Turizm Değil, Taşımacılık

Abdullah ERGÜN

13-04-2026 09:24

Şehrin dört bir yanına asılan 15 Nisan’da yapılacak “Turizm Çalıştayı “afişlerini görünce kendi kendime yine aynı soruyu sordum:
Yine mi toplantı?

Bu sefer düzenlenecek çalıştayın, alışılmış toplantıların ötesine geçerek daha kapsamlı, daha derinlikli ve sonuç odaklı bir zeminde gerçekleşmesi bekleniyor. Zira artık sorunları sadece tespit etmek değil, onları çözüm perspektifiyle ele almak zorundayız. Toplumun ve kurumların uzun süredir dile getirdiği sıkıntıların, alanında yetkin uzmanların sahaya dayanan bilgi ve tecrübeleriyle masaya yatırılması, bu çalıştayı sıradan bir etkinlik olmaktan çıkarıp gerçek anlamda değer üreten bir buluşmaya dönüştürebilir. Beklenti açık: Konuşulanların havada kalmadığı, çözümün somutlaştığı ve umutların hayata geçmesini diliyorum.

Yakın zamanda benzer konuların ele alındığı toplantıların yapıldığını medyadan öğrenmiştik.

Konuyla ilgili uzman olanların konuyla ilgili anlatımlarının ne olduğunu toplantıya katılan arkadaşların anlatımlarından az-çok öğrendik.

Turizm konusunda sürekli hedef açıklayanlar var. Rakamlar konuşuluyor, planlar anlatılıyor, vizyon cümleleri kuruluyor.
Ama ben açık konuşacağım:

Bu hedeflerin büyük bölümü kağıt üzerinde kalmaya mahkum.

Çünkü ortada temel bir yanılgı var.

Malatya’dan başka illere otobüs kaldırmayı turizm başarısı sanıyoruz.
Başka şehirleri gezmeye giden hemşerilerimizin sayısını turizm hareketliliği diye anlatıyoruz.

Bu bir başarı değildir.
Bu, turizm değildir.

Bu bir Gezi organizasyonudur.

Bu sadece taşımacılıktır.

Beni Malatya’dan başka illere gidenler ilgilendirmiyor.
Beni Malatya’ya gelen yabancı turist ilgilendiriyor.

Eğer devasa otobüslerle il dışına gidenleri ilk sıraya koyuyorsanız, doğrusu bu alanda büyük bir başarı yakaladığınızı söylemek gerekir.

Turizm rakamı dediğiniz şey, şehrinize gelen yabancı sayısıdır.
Şehrinizden çıkan otobüs sayısı değil.

Bugün çok sayıda çalıştay yapılıyor.
Salonlar doluyor.
Sunumlar yapılıyor.
Alkışlar atılıyor.

Ama aynı soruya kimse cevap veremiyor:

Neden artık caddelerde yabancı turist görmüyoruz?

Bir zamanlar görüyorduk.
Bu şehir yabancı turist tanıyordu.
Oteller doluyordu.
Rehberler çalışıyordu.
Şehir hareketleniyordu.

Peki o yıllarda ne vardı da bugün yok?

Cevap çok net:
Kapadokya–Nemrut Dağı bağlantısı vardı.

Kapadokya’ya gelen turistlere Nemrut Dağı öneriliyordu.
Tur operatörleri bu rotayı pazarlıyordu.
Nemrut Dağı önemli bir rotaydı, bir duraktı, bir cazibe merkeziydi.

Bugün ise bu bağlantı kopmuş durumda.
Ama biz hâlâ toplantı yapıyoruz.

Malatya turizm konusunda önemli bir noktada bulunuyor.

Dört UNESCO Mirası, Tek Rota: Bölge İçin Büyük Bir Fırsat

Geçtiğimiz günlerde Malatya Valisi Sayın Seddar Yavuz’un konuyla ilgili yaptığı açıklamayı okudum. Konuyla ilgili beklentileri ve anlatımlarını diğer valilerde fazla yaşanmadı.

