Hava Sosyal Medya adlı havacılık üzerine paylaşımlar yapan bir sosyal medya hesabı, Türk Hava Yolları’nın İstanbul-Malatya seferini gerçekleştiren bir uçakta yolculardan birinin uçak Malatya Havalimanı’na iniş yaptığı esnada tuvaleti kullanmak istemesi kabin görevlilerinin uçuş güvenliğini riske atmamak için talebi reddetmesi, ardından yaşanılan tartışmalar ve kadın yolcunun tuvaletini uçağın kabinine yapması üzerine gelişen olayları başka bir yolcunun cep telefonu ile çektiği görüntülerle paylaşmasının ardından yaşanılan olay ülke genelinde gündemin en üst sıralarına yükseldi.

Ulusal gazetelerin ve dijital platformlarında söz konusu haberi manşetlerine taşımasıyla olayla ilgili tartışmalarda uçuş güvenliği ve yolcu haklarından çıkarak bir habercilik krizine dönüştü.

Konu Malatya’da gelişen son derece ilginç ve yaşanılması on bin de bir, bir olay olunca Ilkgungazetesi.com ve malatyadogruhahber.com platformlarımızdan ve sosyal medya hesaplarımızdan da haberi ilgili görselleri ile okuyucularımıza ilettik.

Haberi paylaştık ve gelen yorumları takip ettiğimizde haberden daha da ilginç ifadelerle karşılaştık. Birtakım bilirkişiler, konunun hassas bir konu olduğunu ifade ederek böyle haberler yapılmaması gerektiğini Malatya’nın kimliğine zarar verdiğini dile getiriyorlardı. Belli ki gazetecilik konusunda üst düzey akademik eğitimleri var bu bilirkişilerin.  

Öncelikle söz konusu haberde yolcunun kimliği açıklanmamış. Görseller sansürlenmiş. Kişisel hak ve hürriyetler ve ilgili yasalalar göz önünde bulundurularak gerek haberin öznesi olan yolcunun hassasiyetleri gerekse de diğer yolcuların hassasiyetleri açısından haberde herhangi bir kimlik deşifresi yapılmamıştır. Takip ettiğim kadarı ile sadece İlkgün Medya Grup değil haberi paylaşan ulusal yerel diğer tüm haber platformları da aynı dikkati ve hassasiyeti göstermiş. Buraya kadar haberin oto sansürlük bir yanı yok.

Gelelim bilirkişilerin Malatya hassasiyetine. Şehirin altı üstüne gelmiş, yeniden imarı fiyasko ile sonuçlanmış. Sanayi tesislerinin şehirden taşınma oranı yüzde 30’lara çıkmış, tarımı desen adeta çökmüş. Şehrin en fazla para kazandığı sözüm ona marka tarım ürünü kayısının sahipleri diğer iller olmuş. Bir diğer marka olan Malatya’nın profesyonel futbol kulüpleri yok olmanın eşiğine gelmiş. Fuarları, festivalleri tarihe gömülmüş. Çarşı, pazarı Hindistan’dan, Pakistan’dan ve Afganistan’dan hallice olmuş. Türkiye'nin en önemli şehirleri arasında gösterilen Malatya’nın marka değeri 300 bin 400 bin nüfuslu dört beş tane ilçesi olan şehirlerle aynı kategoriye düşmüş sadece bir uçak haberi mi bozmuş karizmamızı?

Ortada bir şehir karizmamız olsa bile bu haberleri yok saymak, görmemezlikten gelmek bir defa mesleğin kendisine ihanet. Bizim işimizin en avam tabiridir; “Köpek insanı ısırırsa haber değeri olmaz ama insan köpeği ısırırsa haberdir.” Ki olayın Malatya’nın karizması ile iligili bir yanı da yok. Olayın Malatya’yı ilgilendiren tek yanı uçağın Malatya’ya iniyor olması(!)

Bu bilirkişiler, hangi karizma çarşıya dışardan turist davet edebilir mesela? Şehrin en önemli caddesinin ve mevcut çevreyolunun içler acısı Hindistan vari halleri Malatya’nın marka değerini sarsmıyor mu?

Beyler, bayanlar ve pek muhterem bilirkişilerimiz Atatürk (Kışla) Caddesi ve İnönü Caddesi bir ucu Battalgazi diğer ucu Yeşilyurt ilçesine bağlı yekpare bir cadde olmasına rağmen ve depremden sonra 3 yazı ile de yazayım “ÜÇ” yıldır bitirilememesi. Mevcut görüntünün deprem enkazlarından bile daha kötü olması hiç mi vicdanlarınızı sızlatmıyor? Efendim şöyleymiş, böyleymiş, ihalesi başlamış, istimlakları yapılmış, sabırmış... O bilirkişilerin de tek bildiği habercilik bu olunca koruya bildikleri tek marka değerimizde uçakta yaşanılan tuvalet krizini halktan saklamayı, gizlemeyi tembih etmek oluyor(!)

Unutmadan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28. Maddesinde şöyle bir ifade var; “Basın hürdür ve sansür edilemez” Yani sayın bilirkişiler, neyi haber yapıp yapmayacağımıza kendi yayın kurullarımız karar verir. Ve bizler de hem ülkemizin hem de şehrimizin tüm hassasiyetlerine son derecele duyarlıyız.