Malatya için hepimizin tek temennisi şehrin gelişmesi, yaşam standartlarının yükselmesi, Türkiye’nin cazibe merkezi olması. Sokaktaki vatandaştan, gazetecisine, siyasetçisinden sivil toplum kuruluşu temsilcisine hepimiz bu amaçlar için kafa patlatıyoruz. Kimileri yüksek tondan konuşurken kimileri de daha ılımlı söylemlerle fikirlerini dile getiriyor.
Herkesin hayalinde tabi olarak farklı bir Malatya var. Ama ortak bir hedef var. Yaşam standartları yüksek bir Malatya. Evet, hepimiz bir şeyler istiyoruz. Ama hiçbirimiz isteklerimizi, beklentilerimizi uygulanabilir şekilde ifade edemiyoruz. Durum böyle olunca geleceğin Malatya’sı da Malatyalı olmayanlar tarafından inşa ediliyor maalesef. Yani hükümet kendi imkânları ile bir şehir inşaa ediyor. Ancak ortaya çıkan tabloda kimseyi memnun etmiyor. Memnun olmayanlar beklenti yerine aşırı yüksek tonda muhalefet yapınca iktidarda savunma refleksine geçiyor. Olan da Malatya’ya oluyor.
Muhalefet partilerinin, vatandaşların yaşam kalitesini yükseltecek ve şehrin değerini artıracak projeleri oluşturmaktan çekinmesini halen sorguluyoruz. Neden gündelik siyasi kavgalarla boğuşuyorlar? Malatya’nın mevcut çevre yolu için yonca kavşaklar oluşturulmasını halen talep eden bir tane parti ya da stk çıkmadı. Talep etmeyi de geçtim erken ya da olağan bir seçim için bunu vaat olarak kullananda yok. AKP, Malatya’da 24 yıldır iktidar. Ama bir tane bile Malatya için cazibe yatırımı yok! Muhalefetinde bu açığı kullanmaya niyeti yok. AK Parti yetkili ve seçilmişlerinden çok sık duyarsınız bilmem kaç milyon dolarlık yol ve alt yapı, tarım ve hayvancılık, spor ve eğitim yatırımı diye. Bunlar hükümetin ülke genelinde hemen hemen her ilde yaptığı rutin hizmetlerin Malatya yansıması. Bunu ben biliyorum da muhalefet bilmiyor mu? Biliyorlar elbette ama ne hikmetse onlarda Malatya’nın bu kadarla yetinmesi gerektiğini düşünüyorlar.
Türkiye tarımının göz bebeği iki ürünün başkentiyiz. Ama Malatya’ya şöyle bir baktığınızda bunun yansımalarını görebiliyor musunuz? Kayısı ve Dalbastı (Napolyon) Kirazı. Kayısının dünya başkenti dalbastının da namlı Türkiye başkentiyiz. Ama her ikisi de sözde tabi. İktidar partisi 23 yıldır Malatya’da kayısı ve kiraz için gelir artırıcı en ufak adım atmazken muhalefette çözüm sunmuş değil!
Türk futbolunu dünya yıldızları ile tanıştıran, adeta çağ atlatan Malatya’nın futbol kültürü şuan ülke standartlarının da altında. Bununda ekonomik faydalarından yoksun bırakıldık. İktidar da hamle, muhalefette ise çözüm yok.
Sağlık sektöründe devlet vergisi bir velinimetimiz var. Hangi şehre nasip olur ki o şehrin iki evladı ikisi de hem Başbakanlık hem Cumhurbaşkanlığı yapsın. Malatya’ya nasip oldu. Ülke ekonomisinde devrim yapan Turgut Özal, memleketine bunun nişanesi olarak o yıllarda Türkiye için bile lüks sayılan bir tıp merkezini ata ocağı Malatya’sına adeta armağan etti. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi. Bunun ekonomik faydalarını kullanabildik mi? Muhalefet bu konuda uygulanabilir bir proje üretti mi? Hayır, henüz üretemedi.
Tarihi yapıları ve Anadolu Türk Medeniyetinin kadim miraslarını taşıyan ve halen Türk töresinin itina ile korunduğu turistik merkezleri olan bunlara ek olarak doğanın bin bir lütfuna hâkim cennet bir şehrin, ziyaretçi yoksunluğunu iktidarın dert etmemesini bir nebze anlarken muhalefetin duyarsızlığını hangi gerekçelere bağlayalım?
Türk sanayisinin en önemli kuruluşlarını Malatyalı iş insanları var etmiş ve halen yönetirken onları ata toprağına yatırım yapmaktan geri bırakan sebepleri muhalefetin gündeme taşıyamaması onları memleketlerine getirecek projeleri oluşturamaması en çok dert ettiğimiz konuların başında geliyor.
Bir siyasi parti seçim kazanmak için kurulur. Seçim kazanırsa iktidarını korumak için çalışır. Seçim kazanamazsa bir sonra ki seçimi kazanmak için çalışır. Ama hey hat gel gör ki iktidar olan koltuğunu kayıp etmekten korkmuyor, muhalefette kalanın da seçim kazanmak gibi bir kaygısı yok.
Malatya’da muhalefet partileri, iktidar bariz bir skandala imza atmayınca kabuğunu kıramıyor. Hoş o skandallara karşı söylemler de adeta birer saman alevi gibi hemen parlayıp sönüyor. Seçmenin ve şehrin beklentilerini göz ardı ediyorlar. Seçmen Malatya’nın giderek vasatlaştığının farkında. Bunu da son iki seçimde AK Parti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aldığı oyların farkına bakarak rahatlıkla görebilirsiniz. Hatta AK Parti kendi içinde bile düşüşte.
Bu durumdan faydalanmayı bekleyen oportünist muhalefete göre aradaki farkı kazanması lazım. Ama öyle olmuyor. Neden? Çünkü seçmen kim neyi vaat ediyor ona bakıyor. Muhalefette bir kıpırdama, bir istek görmeyince ya çekimser kalıp sandığa gitmiyor ya da mevcut tercihinde kalıyor. Bu kadar net bir tavrın görülememesini inanın şaşkınlıkla takip ediyorum.
Özetle; Malatya’nın bu hengâmeden kazançlı çıkmasının yolu özgün ve standart üstü yatırım talep etmekten geçiyor. Talepler karşılanmıyorsa seçmenden iktidar olmayı talep edecek projeleri halka anlatmak gerekiyor. Aksi halde falan kurumda şu iş yanlış yapılmış filan kurum bu şekilde zarar ettirilmiş inan bunların halkın nazarında hiçbir değeri yok. Sadece o anlık PR yapmış olursunuz o kadar.





