Malatya Organize Sanayi Bölgeleri’nde geçtiğimiz yıldan bu yana süren bir göç trafiği var. Bu trafik o kadar yoğunlaştı ki konunun ilk ve en önemli muhatabı olan Malatya Ticaret Ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu kapıya dayanan krizi duyurmak zorunda kaldı. Sadıkoğlu, basın açıklaması yaparak “Artan maliyetlerden dolayı çıkarılan personeller olduğu gibi, tamamen kapanan fabrikalarda var. Daha önce üretim maliyetinin içerisindeki işçilik payı yüzde 10'ları bulmazdı, şimdi yüzde 15-17’lere geldi. Tekstil ve hazır giyim sektöründe bazı üretilen özel ürünler var ki işçilik payı yüzde 50’ye dayandı. Şu anki konjonktürde Mısır, Bangladeş gibi işçilik maliyeti 100, 200 dolar olan ülkelerle rekabet etmek mümkün değil. İş dünyası olarak kapsayıcı teşvikler bekliyoruz” demek zorunda kaldı. Ancak Sadıkoğlu’nun bu itirafları yâda feryatları Malatya özelinde görmezden gelindi. Ne valilik makamı ne de siyasi seçilmişler bu vahim tabloya değindi. Malatya sanki hiç bir şey olmamış, onlarca insan işsiz kalmamış, şehir milyon dolarlık yatırımları kayıp etmemiş gibi bu acı tabloya tam anlamıyla duyarsız kaldı.
Hadi seçilmiş ve atanmış makamların siyasi kaygıları var peki Malatyalılar neden asıl sorunları olan işsizliği gündemde tutmaktan kaçınıyor? Elbette ki şehir gündemi bir takım manipülatif söylemlerle sürekli olması gereken konuların dışına taşınıyor. Ama muhalefetin de bu konuda duyarsız kalması, şehirin en büyük sorunu olan ekonomik gerilemeye çözüm bulacak savları konuşmaması yâda konuşamaması da affedilecek bir durum değil. Tamam, Anahtar Parti bu konuda önemli bir çalıştaya imza atarak şehir ekonomisi için çözümleri tartıştı. Ancak bu çalıştayın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayacak iletişim kanallarında ki yetersizlik toplantıda ele alınan konuların kent genelinde gündem olamamasına sebep oldu. Yine de Anahtar Parti’yi İl Başkanı Erdoğan Zelyurt öncülüğünde tebrik etmek gerekiyor.
Malatya kendi sorununa ilgisiz kalırken gurbetteki Malatyalılar yaşanan sorunlara daha fazla sessiz kalamadı. Tekstil sektörünün iki dev markasının sahipleri Vahap Küçük ve Abdullah Kığılı adeta üst perdeden konuşarak sektörde çarkların durma noktasına geldiğini belirttiler. Abdullah Kığılı devlet bizi unuttu, altı ay sonra üretim duracak derken Vahap Küçük ise zor bir dönemden geçtiklerini belirterek devlet teşvikine ihtiyaç duyduklarını söyledi. Özellikle baba ocağı Malatya’da büyük yatırımları olan Küçük’ün zor günler tabiri Malatya gerçeklerinden arı bir durum değil tatbikîde.
Patronlar gemi su alıyor derken muhalefetin kendi içinde kısır çekişmelerin yarattığı ülke gerçeklerinden kopuk tartışmalarda boğulması iktidarında kendi gündemini halka dayatmasına sebep oluyor. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi muhalefet sadece eleştirerek iktidar olamaz, mevcut iktidarın çözüm politikalarına alternatif “bizde daha iyisi var” projelerini halka anlatmadığı takdirde; halk ile iktidar partisi arasında sıkışıp kalmaktan kurtulamaz. Hal böyle iken Malatya muhalefet için sorunlara alternatif çözümler üretmek adına son derece önemli bir boşluğa sahip. Ancak ne ana muhalefet ne de diğer partiler yâda sivil toplum kuruluşları herhangi bir istekte bulunmuyor. Nedense herkes kulağının üzerine yatmış durumda. Malatya henüz depremin yaralarını saramadan birde ekonomik krizle boğuşmak zorunda kaldı. İşsizlik sorunu görmezden geleni yakacak sessiz bir feryat olarak önümüzde duruyor.
Patronlar Endişeli, Muhalefet Sessiz!
YORUMLAR





