Ticaret Bakanlığı 2025 yılı ihracat verilerini açıkladı. İllerin toplam ihracattaki paylarının açıklandığı tabloda Malatya bir önceki yıla göre yüzde 0.26’lık bir ilerleme göstermiş. Bunun en temel sebebi de hiç şüphe yok ki kayısı ihracatı. Kayısı her yıl olduğu gibi 2025 yılında da Doğu Anadolu Bölgesi’nin en fazla ihracat yapan şehri olarak öne çıkmamızı sağladı. Peki, Malatya bu ekonomiden ne kazandı derseniz koca bir sıfır.
Pandemi ve deprem felaketlerinin ardından geldiğimiz noktada Malatya’nın şehir ekonomisi esnafın ve hizmet sektöründe çalışanların omuzlarında. Sanayi özellikle de ağır sanayi yatırımı fakiri olan Malatya nasıl oluyor da ihracatta artış gösteriyor diye kafa karışıklığı olmasın diye kayısının önemini belirtmek istedim. Ancak kayısı konusunda da gelecek pek güven vermiyor. BİLSAM raporu ve süreci titizlikle inceleyen Prof. Dr. İbrahim Gezer’in açıklamalarına bakılırsa kayısı efsanesi içinde geri sayım başlamış durumda. Zira alan bazında üretim son on yıldır hiç artmıyor.
İlgililer ise ilgisiz durumda. Malatya acaba neyin bedelini ödüyor ki? Hükümete siyasi destekse en yükseği, yerel yöneticileri rahat bırakmaksa en umursamaz muhalefeti var. Bu kadar rahat çalışılabilecek hangi şehir var ki Türkiye’de? Tüm bunlara rağmen Malatya’nın ekonomisi büyümek yerine geriliyorsa, sorunları çözüm konusunda çözümsüz kalıyorsa temel sorun ne olabilir ki? Fazla rahatlık mı? Bilemiyoruz.
İhracat verilerinin açıklandığı tabloda komşu vilayetler Kayseri ve Kahramanmaraş herhangi bir lokomotif tarım üretimine sahip değilken onlara yaklaşamayacağımız bir ivmeye sahipler. Onların yükselişindeki en temel faktör ise hiç şüphe yok ki sanayi yatırımları. Kayseri ve Kahramanmaraş acaba neyi nasıl başardı, hangi adımları düzgün atıyor, siyasileri, sivil toplum kuruluşları sistemi nasıl kontrol ediyor ki yaşam kalitelerini arttırmayı başarıyor diye kendi kendimize sorsak Malatya o seviyelere ulaşamasa da belirli bir ilerlemeyi sağlayacak belki. Ama biz kendi kendimizle kavga ediyoruz. En önemli kurumların yöneticileri yapmaması gereken ne kadar skandal varsa yapıyor ne yazık ki.
Şehir ekonomisinin mihenk taşı konumundaki kurumların yöneticileri maalesef ne kadar popülist, ne kadar vasat, ne kadar gereksiz eylem varsa hemen hemen hepsine adeta balıklama atlıyor. Bıktık. Yıldık. Ama nafile, bu kısır döngüden bir türlü kurtulamadık.
Ne kadar geri olduğumuzu anlamanız için Kayseri’ye bakalım mesela, Kayseri’nin ihracat payı yüzde 1,50 artmış biz tekrar olacak ama yüzde 0,26 arttık. Kayseri’nin kayısısı yok. Bizim var. Kayseri’nin gelişen bir yaşam kalitesi var bizim yok. İbret alanımız var mı? O da yok!
Sahip olduğu imkânlar göz önüne alındığında Malatya’nın ihracatta ki payı yüzde 1,70’lerde olmalıydı hatta daha da fazla. Hayır abartmıyorum. Kayseri’yi baz alırsanız tek ve en önemli eksiğimizin ağır sanayi yatırımı ve turizmden kaynaklandığını görürsünüz. Kayısının yanına sanayi ve turizmden de yeterli geliri elde etmiş olsaydık tabloda ki yerimiz ilk on şehirden biri olacaktı. Ama yıllardır olamadık ve önümüzdeki on yıl içerisinde de ilk on şehir arasında olmamız mevcut konjonktürde nerede ise imkânsız görünüyor.
Bazılarınız özellikle Şubat ayı içerisinde bazı bakanlıkların Malatya’ya yatırım protokolleri imzaladığını bunların hayata geçmesi durumunda bazı işlerin düzeleceğini söyleyebilir. Lakin orada da farklı nüanslar var. Yapılan yatırım protokollerine bakıldığında bunların gelir getiren şehrin ekonomisini büyütecek hizmetler olmadığını, aksine rutin devlet yatırımları olduğunu görürsünüz.
Peki, bizim beklentimiz nedir? Ne olmadır? Otomotiv sektörü ne den olmasın? İnşaat sektöründe kullanılan iş makinalarının üretim tesisleri neden olmasın? Kültür ve sağlık turizmi neden olmasın? Bunlar ve benzerlerini talep etmememizde ki temel mantaliteyi sorgulamak lazım aslında. Biz isterken neden hep mahcup oluyoruz? Bizim siyasiler büyük hizmetler talep etmekten neden korkuyorlar mesela? Korku mu, uyuşukluk mu, rehavet mi nedir temel problem? Neden koca bir şehir vasata alıştırıldı? Hani bunların hiçbirinin cevabını alamıyoruz da, ya bu şehrin insanları onlarda mı vasatı talep ediyor?
Belli ki en temel sorun seçmende. Seçmen kaliteyi, refahı, mutlu, sağlıklı, sağlam yaşamayı tercih etse, istese yukardaki soruların büyük bir kısmı kendiliğinden yok olacak. Halk ayna ile yüzleşene kadar siyasilerden kaliteyi talep etmeyi öğrenene kadar kayısının getirdiği paranın kalitesi kadar yaşayacağız bu şehirde. İhracat verileri tablosu bir bakıma bu gerçeği de adeta bir tokat gibi yüzümüze çarptı.





