Bilenler bilir “Kara Tren Gecikir Belki Hiç Gelmez” ve “Tren Gelir Hoş Gelir” türkülerinin kaynak yöresi Malatya’dır. Ve yine bilenler bilir ki Türk Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Cumhuriyetimizin Banisi Gazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün Malatya’yı ziyaret ettiği her iki gelişinin de sebebi demiryolu hattı açılışlarıdır. Adana-Fevzipaşa-Malatya ve Ankara-Kayseri-Sivas- Malatya hatlarının açılışlarının ilk seferlerini Atatürk Malatya’ya yaptı.
Bu bağlamda tarihsel ve sosyolojik olarak baktığınızda Malatya ve demiryolculuk adeta et ve tırnak gibi olmuştur. Malatyalılar tren yolculuğunu tarih boyunca önemsemiş ve gereken ilgiyi göstermiş olmasına rağmen TCDD Genel Müdürlüğü ve Malatya 5. Bölge Müdürlüğü aynı heyecanı ne yazık ki Malatya için on yıllardır gösteremediler.
Malatya’nın sahip olması gereken bir sürü banliyö hattı hep ihmal edildi. Yine şehirlerarası ulaşımda Malatya-İstanbul yerine Van-İstanbul ekspres hattı kullanıldı. Malatya-Ankara hattı olması gereken Mavi Tren, önce Diyarbakır-Ankara, Sonra Elazığ-Ankara ve yıllar sonra talep yokluğundan sadece Malatya-Ankara hattında kullanıldı.
6 Şubat deprem felaketinde Adana hattı zarar gördüğünden dolayı da 3 yıldır bu hatta da yolcu taşımacılığı yapılmıyor. Hat onarım çalışmaları devam ediyor. Ancak bu seferde Malatyalıların Adana sonrası aktarmalı kullandığı Mersin hattı da Yüksek Hızlı Tren alt yapı çalışmaları için iptal edilince Atatürk’ün Malatya’ya özellikle bağlattığı Fevzipaşa-Adana hattı bir nevi tarih olmuş oldu. Eminim bu hattaki çalışmalar gereken önemle hızlı bir şekilde bitirildiğinde Malatya’da farklı bir heyecan yaşanacak.
Malatyalılar demiryolculukta şehir içinde de tramvay veya metro yatırımları beklerken troleybüsle (trambüs) avutuldular. Troleybüsleri Malatya’ya getiren yönetim bunun şehirde ve çevre illerde büyük bir heyecan uyandıracağını hayal ederek adını aslına inkâr bir ifade ile “trambüs” olarak değiştirse de halk için bir belediye otobüsü olmaktan öteye gidemedi. Komşu illerin hiç biri de bu sistemi uygulamadı.
6 Şubat sonrası bitmeyen yeniden dönüşüm sürecinde halkın tepkileri artınca bu defa da hafif raylı sistem (tramvay) ve banliyö tren hattı projelerinin çalışmaları başladı. Bu projelere başlanması öncelikle troleybüslerin ne kadar yanlış bir yatırım olduğunun göstergesi olsa da Malatya’nın yıllar önce hak ettiği bir yatırıma bir felaket sonrası kavuşmasının da şehir yöneticilerinin ne kadar plansız ve programsız çalıştığının ayrıca bir göstergesi oldu.
Malatya’ya hızlı tren gelebilmesi için öncelikle yolcu talebi oluşturulmalıydı. Yani şehre daha önce ısrarla vurgusunu yaptığım yeni alt merkezler, ticaret merkezleri oluşturulmalıydı. Buralarda yaşanacak sirkülasyon özelikle Ankara ve İstanbul ile daha hızlı iletişim ve ulaşım ağı kurmayı mecbur kılacağından hükümette Hızlı Tren Projelerine ister istemez Malatya’yı dahil edecekti.
Ankara’dan bakarsanız Malatya’nın mevcut ekonomik yapısı ne yazık ki böyle bir yatırıma uygun değil. Yani sorun bizde, Ankara’da değil. Biz kendimizi geliştiremiyoruz. Kısır siyasi ve ticari rantların kavgasına hapsetmiş durumdayız. AK Parti Malatya Milletvekillerinin görüştük inşallah, maşallah açıklamalarının ardında ki temel problem de bu. Denilebilir ki Sivas’ın ekonomik portföyü Malatya’dan yüksek değil ki. Evet, bizim gerimizde ama bizde olmayan altın değerinde bir güçleri, “lobileri” var. Ankara’ya kendilerini ve ihtiyaçlarını doğru bir şekilde ifade edebiliyorlar.
Ne zamanki Malatya’da işler Malatya hassasiyetine dönüşür işte o vakit Malatya hak ettiği tüm yatırımlara kavuşur. Bizim en büyük sorunumuz bu maalesef.
Siyaset erki tüm yapısı ile kendi varlığını şehre adadığında emin olun bizde bir Kayseri, bir Gaziantep düzeyinde ekonomik refaha kavuşuruz.
Özetle; hızlı trene biran önce kavuşmak istiyorsak hızlı bir şekilde kendimize gelip Malatya’nın yarınlarını daha doğru bir düzlemde, salt gerçeklerin referansında tartışarak, bilimsel ve gerçekçi verilerle analiz edip projelendirmemiz gerekiyor. Afaki, popülist, hayal ürünü vaatlerin yerine Malatya’nın gerçeklerinin konuşulduğu günlerde bırakın doğunun Paris’ini Türkiye’nin incisi oluruz.





