Malatya’nın Malatya’ya yaptığı zulmü düşman işgal etse yapamaz. Bir kent ki orada doğanlar hem ülkeye hem de dünyaya nam salsınlar ama iş ata topraklarına gelince yok saysınlar. Evet, bu makûs talih pek az yere nasip olur. Bunlardan biri Malatya. Türkiye’de siyasetten, sanata, eğitimden, orduya, sağlıktan, ekonomiye bir sürü alanda başarıda limitleri zorlayan onlarca Malatyalı isim sayarız bir oturuşta. Ama Malatya’ya gelince bu isimlerden en ufak bir iz bulamayız. Hal böyle olunca onların boş bıraktığı yok saydığı yere başkaları sahip çıkar. Malatya Malatyalı olmayanların gaspına uğruyor. Malatyalı olmayanlar sınıfına Malatya’da doğup büyüyen ama şehrin hassasiyetlerine zarar gelince ölü taklidi yapıp, sahip çıkmayıp dünyanın bilmem neresinde yaprak daldan koptu diye duyar kasanları da dâhil ediyoruz artık. Bu cephe bu topraklarda çoğalarak depremden daha fazla zarar vermeye başladı.
Yaptıkları her iş başlı başına bir yağmaya dönüştü. Önce devlet kurumlarının bölge merkezi olma unvanımızı çaldılar. Sonra festivallerimizi türlü bahanelerle yok ettiler. Bunlarla da doymadılar merkezi hükümetin Malatya özelinde yapması gereken yatırımları engellediler. Kayısı defalarca don afetinden zarar gördü kıllarını kıpırdatmadılar (Kayısıda don zararını bile hükümet halkın sesini Ankara’dan duyunca çözmek zorunda kaldı). Ortak payemiz Malatyasporumuzu tamda Avrupa’da nam salmaya başlayınca tabiri caizse öldürdüler. Yerine koydukları teselli ikramiyesi Malatya Belediyespor’dan devşirme Yeni Malatyaspor ise asla olmayacak dedikleri ne varsa hepsini yaşadı, yaşattı ve şuan garip bir girdabın içinde savruluyor. 2002’de geldiklerinde bu şehirde ne varsa 2025 yılında elde avuçta hiç bir şey kalmadı. Geldiklerinde dediğime bakıp ta hemen de AKP’yi itam ettiğimi düşünmeyin. Burada mesele sadece AK Parti değil, AK Partili yıllarda gelişen otorite boşluğundan faydalanan tüm yapılar. Bunda CHP’nin bile suçu var. Şehrin değerlerine sahip çıkmak için iktidar ile mücadele konusunda Mevlit Aslanoğlu’nun olduğu iki dönemi saymazsak ana muhalefet deprem dâhil tüm süreçlerde adeta körü, sağırı oynadı. Ama mesele CHP Genel Merkezi’nin batı illerimizde oy sıkıntısı yaşayacağı konular olunca CHP Malatya İl Başkanlığı’nın Emeksizde düzenlediği protesto eylemlerini gördük. Ama Malatya adına hiçbir söylemlerini göremedik. Hal böyle olunca Malatya’nın gasp edilmesi de kolay oldu. Kimi zaman parça parça kimi zaman tümüyle götürdüler ama hep götürdüler. CHP Malatya İl Başkanı Barış Yıldız’ın İlkgün Tv’de söylediği gibi “vatandaş için sustular”.
Mesela Veli Ağbaba’ya asrın kahramanı, cesur yürek gibi övgülerde bulunuyorlar da madem kahraman maden cesur yürek nasıl oldu da Malatya Veli Ağbaba’nın siyaseten en güçlü olduğu bu yıllarda bu kadar kolay yağmalandı? Garip değil mi? Malatya Veli Ağbaba ve AK Parti yokken bölgenin yatırım cazibesi yüksek bir şehirken ne zaman ki iktidarı AKP, muhalefeti de CHP özellikle Ağbaba’lı CHP oldu işte o zaman paramparça oldu. Rahmetli Aslanoğlu Malatya aleyhinde AKP’nin yaptığı tüm eylemler için kıyametler koparıyordu Sayın Ağababa’dan 23 yıllık medya hayatımda en ufak bir hamle dahi göremedim.
Ya garip bir tesadüf yaşadıklarımız yâda algı saptırması için yapılan propagandaların içinde boğuluyoruz. PTT Bölge Müdürlüğü Elazığ’a yapılacakmış. Yerel medya sanki ilk defa oluyormuş gibi bir avuç suda fırtına koparmaya çalışıyor. 2002’den bugüne hala anlamadıysanız meselenin iç yüzünü “sivrisinek saz, davul zurna az” derim.
