Ulaştırma Ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Urhaloğlu dün sosyal medya hesaplarından Beylerderesi Viyadüğü’nün şehir ulaşımını 30 saniyeye düşürdüğünü belirttiği garip bir paylaşım yaptı.

Yapımına 2005 yılında başlanan ve çeşitli ek ödeneklerle ancak 2011 yılında tamamlanıp hizmete açılan Beylerderesi Viyadüğü için Ulaştırma Ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Urhaloğlu’nun sanki yeni yapılmış ve Malatya’nın en büyük sorununa çözüm bulmuş bir hizmetten bahseder gibi paylaşım yapması akıllara “bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” atasözünü getirdi.

Normalde sadece Pazartesi günleri haftalık yayın yapan Malatya İlkgün Gazetemiz için köşe yazıyordum. Ama Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Urhaloğlu’nun Beylerderesi Viyadüğü paylaşımı bu haftaki köşe yazımda serzenişlerimde ne kadar da haklı olduğumu bir defa daha ortaya koydu.

Malatya’nın hem hükümet hem de muhalefet temsilcileri tarafından vasata alıştırıldığını ve bununda siyasetçiler için büyük bir konfor alanı oluşturduğunu ifade etmeye çalışmıştım. Neticede hak yerini buldu isyanıma ilk örnek hükümetten geldi. Keşke köşe yazımdan önce Bakan bu paylaşımı yapsaydı diye dün dövündüm durdum (!)

Dalga geçiyorlar bizimle demek istemiyorum ama yapılanlarında başka izahı yok maalesef. Sayın Bakan, biz mega projeler istiyoruz. Malatya’nın lojistik üst olmasını talep ediyoruz. Ama siz bize köprünüz var mutlu olun diyorsunuz! Yani vasatla yetinin diyorsunuz.

Troleybüse, trambüs, köprüye viyadük, gecekonduya villa denilen bir şehirde elbette yapımı ek ödeneklerle yıllarca bitmeyen bitince de mimari hataları sonucu yol sathı bozuk olan bir köprü ile övünmemiz beklenilecek. Bu kadar da kör gözüne parmağım yaklaşımlar gerçekten üzüyor bizleri.

Bugün bekledim belki muhalefet buna bir tepki gösterir diye ama maalesef onlarda bu vasatlığın konforu bozulsun istemiyor.

O Zaman bir defa daha hatırlatayım;
Malatya iki Başbakan, iki Cumhurbaşkanı olan, spordan, sanata, bilime, iş dünyasından, ülke ve şehir yönetimlerine birçok başaralı insanın ata ocağıdır. Hatta büyük birçoğunun ilk mektebidir. Hayata ilk atıldığı yerdir. Yurdun birçok noktasında o anlı şanlı işleri yapan lider ruhlu insanların şehridir Malatya.

Misal, Türk futbolunda bugün 75 Milyon Avro ile yıldız indirdik diye sevinenler var ya işte onlara Malatya sadece gülüyor. Eğer Malatyaspor Dünya Kupası Şampiyonu Brezilya Milli Takımı’nın üç as futbolcusunu transfer etmeseydi bugün hala hepiniz Büyük Ali, Küçük Veli ile Avrupa’da ön eleme turu kovalıyor olurdunuz.

Hadi daha geriye gidelim. Sayın Bakan şu terimi duymuş mudur acaba? “Ankara, Malatya’nın büyük hali” Ankara’ya giden birçok Malatyalı bu terimi kullanır. Peki neden? Cevabı çok basit; Ankara’nın şehir planlamasını yapan mimar ile Malatya’nın şehir planlamasını yapan kişi aynı kişidir. Ve bu kişi aynı zamanda Almanya’nın başkenti Berlin’inde şehir planlamasında çalışan Carl Christoph Lörcher’dir.

Hadi birazda Atatürk’ümüzün Malatya hassasiyetine bakalım. Ki bu konu tam sizin alanınız. Atatürk Malatya’ya iki defa geliyor ikisinde de aynı sebep. Tren hattı açılışı. İlk gelişi (13 Şubat 1931) güney Fevzipaşa hattı, ikinci gelişi (14 Kasım 1937) batı Sivas hattı. Bilin isterim ki halen Malatya’nın bu iki hat dışında demiryolu bağlantısı yoktur. Hadi birazda magazin bir bilgi “Tren Gelir Hoş Gelir” türküsünün yöresi de Malatya’dır.

Malatyalılar tren yolculuğunu sever. Özellikle Adana istikametine yaz dönemlerinde yer bulamazdınız kompartımanlarda. 6 Şubat öncesinde yol bakım çalışmaları nedeni ile Adana trenleri aksatıldı ve ihmal edildi. Deprem sonrasında Malatya-Narlı hattı yük treni kullanımına açılsa da Adana’da YHT çalışması var diye Malatya-Adana yolcu treni seferleri halen yapılmıyor.

Aslına bakarsanız Malatya 420 metrelik bir köprü ile övünecek bununla yetinecek bir şehir değil. Hiçbir zamanda olmadı. Lütfen Malatya’ya gerçek gurur duyulacak yatırımlar yapın ve bununla övünün. Bu ve benzeri paylaşımlar Malatya’yı küçümsemekten başka bir işe yaramıyor!