İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü Malatya’da sessiz bir devrim inşa etmeye devam ediyor. Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibi rekorları alt üst etmeye devam ediyor. Bu hafta sekizli nakil yapılarak yeni bir dünya rekoruna imza attılar. Sınırları zorlamak onlar için rutin haline gelmiş durumda. Yeter ki bir insan daha yaşama, sağlığa tutunsun diyerek giriyorlar operasyonlara. Sezai hocamız ve ekibi sağlığına kavuşturdukları insanlarla mutlu olurken bizlerden göğsümüzü kabartan bu başarılarla övünmenin mutluluğunu yaşıyoruz.

Malatya genelinde bu başarı gereken ilgiyi ne yazık ki görmedi. Çok konuşulmadı. Oysa tıp camiasında dünya genelinde hemen hemen tüm akademisyenler Malatya’yı konuşuyor. Nasıl bu noktalara erişildiği araştırılıyor. Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibindeki hemen hemen tüm akademisyenler ayrı ayrı övülüyor dünyanın bir yerlerinde. Ve en çok da Malatya kelimesi dillerde dolanıyor.

Peki biz ne yapıyoruz? TOKİ ne zaman kura çekecek? Çarşıda kime kaç metrekare dükkân düştü, düşecek? Hangi cadde ne zaman asfaltlanacak? Bunlar dışında başka gündemimiz yok maalesef. Yaşadığımız yere gereken o büyük vizyonu katmadığımız sürece üç kuruşluk beton yığınlarının içinde hapsoluruz. O büyük vizyonlardan biri İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü bizi Malatya’nın sığından kurtarıp dünyaya açmaya çalışıyor ama biz bu ele de uzanamıyoruz.

Ne yapmalıyız? Sağlık Turizmi adına ne gerekiyorsa a’dan z’ye her şeyi eksiksiz yapmamız lazım. Konaklama, beslenme, ulaşım öncelikle buralarda şehrin imkanları artırılmalı. Emin olun Malatya dışından birçok hasta Malatya’da konaklama imkanları yetersiz olduğu için tedavi sürecini git gellerle yürütmek zorunda kalıyordur.

Sezai hocam hastalarla yakın diyalog içinde olduğu için onların ihtiyaçlarını çok iyi biliyordur. Şehrin atanmış veya seçilmiş yöneticileri acaba kendisi ile bu konuları ve projelerini görüştü mü? Belli ki böyle diyalog süreci yaşanmamış. Eğer olsaydı zatı alilerinin sosyal medyalarında çarşaf çarşaf yayınlanırdı.

Malatya öyle bir vasatlık içinde ki bakın büyük bir özveri ile gecesini, gündüzüne katarak insanları sağlığına kavuşturan doktorlarımız bu emekleri ile Malatya’ya da ayrı bir katma değer sağlarken Malatya kendisine yapılan bu emeği bir türlü göremiyor. Başarıyı onurlandıramıyor. Aslında bakarsanız bu bir bakıma “Malatya’yı Malatyalılar Yönetmiyor” tezimin de en büyük savı aslında. Şehrin yöneticileri gerçekten Malatya hassasiyetine sahip olsalardı bir adımda onlar atardı. Ama olmuyor.

Bize kalan tek temenni son gurur kaynağımız İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü de günün birinde hikâye olmasın. Onlar başardıkça ben hem seviniyorum hem de içten içe tedirgin oluyorum ya bu süreç bir gün son bulursa? Böyle bir şey kabustan beter.

İnönü Üniversitesi bir dönemler akademik branşların büyük bir bölümünde Türkiye standartlarının üzerini zorlarken şimdilerde sessiz bir eğitim kurumuna vasatlaştı.  Benzeri bir durum Sezai hocamızdan uzak dursun. Onlar adeta gözümüzün bebeği.

Böylesi güzel bir başarıyı gazetemizin 44. sayısında tebrik etmek de ayrı bir güzellik oldu.