Uzun süredir Malatya’nın geleceği konusunda endişelerimi dile getirdim. Bunun onlarca haklı sebebi vardı. Kent mimarisinin bir bütün halinde ele alınmayışı ve sonuçlarının yarattığı vahametleri anlattım.
Malatya’nın ekonomik sorunlarının yanında değerler sorunu da var. Marka değerlerimizin iyi yönetilememesi; en büyük eğitim kurumumuz olan İnönü Üniversitesi’ne baktığımızda kendini ayan beyan ortaya koyuyor. Bir dönemler Türkiye’nin en gözde akademik kurumlarında olan ve dünya sıralamalarına giren İnönü Üniversitesi sıradanlaşmaya başladı.
Prof. Dr. Sezai Demirel ve ekibinin dünyayı hayran bırakan çalışmaları olmasa İnönü Üniversitesi İnönü Akademik Eğitim Merkezi haline evrilecek. Şans ki Sezai hoca tüm kötü imkansızlıklara rağmen memlekete hizmet etmeyi seçti ve bu uğurda alanında başarılı birçok tıp akademisyenini de ikna ederek Avrupa’nın en önemli nakil merkezini Malatya’ya kazandırdı. Kendisine ne kadar teşekkür etsek bir teşekkür eksik kalıyor.
Tıp Fakültesi dışında diğer fakülte ve eğitim merkezlerine önem verilmiyor. Yanı başında Teknopark olmasına rağmen Malatya menşeili bir çalışma göremedik henüz. İnönü Üniversitesi filanca alanca falanca çalışma ile bir başarıya imza attı haberi yapamadık.
Biz üniversitenin akademik başarılarının yetersizliğini konuşurken bu şehirde bir ilçe belediye başkanı yaşlı vatandaşları otobüse doldurup kampüse taşıyıp kendince şov bile yaptı. O zamanın en büyük endişesi üniversite halka kapalıymış ve kentle bütünleşemediği için akademik çalışmalarda bu yüzden yetersiz olunuyormuş (!) O günden sonra ne oldu? Seferler arttı mı? Akademik çalışmalarda dünyayı, Avrupa’yı hatta Asya ve Afrika’yı da geçtim Türkiye’de bir başarı sıralaması elde ettik mi? Sonrasında hiçbir şey olmadı. O gün, o belediye başkanı ve dönemin rektörünün fotoğraflarda ki gülümseyen halleri kaldı.
Gelelim asıl soruna ve çözüme. Asıl sorun liyakatsizlik. Seversiniz sevmezsiniz ama Fatih Hilmioğlu’ndan sonra göreve gelen tüm rektörler birbirinin devamı oldular. Hepsinin siyasi kaygıları vardı. Hilmioğlu’nun da siyasi kaygıları vardı. Ancak sonraki rektörlerin ve senatolar kendilerine bundan ötesi bizi ilgilendirmez dedikleri bir eşikleri oldu. En basiti kayısı. İnönü Üniversitesi hatta Malatya Turgut Özal Üniversitesi için kayısıda akademik bir çalışma haberi ne yazık ki yapmadık. Çünkü böyle bir çalışmaları yok. Ya da 6 Şubat Felaketi sonrası İnönü ve Malatya Turgut Özal Üniversiteleri şehrin yeniden dönüşümü için akademik bir tavır sergiledi mi? Maalesef olmadı. Adeta yokları oynadılar.
8. Cumhurbaşkanı hemşerimiz Turgut Özal’ın çok büyük hayallerle temelini attığı Araştırma Hastanesi Türkiye standartlarının çok ötesindeyken şu anda orta sınıf bir devlet hastanesinden hallice. Liyakat olmayınca yapılan işlerde vasat oluyor. Binanın fiziksel bakımından tutun da hasta hizmetlerine kadar akademik bir yapılanmanın izlerini görmek mümkün değil. Hasan Çalık Devlet Hastanesi ile İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Araştırma Ve Uygulama Hastanesi’nin hasta hizmetleri birebir aynı. Şaka olsa gülünmeyecek bir durumu yaşıyoruz. Ancak maalesef gerçek. Birisi siyasi seçilmişlerin yönettiği küçük ölçekli ve hizmetleri sınırlı bir kurum diğeri adını bile yazmanın zaman aldığı bir akademik kurum.
İnönü Üniversitesi’nin sahip olduğu potansiyel akademik bir kaygı ile yönetilseydi, sizler şu haberin tam tersini okuyor olacaktınız; “Türkiye üniversiteleri UI GreenMetric World University Rankings 2026 sonuçlarında Avrupa’nın zirvesine çıkarken, İnönü Üniversitesi’nde ortaya çıkan sert gerileme dikkat çekti.
Türkiye, ilk 200, ilk 500 ve ilk 1000’e giren üniversite sayısında Avrupa birinciliğine ulaşırken, Malatya’nın yarım asırlık üniversitesi İnönü’nün önceki yıllarda yakaladığı yükselişi sürdüremediği görüldü.
UI GreenMetric’in resmi 2026 sonuçlarına göre İnönü Üniversitesi, 6 bin 250 puanla dünya genelinde 789’uncu, Türkiye’den sıralamaya giren üniversiteler arasında ise 82’nci sırada yer aldı. (Kaynak: Malatya Haber Ajansı)”





