Uzun süredir dert yandığımız konu Malatya’nın yeniden dönüşüm sürecinde her şeyin TOKİ’nin alışılmış, görsel ve mimarı açıdan zayıf, yığma beton tekniği ile yaptığı binalara artık son verilmesi ve işin içerisine Malatya’ya farklı bir görünüm katacak olan çağın gereklerine uygun, görsel tasarımı olan, mimari estetiği olan yapıların inşasına başlanmasıydı. Ancak bu hevesimiz hep kursağımızda kaldı.

Yerel yönetim ve iktidar temsilcileri inatla TOKİ’nin basmakalıp üçüncü sınıf beton yığınlarını sanki büyük bir başarıymış gibi halka dikta etmeye devam ettiler. Ve Malatya’nın neredeyse 50 yılını çöpe attılar.  Tabi bu hikâyede sadece iktidar temsilcileri mi suçlu? Tabi Ki hayır. Muhalefetten, tapu sahiplerine kadar herkesin bu ihanette payı var. Muhalefet çözüm üretmenin maddi yükünden kaçarak, iktidar temsilcilerini eleştirmenin konforunda kaldı. Tapu sahipleri ise kısa vadede ticari gelir elde edebilmek adına devletin kendilerine yeni ticari alanlar oluşturmasını, şehri büyütmesini engelledi. Ortaya çıkan sonuçtan da haliyle herkes memnun ancak kimse mutlu değil.

Ne kadar konuşsak ta boş diye pesimistliğe kapıldığımız bir anda Mimarlar Odası Malatya Şubesi isteyince oluyormuş dedirtti. Mevcut Şire Pazarı alanı daha önce Rezerv Alan ilan edilmiş, ancak esnafın Recep Tayyip Erdoğan Dünya Kayısı Ticaret Merkezi’ne taşınmayı çeşitli sebeplerden ret etmesi üzerine Rezerv Alan uygulamasından çıkarılmış hatta Pazar içerisinde yapılan anons hem Malatya’da hem de ülke gündeminde ses getirmişti. Dış cephesi boyanan Şire Pazarı’nın kullanım ömrünü doldurmuş olması gerçeği halen masada duruyor. Bu gerçekle yüzleşme cesaretini gösteren tek kurum Mimarlar Odası Malatya Şubesi oldu. Gerek Malatya Büyükşehir Belediyesi gerek Battalgazi Belediyesi gerekse de Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü halen konudan uzak durmayı tercih ediyor. Ben bu bağlamda Oda Başkanı Yunus Emre Fidanel ve yönetim kuruluna teşekkür ediyorum. TOKİ türkülerine nakarat olmak yerine kendi benlikleri ile şehre değer katmaya çalıştıkları için. “Wedding Center” adını verdikleri çarşı projesi ile mimarı açıdan özgün ve kaliteli bir tasarıma imza atmışlar. Düğün arifesindeki çiftler için özel olarak tasarlanan çarşı konseptinde; beyaz eşya mağazalarından, mobilya mağazalarına, giyimden, kuaför ve bakım merkezlerine kadar düğün öncesi hazırlıkta ihtiyaç duyulan birçok mağazanın olduğu bir alan planlanmış.

Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz, daha iyi yâda daha farklı bir proje de talep edebilirsiniz. Ancak temel mesele yönetim erkinin daha önceden bu ve benzeri yaşam alanı projelerini hayata geçirmesi beklenirken ilk adımın bir meslek birliği olan Mimarlar Odası’ndan gelmesi. Hatırlarsanız İlkgün Tv Youtube kanalımızda Malatya İlkgün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Bülent Yalvaç’ın sorularını yanıtlayan Yunus Emre Fidanel, 6 Şubat sonrası şehrin yeniden dönüşümünde sürecin dışına itildiklerinden dert yanmıştı. Belli ki pes etmemişler. Ve benim üzerinde en çok durduğum toplumsal talep konusunda Malatya’nın basiretsizliğine son verecek bir hamle yaptılar. “Wedding Center” aslında bir talep projesi. Öncelikli talebi Şire Pazarı’nın biran önce rezerv alan ilan edilmesi. Zaten oda yönetiminin proje lansmanı için yaptığı basın açıklamasında da bu talebin altı özellikle çizilmiş durumda. O bölgede oturan biri olarak gönül rahatlığı ile bu talebe destek veriyorum. Şire Pazarı artık ömrünü doldurdu. Koşulları artık kayısı ticareti için pekte sağlıklı değil. Ancak siyasi kaygılar nedeni ile bölgenin restorasyonu sürekli erteleniyor. İnşallah Mimarlar Odası Başkanı Yunus Emre Fidanel’in öncülüğünde geliştirilen proje Malatya’da beklenen değişime öncülük eder ve yeni yaşam merkezlerinin oluşmasını sağlar.  

Bu ilk adım belediyelere de isteyince oluyor dedirmeli. Malatya’yı Çöşnük, Kapalı Çarşı, Çilesiz kısır döngüsünden kurtarıp kuzey bölgeleri kapsayan Hanımınçiftliği - Yeşiltepe hattında da bambaşka bir şehir mimarisi oluşturacak projelere yöneltmeli.