Bir dönem belediye başkan adaylığına kadar gelişen siyaset maceramdan edindiğim tecrübe ile gördüğüm manzaranın özeti şudur. Malatya’da iktidar, muhalefet, medya ve bir takım sivil toplum kuruluşları arasında kazan kazana dayalı bir menfaat ilişkisi var. Bundan dolayı parayı bastıran Malatya’dan istediğini alıp gidebiliyor. Bakmayın siz koparılan kıyamete. Bu fırtınayı üfüren medya, seçim süreci başladığında Malatya’nın tek çıkar yolunun yine AK Parti ve CHP olacağını size söyleyecek. Diğer tüm alternatifleri vasat, gereksiz, başarısız vs… yapacak. PTT Bölge Müdürlüğü için ağlayan medyanın ağlanacak içler acısı hali bu maalesef. Bunu 23 yıllık koca bir tecrübe ile söylüyorum. Size tvlerde, gazetelerde, internette siyaset dersi vermeye çalışan akillerin birçoğunun ben bu mesleğe başladığımda elleri kalem dahi tutmuyordu.
Neyse bunlar bir başka zaman tartışılır ama “Diğerleri Ne zaman Gidecek?” diye başladığımız sözün özeti; elde avuçta kalanlar Şeker Fabrikası, TCDD 5. Bölge Müdürlüğü ve TİGEM’e bağlı Sultansuyu Harası oldu. Ha birde 2. Ordu Komutanlığı var ki ona güçleri yetmiyor. Bunlara ne zaman sıra gelecek bari takvimi açıklasınlar da hepimiz rahat edelim. Timsah gözyaşları döken yerel medyaya da malzeme vermesinler artık. Bundan da sıkıldık.
Malatya yozlaşmaya yozlaştı, olanlar oldu, gidenler gitti bari boş boş işlerin muhabbetini yapmayım. Muhalefetin şehir için sahipleneceği bir konu yok, yerel medyanın da seçmene alternatif sunacak bir vizyonu yok. Sivil toplum kuruluşlarının da bu uğurda kavga verecek mali bir gücü yok. Tüm bunlar toplanıp, çıkarılıp, çarpılıp, bölündüğünde sonuç SIFIR. İşte bu sıfır içinde Allah’ın verdiği nefesi boşu boşuna harcamayalım.
Malatya’da şu tarihlerde şu kurum Elazığ’a şu kurum Kayseri’ye, şu kurum Gaziantep’e taşınacak denilsin hepimiz rahatlayalım. Belli Malatya bölgenin cazibe merkezi olarak görülmüyor. Bu görev Elazığ’a nakledilmiş. Bu ülkeyi yöneten siyaset mekanizmasının bir programı. Bunu tersine çevirmek için Malatya’da da siyasetin tamamen değişmesi lazım. Mevcut tablo ile Malatya kaybetmeye devam edecek.
Seçmen bilinçlenip Malatya’ya sahip çıkmadıkça da bu sistemde siyasetçiler, medya, stklar şehire asla sahip çıkamaz. “Sahipsiz Malatya” söyleminde sahipsizlik yapan asıl sorunlu veya sorumlu taraf seçmen yani halk. Seçmen söylenmeyi, sızlanmayı bırakacak. Yüksek Seçim Kurulu seçim takvimini açıkladığında seçmen umutsuzluğa kapılmadan sandığa gidecek ve görev dağılımını yeniden yapacak. Çaresizseniz, Çaresiziniz!
Çünkü sorunları bu şekilde çözmek dışında yapacak çok fazla da bir şey kalmadı. Her seçim döneminde Malatya’nın sandık sonuçları aynı olunca Malatya’nın tartıştığı konularda aynı oluyor. Evet, kabul ortada bir seçim atmosferi yok henüz ama Malatya’nın artan ve giderek boğucu hale gelen sorunlarının çözümünü de mevcut tablodan beklemek hayalperestlik oluyor. Ne iktidar ne de muhalefet bu sorunları çözebilecek durumda değiller.
Farklı akımlar lazım. Farklı söylemler lazım. Cesur, karakterli ve liderlik yolunda pes etmeden şartların zorluğunu görüp kaçmayacak bir siyaset lazım. Bugünler yarınların hazırlık sürecidir. Şehre yeni bir dinamizm getirmek isteyen partilerin şimdiden projeleri ile sahaya çıkmaları halkın kırılan umudunu da canlandıracaktır. Özellikle il başkanları partilerinin olası bir seçimden sonra iktidar olması halinde Malatya’ya kazandıracağı projeleri elle tutulup gözle görüle bilir lansmanlarla halka bıkmadan, usanmadan, mali yükünü düşünmeden sürekli anlatması lazım. Onların sessizliği halkın umutsuzluğuna dönüşüyor. İktidar ve ana muhalefetin hatalarını halka şikâyet etme basitliğinden vazgeçmeliler. Malatya Hava Yolları’nı kurmaksa çözüm çıkıp bunu anlatacaklar. Bunun maddi manevi külfetinden korkmayacaklar. Vakti gelip devlet erki seçim sürecini başlattığında adayları ile projelerini tekrar konuşacaklar.
Sahipsiz Malatya’nın Sahipli Malatya’ya dönüşmesi her şeyin değişmesine bağlı.





