Ligin ilk haftalarında alınan skorlara takılan biri değilim.
Tamamıyla yenilenmiş bir takımın ilk maçta alacağı sonuç da bu düşüncemi bir kez daha güçlendiriyor.
Geçtiğimiz sezon finalde şampiyonluğu kaybeden Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü, bu sezon Eren Şimşek ve ara transfer döneminde takıma katılan Tayyip Kanarya dışında tamamen değişen bir on birle Kırıkkale karşısına çıktı.
İlk izlenimim net:
Takım fiziksel olarak oldukça iyi durumda.
Bazıları, “Bu takım bir arada hazırlık kampı geçirdi” düşüncesinde olabilir. Ancak bu durum, sezonun ilk haftasından itibaren takımın bütün doğrularını sahaya yansıtacağı anlamına gelmez. Futbolun temel prensipleri açısından bakıldığında, yeni kurulmuş bir takımın fiziksel olarak hazır olması ile takım oyunu anlamında hazır olması aynı şey değildir.
Bu nedenle Kırıkkale maçında olası bir puan kaybı yaşansaydı da Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü için eleştiri dozunu yukarıya taşımayacaktım.
Çünkü fiziksel olarak iyi durumda olan bir takımın saha içerisindeki en büyük handikapı, takım oyunu konusunda yaşayacağı uyum sorunudur.
Kırıkkale karşılaşmasında maçın ilk dakikalarından son anına kadar mücadele anlamında rakibine üstünlük kuran Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü, bazı bölümlerde yaşanan panik ortamının yanı sıra futbolun en önemli prensiplerinden biri olan basit oynamayı da yeterince hayata geçiremedi.
Bu da son derece doğal.
Çünkü bu takımın öncelikle takım olma noktasında zamana ihtiyacı var.
Böyle dönemlerde bireysel anlamda ön plana çıkan bir oyuncunun performansı ise maçın sonucuna doğrudan etki edebiliyor.
Enes Nalbantoğlu'nun maç içerisinde ilk topla buluştuğu andaki görüntüsü bende, oyun kurucu anlamında daha farklı bir bölgede değerlendirilmesi halinde çok daha verimli olabileceği düşüncesini oluşturdu.
Nitekim oyunun genel tablosu içerisinde iki kanatta da etkili bir performans ortaya koymasının yanında, Tayyip Kanarya'nın oyundan çıkmasının ardından daha başarılı olacağı bölgeye geçtiğinde attığı iki gol, bireysel katkının bir maçın kazanılmasında ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Savunmanın solunda görev yapan Eren Şimşek'in özellikle ikinci yarıda boş alan bulduğu anlarda ne kadar önemli bir savunma oyuncusu olduğunu da bir kez daha gördük.
Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü'nün savunmanın ortasında Koray Uzun ve Fadil Kocaoğlu, önlerindeki ikili Mustafa Alşimşek ve Aykut Sarıdoğan üzerine kuracağı oyun sisteminin ilerleyen haftalarda çok daha etkili şekilde devreye gireceğini düşünüyorum.
Özellikle Enes Nalbantoğlu'nun daha verimli olacağı bölgeye, yani 4-2-3-1 sisteminde rakip kaleye daha yakın olduğu pozisyona geçmesi, Teknik Direktör Mehmet Ak'ın kafasındaki oyun kurgusunun önemli parçalarından biri olabilir.
Kırıkkale maçında hücum başlangıcından itibaren iki kenar bekin orta sahaya yakın konumlanması, oyun anlayışı açısından oldukça doğru ve cesur bir düşünceydi.
Ancak bunun bir de diğer tarafı var.
Rakibin ani ataklarında kenar beklerin geriye dönüşlerinde ve takımın savunma organizasyonunda maçın belli bölümlerinde sıkıntılar yaşandığını da gördük.
Futbol zaten biraz da budur.
Bir doğruyu sahaya koyarken onun doğurabileceği problemi de hesap etmek zorundasınız.
Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü'nün Kırıkkale karşısındaki görüntüsü bana göre geleceğe yönelik önemli sinyaller verdi.
Eksikliklerin giderilmesi, takım içerisindeki uyumun artması ve rakibin pas trafiğini daha disiplinli biçimde engelleyen bir oyun anlayışının yerleşmesi halinde bu takımın hem görsel açıdan hem de puan anlamında daha iyi işler ortaya koyacağına inanıyorum.
İlk haftalarda sonuca değil, takımın ne söylediğine bakmak gerekir.
Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü'nün Kırıkkale karşısındaki en önemli mesajı ise şuydu:
Bu takım henüz tamamlanmış değil; ancak doğru yolda yürüdüğünü gösteren ilk işareti verdi.”
Ve futbolda bazen ilk haftaların puanından çok, ilerleyen haftalarda hangi takımın ortaya çıkacağının işaretlerini okuyabilmek gerekir.





