Oyuncular Değişiyor, Senaryo Değişmiyor Malatya futbolu, yıllar geçse de aynı kısır döngünün içinde. Bir zamanlar gönüllerini ortaya koyan başkanların fedakârlıklarıyla şam piyonluk yaşayan bu şehir, bugün krizlerin ve yönetim tartışmalarının gölgesinde. O günlerin samimiyeti, bugün hâlâ özleniyor. Malatya futbolunun hikâyesi sadece sahada atılan goller ve yaşanan şampiyonluklarla yazılmadı. Bu şehrin futbol tarihi, fedakârlıklarla, inatla ve gönül bağıyla örüldü. Bugün tartıştığımız yönetim krizlerinin, cezaların ve kaybolan itibarın gölgesinde, eskilerin tertemiz başarılarını hatırlamak belki de bize en çok lazım olan şey. 1972-73 sezonunu hatırlayanlar bilir… O yıl kulüp başkanlığı yapan Nihat Aslankara, kendi bütçesini ortaya koyarak takımı şampiyon yapmıştı. Ne bir sponsoru vardı, ne arkasında güçlü bir lobisi. Sadece yüreğiyle, inancıyla yürüdü o yolu. Kendisine inanan taraftarlar ve oyuncu grubu arkasında duruyordu. Ülkemizde sıkça gündeme gelen “vefa” kelimesi, şehrin futbolunun ilk şampiyonluk başkanında tam anlamıyla karşılığını bulmuştu. Şampiyon başkan unvanını aldı ama bu şehir o fedakârlığın kıymetini yeterince bildi mi, hâlâ emin değilim. Başkanlığı süresince kulüp için fabrikasını batıran Aslankara, ömrünün son dönemini huzurevinde geçirdi. Cenazesine ise Denizli Belediyesi sahip çıktı. Onun Malatyaspor için yaptıkları, bu şehrin futbol tarihine altı çizilerek yazılmalı. Aradan zaman geçti, bu kez sahneye Nurettin Soykan çıktı. Onun döneminde Malatyaspor, tarihinin en görkemli şampiyonluğunu yaşadı. Namağlup bir şekilde en üst lige yükselmek, bu şehre yaşatılan en büyük gururlardan biriydi. Tribünlerde yankılanan o sevinç çığlıkları, sokaklarda sabaha kadar süren kutlamalar… Şehrin dört bir yanına asılan bayraklar, deplasman maçlarının sonuçlarını öğrenmek için PTT önünde biriken binlerce Malatyalı, Malatyaspor haberlerinin yer aldığı gazetelerin kısa sürede tükenmesi… Hatta Görüş Gazetesi’nin ikinci baskı yapmak zorunda kalışı… Bugün o günleri yeni nesil taraftarlara anlatmak bile kolay değil. Hele o şampiyonluk gecesi! İnönü Caddesi’nde çocuklar ellerinde sarı-kırmızı bayraklarla sabaha kadar koşmuş, arabaların kornaları gün doğana dek susmamıştı. İşte o görüntüler, o coşku hâlâ hafızalarda capcanlı duruyor. Ülke genelinde yerel yönetimlerin futbola el atmasıyla futbolumuz mali açıdan bir süreliğine dengelenmişti. Dönemin Malatya Belediye Başkanı Mehmet Yaşar Çerçi yönetimindeki Malatyaspor, Antalya’da yapılan yükselme maçlarının ardından yeniden Süper Lig’e yükselmişti. Ama yıllar geçti, isimler değişti, yönetimler değişti… Senaryo hep aynı kaldı. O fedakârlıkların, o gönül bağının yerini hesapların, çekişmelerin ve krizlerin aldığını görmek insanın içini acıtıyor. Bir zamanlar Malatya futbolunu zirveye taşıyan ruh, bugün yok gibi. Hikmet Tanrıverdi ve Adil Gevrek yönetimlerinin ilk dönemlerinde UEFA macerası yaşayan Malatya futbolu, son yıllarda ise yönetim zaafları ve sıkça yapılan kongrelerle anılır oldu. Ve bugün… Lige -6 puanla başlayan Yeni Malatyaspor’un, hafta içinde gelen yeni bir 6 puan silme cezasıyla karşı karşıya kalması, aslında gelinen son noktayı fazlasıyla özetliyor. Belki de asıl ders şudur: Bir kulüp sadece parayla değil; adanmışlıkla, samimiyetle ve inançla yaşar. Biz o ruhu kaybettikçe, başarıyı da kaybettik. Ve en acısı da şu ki… Haftalık gelen başarıların peşine takılmayı marifet sanan yöneticiler, şehrin futboluna dinamiti koyarak hayatlarını başka yerlere taşırken, geriye yalnızca ertelenmiş hayaller kaldı. Koca bir şehrin umutları ise yine “başka baharlara” bırakıldı ***
“Bugün kulübü yönetenler gelip geçici, ama Malatya futbolunun hikâyesi halkın hafızasında ölümsüzdür; asıl mesele, bu hikâyeye yeniden inanç katabilmektir.”
Oyuncular Değişiyor, Senaryo Değişmiyor
YORUMLAR





