Malatya’nın şehir gelişiminde çeşitli sivil toplum kuruluşlarının yıllardır süregelen bir hâkimiyeti vardı. Ancak “6 Şubat Deprem Felaketi” şehri tarumar ederken bu sistemi de yıktı. 6 Şubat sonrasında Malatya’nın yeniden imarına Ankara karar vermiş, yerel aktörler ki “bazı esnaflar” dışında kimse dinlenmemiş şehrin geleneksel motifleri ihmal edilmişti. Yani o esnaflarda malum; nelere sebep oldular ve şuan bin pişmanlar ama yapacak bir şey yok artık. Bu kısır tartışmaya bir daha dönmek de manasız olur. Ben olayın bambaşka bir noktasına değineceğim.
6 Şubat sonrası yaşanılanlar, bizi garip bir durumla baş başa bıraktı. Ne kadar insan farkında bilmiyorum ama Malatya artık Malatyalıların şehri değil. İçerde nüfus yapısı giderek değişiyor demek artık komik kalıyor. Nüfus yapımız çok değişti. Garip bir hal almaya başladı. Toplumsal açıdan şehir birliği oluşturacak bir nüfusumuz yok. Mültecilerin yerleşik hayata geçmesi, doğu illerimize göre cazibe noktası olmamızdan kaynaklı gelen göçler ve çeşitli sebeplerden yerli nüfusu da batıya kaydırmamız gibi birçok etkenden dolayı Malatya tarihi bir kültür birliğini neredeyse kayıp etmiş durumda. Şuan şehrin yönetim erklerine dönüp baktığınızda kırk yıl öncesi yaşanmış hatıraları olan kaç kişiyi bulabiliriz? Hadi bırakalım kırk yılı AK Parti ile geçen 23 yılın öncesini 2002’yi hatırlayan kaç kişi vardır ki? Evet, maalesef o tarihlerde birçoğunun Malatya ile herhangi bir bağı yoktu. Ama son yirmi yıldır şehrin kaderini tayin ediyorlar. Ve bu rolleri Malatya’yı devasa bir köy haline getirdi.
Malatya kendi içerisinde bu vahim tabloyu yaşarken, doğal olarak şehirde de hükümetten beklentiler ve talepler oluşmuyor. Bu talep boşluğunu da merkezi hükümet ülke genelinde yaptığı yatırımlardan uygun ve düşük bütçeli olanlarını Malatya’ya da yaparak gideriyor. Bu durum deprem öncesinden bugüne böyle geldi böyle gidiyor. Özellikle iktidar temsilcilerinin Malatya için özel projelerinin olmaması sadece parti aidiyeti ile hareket etmeleri Malatya’yı vasatlaştıran en büyük etken oldu. Dikkat edilirse 2002’den günümüze AK Parti’den seçilen milletvekili ve belediye başkanlarının hiçbirinin kendine has bir projesi, bir vaadi, bir hayali, bir özlemi olmadı. Tamam, Cemal Akın’ın “Belediye Havayollarını” kurmak gibi bir hayali vardı ama o da, en yüksek markalarımızdan birinin, Malatyaspor’un yok olacağı tarihin aktörlerinden biri oldu. Elinde ki en önemli uçak kaza kırıma uğradı (!) Neyse bu da bir proje sunumuydu nihayetinde. Belki de AK Parti adına ilk ve son proje sunumu olmuştu. Oysa dönemin efsane ismi CHP Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun daha gerçekçi projeleri vardı “Ben Malatya’nın Dilencisiyim” diyerek okulların dijital alt yapıya kavuşmasında büyük çaba sarf etti. Ve ne yazık ki oda muhalefet adına proje üreten son kişi oldu. Bu tarihten sonra Malatya’da seçimler, iktidar ve muhalefet adaylarının suya sabuna dokunmayan ülke gündemi üzerinden oluşturdukları sanal tartışmalarla yapıldı. Hal böyle olunca sürekli nüfusu artan bir şehrin boşluklarını doldurmakta hükümete kalmış oldu. Hükümette aynısından bizde 30 küsur şehir daha var ve onlar talep eden şehirler biz onlarla ilgileniyoruz işinize gelirse elimizde bunlar var diyerek yaptığı küçük yatırımlarla avuttu Malatya’yı. Benzerlerinin Türkiye’nin hemen her şehrinde olduğu rutin devlet yatırımları. Bakın Malatya’ya özgü en son yatırım mevcut Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası oldu. Çünkü yapımı tamamen Malatya idarecilerince istendi talep edildi. Hoş o da AK Parti gazabına uğrayan ilk hedef olmuştu tamamlanması anlamsız bir şekilde yıllarca bekletildi. Ve birçok yapısı projeden silinerek tamamlandı.
Malatya artık yeni bir sürecin eşiğinde. Şehir ilgisizlikten yorgun düşmüş durumda. Bu yorgunluk bu bünyeyi kaldıramaz. Artık Malatya dışardan değil içerden yönetilmeli. Muhalefet talep oluşturmalı ısrarla istemeli, iktidarın yerel temsilcileri de mevcut şehrin ötesinde yeni bir şehir planlamalı.
Öyle bir anketör gibi, çarşı pazar gezerek şikâyet toplayıp onları dillendirerek siyaset yapmanın ya da Malatya için aktivist olmanın bu şehire bir faydasının olmadığını görmenin zamanı geldi de geçiyor. Artık proje üretin, kamuoyu oyu oluşturun, talep edin. Malatya’ya yapılacak yatırımları Malatya dışında herkesin belirlemesine son verin. Vasatı, sıradan olanı değil, kaliteli, sürdürülebilir olanı isteyin. Malatya Malatya olmalı artık.





