar çalışmaları özel sektöründe katılımı ile ortak bir masada çözülseydi hem Malatya TOKİ kent olmazdı hem de Saray Mahallesi, Atatürk Caddesi ve Akpınar Caddelerinin imar süreci bu kadar uzamazdı. Daha konforlu ve kullanışlı yapılar kısa sürede tamamlanırdı. Gerçi vakit henüz geç değil. Malatya’yı Atatürk Caddesi ile İstasyon Virajı arasında sığ bir kent olarak görmekten vazgeçmek için halen yapılacak bir sürü çalışma var.

Ulaşım konusunda İkizce banliyö treni gelecek yıllarda Malatya’nın imarını olumlu etkileyecek. Yine Battalgazi ilçesi Çöşnük Mahallesi ile Yeşilyurt ilçesi 100. Yıl Parkı arasında ki tramvay hattı da imarın gelişmesinde katkısı olacak. Ama temel sorun olan şehrin bir bütün olarak ele alınamamasına, çare olmayacak bunlar.

Battalgazi ile Yeşilyurt arasındaki imar farklılıklarına son verilmeli. Yeşilyurt’ta Dilek, Topsöğüt, Şahnahan, Yeşiltepe, Hoca Ahmet Yesevi mahallerinin ne kadar kıymetli olduklarının farkına varılıp buraların bir bütün halinde ele alınıp yep yeni bir uydu kent oluşturulması için yarından tezi yok çalışmaların başlatılması gerekiyor.

Tabi herşeyden önce uzman sivil toplum örgütlerinin projelerine ve desteklerine masada yer verilmeli. Malatya’nın bölgenin en güzel ve güzide şehri olmasına dair hassasiyeti olan tüm mimar, mühendis ve şehircilik uzamanı STK temsilcileri ile bir araya gelinip onların sunacağı projelerin ele alınması gerekiyor. Daha öncede yazdığım gibi Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel’in gündeme getirdiği Şire Pazarı yerine tasarlanan Düğün Merkezi (Wedding Center) gibi projelere fırsat verilmeli.

Eminin imar ve şehircilik uzmanlarının bir araya geldiği tüm sivil toplum kuruluşlarında buna benzer ve daha da güzel çalışmalar vardır. Artık bu çalışmaların tartışılması ve başarılı bulunanların İkizce-Bahçebaşı ve Gündüzbey-Dilek arası kent bütünlüğü de göz önüne alınarak, hayata geçirilmesi gerekiyor.

TOKİ ve Emlak Konut üzerinden Malatya’yı tasarımlamaya son verilmeli. Dönemin şartları gereği yönetici sınıfın panik bir kararı ile yapılanlar zaten kendi mecrasında ilerliyor. Öyle ya da böyle TOKİ inşaatları günün birinde tamamlanacak ama Malatya’nın geleceğinin ne olacağını da geleceğe bırakmak şehre ihanet olur kanısındayım.