 Daha önce de ifade ettiğim gibi; Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi, Arslantepe Höyüğü, Nemrut Dağı ve Göbeklitepe’yi kapsayan dört UNESCO miras alanının tek bir turizm rotası altında birleştirilmesi, sadece şehirler için değil, tüm bölge için stratejik bir adım olacaktır.

Bugün Göbeklitepe’ye olan ilgi her geçen gün artıyor. Bunun arkasında Doğuş grubunun yaptığı yatırım ve tanımım büyük önem taşıyor. Dünyanın dört bir yanından insanlar bu eşsiz mirası görmek için bölgeye geliyor. Geçmişte Kapadokya ile Nemrut  Dağı arasında kurulan turizm bağlantısının bölgeye sağladığı katkılar ortadadır. Aynı anlayışla Göbeklitepe–Nemrut Dağı-Arslantepe hattının oluşturulması, turizm hareketliliğini artıracak, şehirler arası iş birliğini güçlendirecek ve ekonomik canlılığa önemli katkı sağlayacaktır.

Bu sadece bir turizm meselesi değildir. Bu, aynı zamanda kültürel mirasın birlikte korunması, tanıtılması ve gelecek nesillere daha güçlü şekilde aktarılması meselesidir. Birbirinden değerli dört dünya mirasının aynı rota üzerinde buluşturulması, Türkiye’nin kültürel zenginliğini uluslararası ölçekte daha görünür hale getirecektir.

Bizler bu öneriyi dile getirirken kişisel bir beklenti içinde değiliz. Orada olmak ya da davet edilmek gibi bir kaygımız da yoktur. Asıl önemli olan, ortaya koyduğumuz fikirlerin değerlendirilmesi ve bölgenin geleceğine katkı sağlayacak adımların atılmasıdır.

Bugün atılacak doğru bir adım, yarın bölgenin kaderini değiştirebilir. Bu nedenle bu önerinin bir kenara not edilmesi değil, ciddiyetle ele alınması gerektiğine inanıyorum. Çünkü dört UNESCO mirası tek bir rota üzerinde buluştuğunda, kazanan sadece şehirler değil, tüm bölge ve ülkemiz olacaktır.

Gerçek şu:
Bağlantı yoksa turist yoktur.

Bu kadar basit.

1980’li yıllardan 2000’li yılların ortalarına kadar Malatya turizmini ayakta tutan şey toplantılar değildi.
O işi sırtlayan insanlar vardı.

Şevket Aydın vardı.
Ali Cengiz vardı.
Bülent Korkmaz vardı.
Ali Tosik vardı.
İnal İnal vardı.
Ve halk arasında İngiliz Kemal olarak Kemal Anıl vardı.

Uzun saçları ve elinden düşmeyen çay bardağıyla yıllarca Vilayet Parkı’nda “tur” kelimesinin sadece konuşulmadığını, sahada nasıl yapıldığını gösteren; gelen turistlerin ülkelerine döndüklerinde referans olarak anlattıkları bir isimdi.

Onlar turist ağırlıyordu.
Onlar referans oluyordu.
Onlar bu şehrin turizmini taşıyordu.

Bugün ise o ruh yok.
Ama toplantı çok.

Buraya kadar yazdıklarım bir eleştiri değil, bir gerçeğin ifadesidir.

Kapadokya–Nemrut Dağı bağlantısını yeniden kurmadan,
uluslararası tur operatörlerini bu rotaya dahil etmeden,
gerçek bir turizm stratejisi oluşturmadan

Ne kadar çalıştay yaparsanız yapın,
ne kadar hedef açıklarsanız açıklayın,
sonuç değişmeyecektir.

Turist gelmeden turizm olmaz.
Turist gelmeden ekonomi olmaz.
Turist gelmeden rakam olmaz.

