O berrak sesiyle ne güzel yorumlamıştı Selda Bağcan; “Yaz, yaz gazeteci, yaz. Yaz, yaz efendi, yaz”. Son yıllarda revize edilmiş versiyonları ile gençlerinde ilgi odağı haline gelen türkü aslında halkın yıllar, yönetimler değişse de değişmeyen sorunlarına ilgi çekmeye çalıyor. İlginin öznesi de haliyle biz gazeteciler oluyoruz.
Aslında biz gazeteciler, yöneten erk ile yönetilen arasında ki iletişim köprüsüyüz. Kimi zaman Uğur Mumcu oluyoruz yok edilecek hedefiz, kimi zaman da muhalif gazeteci olarak sığınılacak liman oluyoruz. Ne zaman ne olacağımıza da biz karar veremiyoruz maalesef.
Kamuoyu dediğimiz milli egemenliğin tek sahibi olan halka memleketlerinde olan biteni anlatmakla mükellefiz ve sadece anlatmaya çalışıyoruz. Anlatabilirsek halkta idareciler de mutlu oluyor. Ne zaman ki bir şeyleri anlatmakta zorlansak haliyle bizden kötüsü olmuyor.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladık. Adı kutlama bakmayın öyle sazı sözü alıp da eğlenmedik. Bir takım iyi niyet mesajları, bir iki kahvaltı organizasyonları, hatır şinas bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin ziyaretleri ile geçen iki günden ibaret bir an aslında 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Eskiden de böyleydi. Şimdi de böyle. Herkesin çok önemsediği ama kimsenin umursamadığı yegâne meslektir gazetecilik.
Maddi manevi zor iştir. Biz olamadan üç kişi bir araya gelip şarkı söylerseniz sadece şarkı söylemiş olursunuz ama ortamda dördüncü kişi gazeteciyse o şarkı konsere dönüşür. İşte bu yüzden mikrofonu kapan herkes ilk iş ortama bir gazeteciyi davet eder. Sesi daha çok yerden duyulsun diye. Ama gazetecinin ne şartlarda oraya gelip ne şartlarda şarkıyı konsere çevirdiğini kimse umursamaz. Şarkı söyleyenin sesi kötüyse onu haber yapan gazeteci ilk tu kaka edilen olur ve kimi zaman da hayatı tehlikeye girer. Şarkıyı söyleyen söyler, istediği coşkuyu yaşar sonrasına da bakmaz. Zordur yani bizim iş. Bir nevi kelle koltuktadır. Şehitleri olan bir meslektir gazetecilik. Parası yoktur ama canı ortadır. Kimse şarkının iyisiyle kötülüyle ilgilenmez herkes kötü şarkıyı haber yapan gazeteciyle boğuşur.
Cuma günü Malatya Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Yeşilyurt ve Battalgazi Belediyeleri’nin de katkısıyla Malatya Büyükşehir Belediyesi Nikâh Sarayı’nda 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısı ile yerel medya temsilcilerine özel bir kahvaltı programı düzenlendi. Programda ilk olarak söz alan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın yerel medya temsilcilerine belediye çalışmalarının lansmanında ki katkıları için teşekkür ederken daha sonrasında söz alan Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ve Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ortak bir şikâyeti dile getirdiler. Şehrin sorunları dile getirmeye çalışan bazı gazetecilerin üsluplarında belediye başkanlarına hakarete varan ifadeler kullanmasını doğru bulmadıkları bu tavırların kurumların yapısına zarar verdiğini dile getirdiler. Ama bu serzeniş biraz uzayınca her iki başkanın da söylemi yerel basının tamamına nükseden ifadelere dönüştü. Hal böyle olunca İlkgün Tv program yapımcımız Berkman Dulcan konuşmaların tamamlanmasının ardından söz alarak etkinliğe katılan gazetecilerinde itham altında kaldığını ifadeyle söz konusu olan gazeteciler hakkında yapılacak konuşmaların yerinin böylesi bir an olmaması gerektiğini söyledi. Berkman Dulcan’dan sonra tekrar söz alan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Samir Er ve Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ise sözlerin yerel medyanın tamamına söylenmediğini kast ederek katılımcılara özür mahiyetinde açıklama yaptılar. Konu o an orada kapansa da sonrasında sektör içinde çokça tartışıldı.
Evet, kurumların deprem sonrası halen oturtulamayan bir sürü eksiği var ve İlkgün Medya olarak bizde bunları sıklıkla tüm yayınlarımızda kişi ve kurumları incitecek her türlü dilden de kaçınarak kamuoyuna aktarmaya çalışıyoruz. Lakin kurumları, kurum yöneticilerini alaycı dillerle eleştirenlerden dert yanmak yerine işini layıkıyla yapan gazetecileri gündemde tutmak daha doğru bir tavır olurdu. İşi olması gerekenin dışında yapan meslektaşlarımız yok mu varlar. Ve bizlerde bu konudan misliyle şikâyetçiyiz. Bu durum ancak dört başı mamur, insan hak ve özgürlüklerine saygılı bir basın yasası ile çözülebilir. Ayrıca bir tartışma meselesi olduğundan uzatmadan söyleyelim ki, keşke gündeminizde başarılı meslektaşlarımız ya da her türlü ekonomik zorluğa rağmen Malatya’da yerel medya yatırımını kanunun ve şartların gereklerine uyarak yapan kurumları tebrik etmek olsaydı daha iyi olurdu. Nihayetinde bir kuru teşekküre mürekkep döküyoruz. Hele bu teşekkür halktan gelirse daha çok mutlu oluyoruz.
Eleştiri dozunun ayarına mahkemeler karar vereceğinden adli konuların ilgi alanına giren meseleleri bu kadar uzun uzadıya dile getirmek tercihte hata oldu. Artık vasatı yermek yerine başarıyı teşvik eden söylemlere geçilmeli zira sayın başkanlar her ne kadar pembe tablolar çizse de Beydağı’na çıkıp Malatya’ya baktığınızda yapılacak daha çok işin olduğunu görürsünüz. Bunlara odaklanmalıyız.
Son söz olarak Yeşilyurt Belediyesi Basın Müdürü Mehmet Yeler ve Battalgazi Belediyesi Basın Müdürü Süleyman Keskin ile Malatya Büyükşehir Belediyesi Basın Müdürü Hayati Tokmak’a ayrıca teşekkür etmek lazım kahvaltı programında neredeyse tüm konuklarla ilgilendiler.
Bu arada Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu’da İlkgün Medya dâhil şehrimizdeki hemen hemen tüm basın kuruluşlarına birer çiçek göndererek 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı. Kendisine de bu nazik davranışından dolayı teşekkür ediyoruz.




