Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, sosyal medya hesaplarından bir müjde açıkladı. Tabiri caiz ise ortalık karıştı. Sami Er, müjdesinde İnönü Caddesi’nde yer alan Kız Meslek Lisesi binasının yerine 190 konut, 79 dükkân ve 99 ofisin yer alacağı bir projenin ihalesinin yapıldığını belirtti.

31 Mart tarihli paylaşımlara yapılan yorumlara baktığımızda Malatyalıların birçoğunun tepki gösterdiğini, küçük bir azınlığınsa “yatırımın iyisi kötüsü olmaz” diye tepki gösterenlere tepki gösterdiğini gördük.

Öncelikle tepkilere bakmak lazım. Neden bu müjde beğenilmedi? Sami Er, neden tepki topladı? Aslında cevabı basit. Müjde diye sunulan proje öncelikle standart bir TOKİ binası ve bu yığma beton binalardan o kadar çok yapıldı ki arz fazlası oluşmuş durumda. İkinci ve en büyük tepki ise konumu. Yapılacak yer sanırsınız 80 metre genişlikte ana caddesi olan, en az 30 metre ara yolları olan, meydanları olan bir yer. Ancak ana caddesi tramvay hattı için en fazla 30 metre genişletilecek. Bu cadde bu yoğunluğa nasıl cevap verecek?

Şöyle düşünün; İnönü Caddesi’nin en geniş hali Yüzakı (Altınkayısı) Caddesi’nden daha dar olacak! Yeşilyurt ilçesi Tecde Mahallesi sınırlarında olan Yüzakı Caddesi 50 metre genişliğinde ve ne toplu taşıma geçiyor ne de hafif raylı sistem var. Taşıt trafiği ise son derece az. Malatyalıların yoğun olarak kullandığı bir aks da değil.  Şimdi bir de İnönü Caddesini düşünün bir ucunda Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, AVMler, Ticaret Merkezi, Beş Yıldızlı Prestij Bir Otel, Merkez Bankası, Sanat Sokağı diğer ucunda Valilik binası, kadim ticaret merkezi Kapalı Çarşı, Yeni Esnaf Çarşıları ile Kayısı (Şire) Pazarı ve genişliği sadece 30 metre! Uçtan uca bir hafif raylı sitem, otobüsler, ticari araçlar, hususi araçlar, kamu araçları ve burada ikamet edecek 190 konutun günlük sirkülasyonu. Bu cadde tam manası ile hizmete girdiğinde öyle ferah ferah kullanılabilecek mi?

Ve benim anlamadığım neden şehrin bütün nüfus hareketi bu dar cadde üzerine inatla toplanıyor. Oysa Malatya her tarafı dağlarla çevrili dar bir ova değil ki. Kuzey yönünde yeni şehir merkezleri oluşturmak varken neden inatlaşıyoruz bir de kime ve neye inat yapılıyor bu işler? Geleceğin Malatya’sı diye sunulan bu ucube işleri kimler yapıyor?

Türkiye’de yaşanılan büyük depremler sonrası şehirlerin yeniden yapılanma sürecinde kentlerin tarihi ve kültürel dokuları korunurken buna da özellikle özen gösterilirken maalesef Malatya beton terörizmine maruz kaldı. Misal, Sakarya şehrin ortasında içine uçak koydukları ve uçağın içinde küçücük kaldığı büyük bir şehir parkı var. Peki, Malatya’da içine bırakın uçağı minibüs park edebileceğimiz bir şehir parkımız var mı? Yâda Sayın Sami Er, İnönü Caddesinin özelikle Sıtmapınarı-Kışla Caddesi aksının betona gömülmesini 1 metre kare bile yeşil alan olmamasını dert ediyor mu? Görünen o ki en ufak bir endişeleri bile yok. O yüzden elde avuçta kalan son kamusal alanı da hiç çekinmeden hem de büyük bir keyifle, vasıfsız bir beton yığınına teslim etmeyi müjde olarak duyurmaktan geri kalmadılar.

Tabi bu müjdenin konumu ve yaratacağı sorunların yanında halkın bir diğer tepkisi de projenin vasatlığı. Özellikle 6 Şubat sonrası yerel yöneticilerin panikliği ve seçilmişlerin başarısızlığı sonucu Malatya’da yeniden dönüşüm süreci tamamen Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na kaldı. Bakanlık yetkilileri ve Bakan Murat Kurum’da AK Parti’nin sandık menfaatlerini düşünerek Malatya’da plansız ve kullanışsız projeleri biran önce bitsinler diye hayata geçirmek istedi ve başlattı. Nihayetinde seçim öncesinde 1 yılda bitiririz diye söz verilmişti. Ancak işler Malatya’da istenildiği gibi olmadı. Durumu toparlamak adına panik davranılarak hazırlanan çarşı projesi ve basit konutlar adeta birer yapboz gibi şehri sarmaya başladı. Özellikle İkizce bölgesinde konut yoğun yapılan projeler sosyal ve ticari yaşam düşünülmeden yapıldığından mütevellit yerleşim oranı da düşük kaldı. Konteynır kentlerde yaşam süresi uzadı. Yapılan konutların inşaat eksikleri de bu süreçte etkili oldu. Şehir içinde ki mahallerde de yapılan TOKİ konutlarının da görsel mimariden uzak, hatta şehrin geleceğe yönelik mimari dokusunu da bozan oldubitti konutlar olması zaten Malatyalıları iyice darlarken birde yine bir kopyala yapıştır, üçüncü sınıf beton yığınına müjde denilmesi bu kadarını da hak etmiyoruz dedirtti.

Deprem felaketinin üçüncü yılını geride bıraktık ama halen inşaatları bitiremedik. Halen şehrin en önemli ve en önce bitmesi gereken işlerinde bitmeye dair en ufak bir ışıltı göremiyoruz. Kaba inşaatı biten konutların ve iş yerlerinin çevre düzenlemesi inşaattan daha yavaş ilerliyor. Hal böyle olunca şehrin tozu, dumanı, çamuru, çukuru da düzeltilemiyor. Vatandaşlar hem sağlıklarından oluyor hem de kötü ve kullanışsız yolların yarattığı zararların ekonomik bedelini ödüyorlar. Süreç uzadıkça öfke uzuyor.

Müjdeye verilen tepkilerin ana sebepleri böyle uzayıp giderken asıl sorun tepki verenlere karşı tepki verenler. Onlar nasıl bir dünya da. Biz işler artık bitsin Malatya artık rahat bir nefes alsın isterken onlar daha çok beton daha çok kaos ve daha da uzayan dertlerin peşindeler yada bu uğurda çeşitli rantların hesabındalar.