***

 Turizmde Aynı Manzaraya Farklı Gözlerle Bakmak

Gezme amaçlı, eğlence ve sıra geceleriyle kocaman otobüslerle yerli turistleri taşıyan tur şirketleri, şehirde önemli bir açığın kapatılması noktasında gerçekten iyi işler çıkarıyorlar. Halkımız bu turları sevdi, benimsedi ve yoğun ilgi göstermeye devam ediyor. Bu durum, şehir turizmi açısından elbette sevindirici bir gelişmedir.

Ancak yıllardır Nemrut Dağı’na sayısız insan götürmüş biri olarak, bazen düşündüren manzaralarla da karşılaşıyoruz. Zirveye çıkardığımız bazı vatandaşlarımız güneş batarken, “Çöşnük’te güneş daha iyi batıyor” ya da “Bu taşları görmek için o kadar eziyeti çektik?” diyebiliyorlar.

Oysa yıllar boyunca zirveye taşıdığımız yabancı turistlerin o an yaşadıkları heyecana, Nemrut Dağının zirvesinde adeta bir trans haline geçtikleri anlara defalarca şahitlik etmiş biriyim. Güneşin Nemrut’un dev heykelleri arasından yavaş yavaş kayboluşunu izlerken duydukları hayranlık, sessizlik ve saygı; turizmin aslında sadece görmek değil, anlamak ve hissetmek olduğunu bizlere gösteriyor.

İşte tam da bu noktada, turizm konusunda bizler ile onlar arasındaki bakış açısı farkını bir kez daha görmüş oluyoruz. Aynı manzaraya bakıyoruz ama aynı duyguyu yaşamıyoruz. Aynı yere çıkıyoruz ama aynı değeri hissetmiyoruz.

Belki de turizmde asıl mesele, insanları bir yerden bir yere taşımak değil; o yerin anlamını, hikâyesini ve değerini anlatabilmektir. Çünkü bir coğrafya, ancak onun ruhunu hissedenler için gerçek bir destinasyona dönüşür.

Ülkelerin başta tanıtım olmak üzere ekonomik olarak daha iyisini nasıl yaparız? Sorusunun cevabını gelen turistlerin sorunlar yumağından arınması yatıyor.

Bugün İtalya’nın Venedik şehrinde yaşanan turist yoğunluğu nedeniyle kota uygulamasını hayata geçirmiş durumdalar.
Yunanistan’da Oniki Adalar’a seyahat listesinin ilk sırasına ülkemizden gidenler yerleşti.

Unutamadığım bir Nemrut Dağı anımla yazımı tamamlayayım.

Bir dönem Nemrut Dağı’na Uzak Doğu ülkeleri büyük ilgi gösteriyordu. Japon turistlerin bulunduğu bir minibüsle zirveye doğru çıkarken Japon bir bayan bana şu soruyu sormuştu:
“Bu alana niye havalimanı yapmıyorsunuz?”

Şoför Sabri ile göz göze gelmiştik. Çünkü o sorunun cevabı aslında hepimizin bildiği bir gerçeği işaret ediyordu.

Otelden sonra hâlâ yapılamayan 2,5 kilometrelik yolu görünce Japon turist, sorduğu sorudan dolayı benden özür dilemişti. Ardından da hâlâ hafızamdan silinmeyen şu cümleyi kurmuştu:

“Bu yolu yapamayanlar benim havalimanı isteğimi nasıl hayata geçirecekler?”

İşte o gün anladım ki, Japon turist tek bir cümleyle yıllardır çözmediğimiz gerçeği yüzümüze söylemişti.

Sizler toplantılar yapmaya devam edin.
Erik Dalı ve Ankara’nın Bağları ile ön plana çıkan gezi turizminin konuşulduğu ortamlarda, bu şehre yabancı turist geleceği beklentisi içinde olanlar daha çok toplantı ve çalıştay yapma gereği duyacaktır.

