Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve üç bakanın art arda Malatya’ya geldiği bir ayı geride bıraktık.
AK Parti Malatya teşkilatı hareketli bir Şubat ayı geçirdi. Son olarak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın geldiği süreç Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un gelişi ile başlamış, Ulaştırma Ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu devam ederken kabineden gelen son bakan ise Sanayi Ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır olmuştu. Kacır’dan sonra temsilde en önemli ziyareti ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yapmış oldu.
Sadece 6 Şubat anma törenlerinde hükümet adına katılımın olmadığı Şubat ayında nerede ise her hafta bir bakan Malatya’ya gelmiş olmuş. Peki, bu trafiğin sebebi ne? Malatya’da neler oluyor da Ankara’dan her hafta biri gelirken diğeri gidiyor? Bu gelişlerinde pek bir faydası olmuyor. Kaplumbağa hızı ile ilerleyen yeniden dönüşüm ve imar çalışmaları hızlanmıyor. Şehrin ekonomisini geliştirecek yeni ve büyük yatırım projeleri tahsis edilmiyor. Zaten ülke genelinde benzeri pek çok ilde yürütülen kamu hizmetlerinin bir kopyasının da Malatya’da yapılması için yerel idarelerle imzalanan protokoller dışında göze değer hiçbir katkısı da olmadı bu ziyaretlerin.
Peki öyleyse bu gürültünün ardında ki motivasyon nedir? Belli ki bir telaş var. Malatya AK Parti ile kurduğu bağın meyvesini 23 yıldır alamamanın pişmanlığını yeni yeni anlatmaya başladı. AK Partililer bu karşılıksız sevda bitmesin diye kabineyi Malatya’nın ayağına taşımayı çözüm olarak görmüşler ama sorun bakanların gelmesi ya da gelmemesi değil ki sorun 23 yıldır biriken umutsuzluk. Bunun çözümü aslında AK Parti için mümkün iken mümkün olmamaya başladı. Nede olsa Malatya bizim kalemiz sabretsin, öncelikli meseleler var diye diye oyaladıkları şehri şimdi isteseler de yatırım yapılamayacak hale getirdiler.
6 Şubat sonrası Malatyalılar, AK Parti’ye verilen desteğin meyvelerinin alınacağı zaman olarak görürken AK Parti tam tersi davranıp şehri büyük bir umutsuzluk sürecine boğdu. Özelliklede AK Parti’nin yerel yöneticileri Malatya’ya sırtını dönerken yüzlerini de Ankara’ya çevirdiler. Malatya’da vatandaşla, esnafla, sanayici ile akademisyenlerle, muhalefet ile sivil toplum kuruluşları ile görüşmek yerine doğrudan doğruya Ankara ile temasa geçerek raflarda kalmış projeleri Malatya’ya uygunluğuna bile bakmaksızın zorla başlattılar. TOKİ ve Emlak Konut’un uyguladığı konut ve ticari alan inşaatlarında ki bina projelerinin üçüncü sınıf kalitede olduğunu kendisi de AK Partili olan Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel dile getirdi. Evet, Malatya’da halktan ve yerel akademilerden kopuk olarak yapılan imar inşaat işleri sadece mimari vasıfsızlığı ile değil bir de hak sahipleri ve depremzedelerde yaşattığı onlarca mağduriyet ile de hala gündemden düşmüyor.
Deprem sorunları çözülmedikçe katlanırken bir de Malatya’da, fabrika işletemeyeceğini düşünüp çözümü farklı illerde yâda yurt dışında arayan yatırımcıların taşınmasıyla birlikte gerileme sürecine giren sanayi var. Malatya Ticaret Ve Sanayi Odası Yönetim Kurlu Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’nun deyimi ile organize sanayi bölgelerinden taşınan fabrikaların sayısı yüzde 30’u aşmış durumda. Binlerce insan ya işsiz kaldı yâda vasfı dışında başka işlerde daha düşük gelirle yuvasını geçindirmek zorunda kaldı.
