Alexander Graham Bell, İskoç bilim insanı hani hayatımızın aşkı, yaşam kaynağımız telefonun mucidi olan zat-ı muhterem. Bu Graham Bell bile hayatında bizim kadar “alo” demiş midir acaba? Telefon ile iletişim kurarken sürekli kullanıyoruz tamam da birde bizim Türk milletine has bir kullanım alanı daha var, uyarmak. Evet, birbirimizi bir tehlikeye karşı uyarmak içinde “alo” ünlemini bol bol kullanırız. Peki, uyarılarımız karşı tarafta bir etki yaratır mı? Kısmen hatta bazen…
Defalarca “alo sesimi duyan var mı, varsa bir işaret versin” dedik. Ama bir karşılık alamadık. 6 Şubat felaketinin başaramadığı, yıkımı şehri yeniden yapılandırırken başaran bir organizasyona defaten yaptığımız uyarıların uzay boşluğunda sonsuzluğa doğru yankılandığını gördük.
“Bir Felaketten Enkaz Yaratmak” adlı kitabın yazarları başarılarını 11. Malatya Anadolu Kitap Ve Kültür Fuarı’nda sevenleri ile paylaşıp, imza günü ve söyleşiler yapabilirler. Zira bir doğal afetin ardından şehri bambaşka bir afete mahkûm etmek büyük bir yeteneğin timsali olmayı gerektirirdi. Ve başardılar. Toplu konutlar yapılırken, eski çarşı yeniden düzenlenirken, yerinde dönüşümler planlanırken, yeni imar alanları oluşturulurken hiçbir şey yapmadan çok şey başarmak isterseniz sonuç maalesef bu olur. Geriye sadece fiyasko kalır.
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, çok yakınıyor bizimle dalga geçiyorlar diye. Haklıdır. Dalga geçenler var. Çeşitli sosyal medya platformlarında kimisi fenomen, kimisi gazeteci ironik atıflarda bulunuyorlar doğrudur. Ama sizde bunlara paye veriyorsunuz sanki? Öncelikle tamamı vasat bir kadro olan basın biriminiz bunu sizde kabullenmiş olacaksınız ki sosyal medya hizmetlerini İstanbul merkezli bir şirkete devrettiğiniz konuşuluyor. Ama bizim burada ki konumuz bunlar değil. Bakın Cuma günü 100. Yıl Parkını ve çalışmaları inceliyorsunuz orada bir kısım alanda çimlerin yanlış serildiğini dile getirip düzeltilmesini istiyorsunuz. “Tesviye yapılmadan çim serilmez” diyorsunuz işte işinde bam teli tamda burada. Tesviye yapılmadan çimin serilmeyeceğini bilen bir başkan, imar planlaması olmadan yeniden dönüşümün mümkün olmayacağını bilemez mi? Bilir peki neden yapmaz? Onu da ben bilmemem. Şehir yamuk yumuk bir şekilde imar ediliyor. En prestijli caddeye sıra sıra TOKİ konutları yaptırılıyor ve caddenin yıllar süren cazibe kalitesi bir anda yok ediliyor. Nere mi Fahri Kayahan Caddesi Nikâh Sarayı karşısı. Böyle prestij bir caddeye hangi akıl o vasatlığı kondurmayı akıl etti? Bulunsun ödüllendirilsin. Zemine sıfır balkon var. Ve orada güvenli, konforlu bir şekilde oturacaksınız(!) Binaların Fahri Kayahan Caddesi’ne bakan taraflarında zeminler dükkân olmuşken arka sokağa bakanlar konut olmuş. Evet, tesviye yapılmadan çim serilmez! Bu belki de tuhaflıkların en basiti hatta dile getirilmesi en gereksizi.
Daha kötüleri var. İkizce’de oturum yüzde 50’yi bulacak mı? Eğer bulursa bu bir felaket olacak bunu sizde biliyorsunuz değil mi? İkizce, sessiz sedasız Malatya’nın en büyük sorunu olmaya doğru gidiyor. Nasıl bir felaket derseniz, anlatayım. İkizce tabiri mahzur görün vahşi ve gereksiz bir şekilde ihtiyaç fazlası konutlarla dolduruldu. Yapılan konutların standartları Malatyalıların konut alışkanlığının dışında bir yapıda olduğu için yerli halk yerleşmeyi tercih etmedi ticari bir gelir olarak düşündü. Hal böyle olunca birinci etap dışında oturum oranı yüzde onları dahi bulamadı. Peki, bulsaydı ne olacaktı? İşte orası tam bir kargaşa. Yeterli sosyal yaşam alanları doğru noktalarda planlanmadığı için vatandaşlar ya Akçadağ’a ya da Yakınca istikametine doğru yoğun bir trafik akışı oluşturacaktı. Şuan ki zayıf yoğunluğa bile cevap veremeyen her 500 metrede bir trafik ışıklı yâda trafik ışıksız dönerli kavşağı olan bir hattın bu yoğunluğa cevap verebileceğini kim nasıl hayal ediyor çıksın anlatsın. Aklı başında hiç kimse bunu hayal edemez. Projede var mı bilmiyorum ama yoksa da yapın. İkizce ikinci etap civarından Yeşilyurt eski ilçe merkezine Taftacık mevkii üzerinden en az 35 metre genişliğinde bir yol hattı oluşturun. Çırmıktı, Yakınca ve Gündüzbey eski belediye merkezleri olduğu için vatandaşların ihtiyaçlarına cevap verebilecek alt yapıya sahipler. Böylece Beylerderesi köprüsünde ki yoğunluğu azaltmış ve trafiği de rahatlatmış olursunuz. Peki, oturum oranı düşük kalırsa yollarda yoğunluk oluşmazsa o zamanda farklı bir felaketle karşı karşıya kalacağız. Ki bunu sayın valimiz Seddar Yavuz öngörmüş olacak ki sosyal medya hesabından ihtiyaç fazlası konutların hak sahipleri tarafından kiraya verilmesini rica etti. Dağın başında bomboş binalar ve onlara ödenen paralar. Milli servetin israfı demek.
Bakalım plansız bir şekilde yapılan ihtiyaç fazlası konutların dolması mı hayırlı olacak yoksa boş kalması mı? Zaman ne getirecek onu bekleyip göreceğiz ancak ortada bir hakikat var ki o da çimler tesviye yapılmadan serildi.