 

 

DİĞER YAZILARI Kupa Heyecanı, Lig Gerçeği 01-01-1970 03:00 Sahada Bir Takımdan Fazlası Vardı 01-01-1970 03:00 Gezegenin En İyi Takımı Yenildi 01-01-1970 03:00 Lige Hoş Geldiniz 01-01-1970 03:00 Eylül’de Gel Demiştin… 01-01-1970 03:00 Annesini Beklerken Yaşlanan Çocuk: Ammo Bahe 01-01-1970 03:00 Arda Güler Artık Başka Bir Seviyede 01-01-1970 03:00 Kazanma Alışkanlığı 01-01-1970 03:00 Kongre, Malatya ve Şehrin Tanıtımı 01-01-1970 03:00 Bir Maç, Bir Takım ve Zamana İhtiyaç 01-01-1970 03:00 Bir Ömrün Acısı, Dört Satıra Sığdı 01-01-1970 03:00 Turizmi Çalıştaylarda Değil Sahada Konuşmak Lazım 01-01-1970 03:00 Aile Mutfakta Dış Politika Arabada 01-01-1970 03:00 Kamplar Bitti, Şimdi Karakter Zamanı 01-01-1970 03:00 Joan Baez ve Pink Floyd 01-01-1970 03:00 Artık Kontrol Sizde Değil 01-01-1970 03:00 Aşk Tesadüfleri Sever 01-01-1970 03:00 Bir Babanın En Mutlu Anı 01-01-1970 03:00 Küçük Bir Beden, Kocaman Bir Yalnızlık 01-01-1970 03:00 Yeni Sezonun Yol Haritası 01-01-1970 03:00 Kayısı Festivali'nin En Güzel Konseri... Aslında Ahmet Kaya'ydı 01-01-1970 03:00 Malatya'nın Sessizliğini Bozan Keman 01-01-1970 03:00 Başarı Transferle Değil, Planla Gelir 01-01-1970 03:00 Futbolun Önüne Geçen Tartışmalar 01-01-1970 03:00 Zaman Kimseyi Beklemez 01-01-1970 03:00 Arda'yı Anlayamayan Futbol Aklı 01-01-1970 03:00 Bizim Çocuklar Tatili Hak Ettiler! 01-01-1970 03:00 Futbolun Görünmeyen Maçı  01-01-1970 03:00 Malatya’dan Paris’e Uzanan Bir Melodi 01-01-1970 03:00 İsim Değişince Her Şey Düzelecek mi?  01-01-1970 03:00 Bari Bu Takıma Sahip Çıkın  01-01-1970 03:00 Kızılcıklar’ın Yarım Kalan Şarkısı 01-01-1970 03:00 Bir Şarkının Ardındaki Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00 Canım Kardeşim  01-01-1970 03:00 Futbol Sevgisi 01-01-1970 03:00 Dönence 01-01-1970 03:00 Zamanı Aşan Film 01-01-1970 03:00 Bizde Söyleriz 01-01-1970 03:00 Bir Filmin Gözyaşıyla Yazılan Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Tecrübe Konuştu, Skor Korundu 01-01-1970 03:00 Ya Benimsin Ya Toprağın! 01-01-1970 03:00 Bir Kalbin Eksilen Yarısı 01-01-1970 03:00 Bir Şiirin Ardında Kalan Nesil 01-01-1970 03:00 Aradığınız Akıl Bulunamadı! 01-01-1970 03:00 Notalara Sığmayan Bir Aşk Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yıllardır Aynı Filmi İzliyoruz 01-01-1970 03:00 Amatör Futbolun Görünmeyen Yükü 01-01-1970 03:00 Doğru An, Doğru Hamle 01-01-1970 03:00 Sizler İçin Mücadele Ettiler 01-01-1970 03:00 Kayıp Zamanın Takımı 01-01-1970 03:00 Toprağa Basamayan Nesil 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz Arkadaşlıklar 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Hüzün 01-01-1970 03:00 Gençlik Nereye Gidiyor? Şiddet Yeni Neslin Oyuncağı mı? 01-01-1970 03:00 24’e Düşen Şehrin Futbolu 01-01-1970 03:00 Oyuncular Değişiyor, Senaryo Değişmiyor 01-01-1970 03:00