Şuan AK Parti Malatya teşkilatı sahada mahalle mahalle, sokak sokak geziyor. Halkı ikna çabası içindeler. İkna edebiler mi? Eğer muhalefet partileri hele seçim süreci başlasın duruma bakarız diyerek süreci izlemeye devam ederlerse, çaresiz halk yola AK Parti ile devam edecektir.
Son 23 yılda AK Parti’nin kayıp etmekten korktuğu kadar, muhalefet kazanmak için istekli olsaydı Malatya 6 Şubat’ın yaralarını çok daha doğru teşhis ve tedavilerle daha hızlı sarabilirdi. Ama olmadı. Muhalefet bile gözünü hükümete dikti. Ne yapıp yapamayacağına bakarak siyaset üretmek gibi bir tembelliğe kapıldı. Veli Ağbaba mesela İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana, Mersin gibi 11 tane Büyükşehir Belediyesi’ne sahip olan partinin tek ve en güçlü temsilcisiyken bunun nimetlerini Malatya’da kullanmadı kullanamadı. Mega kentlerin ekonomik gelişim süreçlerini ve Malatya’da bu konularda yapılması gerekenleri o büyükşehir belediyesinin akademisyen yöneticilerini yerel akademisyenler ve STK’larla buluşturup geleceğin Malatya vizyonunu oluşturmak yerine mecliste emekli maaşları protesto etmeyi seçti. Yani oda iktidardaki rakipleri gibi kendi özünden kopup Ankara ile hem hal olmayı seçti. Ağbaba neden böylesi etkili ve vurucu bir siyaseti değil de sıradan olağan bir politikaları ısrarla sürdürüyor? Bunu da yıllardır sorguluyoruz. Oysa daha önceki CHP Malatya Milletvekili Mevlit Aslanoğlu çözüm ve katkı odaklı çalışıyordu. Ağbaba’nın imkânları rahmetli Aslanoğlu’nda olsaydı bunu çok net söyleyebilirim ki Malatya AK Parti’den bağımsız olarak daha müreffeh bir şehir olurdu. İktidar temsilcilerini bu konu da zorlarken kendi imkânlarını da en üst verimlilikte kullanırdı. İşte siz iki farklı muhalefet hem de aynı partini iki farklı tek adamı. Ağbaba’nın kullanmayı tercih etmediği imkânlar sadece kurumlar arası bağ kurmak değil ki. Yatırımlar da var. Ama 6 Şubat anma töreninde CHP Genel Başkanı Özel’inde Malatya’da attığı ve yapımını Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin üstlendiği Arapgir, Arguvan, Hekimhan ve Doğanşehir’e yapacak bazı sosyal tesislerin tebrik etmek lazım en azından Malatya için Malatya’dan giderek kopan ilçeler için bir katkı bir hizmet aktarımı. Veli Ağbaba Malatya’nın 6 Şubat sonrası yaşadığı krizleri aşmak için henüz kabul edilebilir heyecan yaratacak bir proje konuşmadı. Yâda böyle bir girişimde bulunmadı temel sorunda bu zaten.
AK Parti ile CHP’nin Ankara sevdası, seçilemeyen muhalefete neden oy kazandıramıyor? Onlarda çözüm üretemiyorlar. Sahada seçmene, bakın sorunlarınızın çözümü budur diyemiyorlar. Çünkü artık sahada çalışmak eskisi gibi maliyetsiz bir iş değil. Madden pahalı olmaya başladı. Ve bunu finanse edemedikleri için dar bir propaganda alanının dışına adım atamıyorlar. Bu da onlar için kısır bir döngüye yol açıyor. Dolayısı ile Malatya’da her seçim bir öncekinin tescili olmaktan dışarı çıkamıyor. Şehrin sorunları da çözülemiyor.
AK Parti kararsız seçmen sayısının artmasını engellemeye çalışırken, muhalefet kararsız seçmene el uzatamıyor.





