2025 yılının son günlerindeyiz. 6 Şubat Deprem Felaketi sonrası başlatılan yeniden dönüşüm sürecinde Malatya’da gerek konut gerekse de ticari alanların inşaa süreci tamamlanmak üzere. Geneli yerinde dönüşüm olan ticari alanların projeleri tamamlandıkça sorunları da gün yüzüne çıkmaya başladı. Özellikle İnönü Kapalı Çarşısı karşına yapılan Kuyumcular, Bakırcılar ve Şire Pazarı çarşı alanları şimdiden birçok eleştiriye maruz kalmış durumda.

Tapu kayıtları baz alınarak yapılan dükkanlar eski kullanım geleneklerine ters düşünce hem esnafın hem de halkın tepkisini topladı. Birçok dükkânın metrekare olarak küçük yapılması esnafı kara kara düşündürürken çarşı alanında yaya ve araç trafiğine ayrılan yol akslarının darlığı vatandaşları hüsrana uğratmış durumda. Hoş birde yapıların mimarı değerlerinin son derece basit ve görsel etkiden de son derece uzak kalması yine Malatyalıları üzen bir diğer konu oldu.

Artık bu konularda yapacak pek bir şey kalmadı. Süreç tamamlanmak üzere. Çarşı, günahı ve sevabı ile pek yakında kullanıma açılacak ancak kullanıma açılması bambaşka bir sorunu da beraberinde getirecek. Yeni bir cazibe merkezinin oluşturacağı ilgi yoğunluğuna trafik olarak akışını kolaylaştırmak adına nasıl bir çözüm üretilecek? Zira bölgenin kişi başına düşen araç sayısında açık ara birinci sıradayız. Aynı bölgede bir de tramvay hattı olacak. Çarşının ulaşım planlaması belli ki yapılmamış. Kervanı yolda diziyorlar. Oysa akılcı ve kurumsal bir yönetim mekanizmasında kervan yolda dizilmez. Çarşı imar edilirken yaratacağı tüm olumlu yâda olumsuz etkiler hesaplanmalıydı. Çünkü bizler her ne kadar adına yeniden dönüşüm destekte Malatya’da İkizce ve Bahçebaşı toplu konutları hariç yapılan tüm çalışmalar yerinde dönüşüm oldu. Ha birde Söğütlü Cami’nin yenir bir parsele yapılması dışında. Dolayısı ile yerinde dönüşüm süreçleri tamamlanan bölgelerin kullanıma başlanması ile oluşacak bir takım olumsuz sonuçları önceden hesap etmek o kadarda zor değil. Ama yapılmadı. Daha kötüsü yapıldı hatta. Söz konusu alan dışında yeni yaşam merkezleri imar planları da yapılmadı. Yani İnönü Kapalı Çarşısı ve Bakırcılar Çarşı’nı kapsayan alan dışında şehrin alternatif yaşam merkezi yok maalesef. Yani bu şu demek; İkizce ve Bahçebaşı sakinleri dâhil tüm şehrin tek ticari noktası demek. Yani 250 bine yakın motorlu taşıtı hepi topu iki yâda üç kilometre alana parsellenmiş bir çarşıya yönlendirmek ve tüm hareket merkezini bu dar alanda mahkûm ve mecbur kılmak demek. 250 bine yakın araç aynı anda bölgede hareket etmeyecek belki de daha azı gün içinde bölgeyi kullanacak ama emin olun o 250 bine yakın araç gün içerisinde bir şekilde mecburen İnönü ve Atatürk Caddelerinden geçecek. Birde buna MOTAŞ otobüsleri ve tramvayı da ekleyin bakalım neler olacak? Peki, bu soruna çözüm var mı? Bilmiyorum. Çünkü henüz resmi olarak açıklanmış bir çalışma yok. Belki seneye olur. Olmazsa da ertesi sene olur galiba.

Malatya sorunlarını bir yıl daha erteledi. Dileğimiz sorunların uzamaması ama bu konuda da herhangi bir ışık göremiyoruz. Halen yeni şehir merkezleri konusunda iktidar ve muhalefet el ele kol kola suskunluğa devam ediyor. İşin garip bir yanı da bu zaten. Muhalefetin sessizliği. İktidarın çözümsüzlüğüne karşın çözüm üretemeyişi. Gaz almaktan ibaret muhalefet profili dışına çıkamıyorlar. Bizlerde çözüm mekanizması bulmakta zorlanıyoruz artık. Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sadıkoğlu kapanan fabrikalardan dert yanarken, Mimar ve Mühendisler Odası Başkanı Fidanel yeniden dönüşüm sürecinin yanlış kurgulandığından dert yanarken ve daha kötüsü oda olarak sürecin dışında tutulmalarının Malatya’ya zararlarını vurgularken muhalefetin derin sessizliği şehrin çaresizliğine dönüşüyor. Muhalefetinde kendini bulması seneye kaldı galiba. Seneye olmazsa diğer seneye olur belki.

2026 yılı da 2025 yılı gibi sorunlar ve bulunamayan çareler yılı olacak gibi. Sivil Toplum Kuruluşu olarak adlandırılan birçok yapının da Malatya’nın irtifa kaybına sessiz kalması siyasilerden sonra hüsrana uğradığımız bir diğer konu. Basın örgütleri dâhil bir hiçbir stk bu konuda öncü bir rol oynamıyor. Siyaset ve sivil toplum kuruluşları bu hantallıktan ne zaman çıkacak acaba?  Bununda bir cevabı yok. Ama ortada bir gerçek var ki oda Malatya rüzgârın önünde savrulan bir kuru yaprak gibi menzili meçhul bir rotada savrulup duruyor. Bununda acısını bu şehirde yaşayanlar bizler çekiyoruz. Her gün toz soluyoruz, bozuk ve çamurlu yollarda kazalardan canımız ve sevdiklerimizi esirgemeye çalışıyoruz. Bitmeyen ve ne zaman biteceği bilinmeyen inşaatlar yüzünden iki dakikalık yolu uzattıkça uzatıyoruz. Normalin üzerinde araç girişi olan bir şehirde herkesin aynı yolları kullanmak zorunda kalmasından dolayı hem maddi hem manevi kayıplar yaşıyoruz. Uzun süren trafik kuyruklarında arızalı araçların egzozlarından çıkan gazları solumak zorunda kalıyoruz. Sağlığımızı adım adım kaybediyoruz. Ama kimin umurundayız ki? Onlar, çözüm üretmekle mükellef olanlar, için nede olsa var her senenin bir seneyesi. Ölmezde sağ kalırsak göreceğiz o güzel günleri. Bu senede olmadı belki seneye olmazsa sonra ki seneye…