Kayısı Fuarı ve Festivali bitti...
Sahne söküldü.
Işıklar söndü.
Alkışlar sustu.
Ama benim kulağımda hala aynı ses var.
Malatya...
Yıllar önce Çanakkale'deyim.
Ahmet Kaya'nın konser vereceğini öğrendiğim anı dün gibi hatırlıyorum.
İçimden geçen tek cümle şuydu:
"Şimdi memleket kokacak..."
Çünkü gurbet, bazen kilometre değildir.
Gurbet...
Bir türküdür.
Bir kayısı ağacıdır.
Çocukluğunu bıraktığın bir sokaktır.
Sıtmapınarı'dır.
İşçi Evleri'dir.
Ve bazen...
Adı Ahmet Kaya'dır.
...
Konserden önce konaklayacağı Truva Oteli'nin bahçesinde arkadaşlarıyla otururken karşılaştık.
Yanındaki piyaniste "Malatya Malatya" türküsünü çaldırıyordu.
Göz göze geldik.
Ne yıllar vardı artık...
Ne şehirler...
Ne zaman...
Koşarak birbirimize sarıldık.
O an bizi izleyenler iki insanın kucaklaştığını sandılar.
Oysa onlar...
Bir şehrin kendi evladına sarılışını izliyorlardı.
...
Sonra sessizce kulağıma eğildi.
Bugün bile unutamadığım o cümleyi söyledi.
"Apo... Malatya Kayısı Festivali'nde konser vermeyi o kadar çok istiyordum ki..."
Sustu.
Ben de sustum.
Çünkü bazen susmak...
En ağır cümledir.
...
Düşünün...
Türkiye'nin neresine gitse Malatya'yı anlatan bir sanatçı...
Her televizyon programında doğduğu şehrin adını gururla söyleyen bir insan...
Her konserinde memleketinden söz eden bir Malatyalı...
Ama...
Doğduğu şehirde yıllarca sahneye çıkamıyor.
Ne garip...
Bir insan bütün Türkiye'nin sanatçısı oluyor...
Ama kendi şehrinin olamıyor.
...
Bugün dönüp geriye bakıyorum.
Aynı insanlar şimdi diyor ki:
"Ahmet Kaya yaşasaydı denge unsuru olurdu."
İnsan ister istemez soruyor.
Yaşarken neredeydiniz?
Bir sanatçıyı kaybettikten sonra sevmek kolaydır.
Zor olan...
Yaşarken yanında durabilmektir.
Çünkü vefa...
Öldükten sonra söylenen güzel cümleler değildir.
Vefa...
İnsan hayattayken gösterilir.
...
İşte bu yüzden bu yazıyı yazıyorum.
Çünkü Kayısı Fuarı ve Festivali'nde sahneye Mehmet Erdem çıktı.
Ahmet Kaya'nın şarkılarını söyledi.
Her şarkının sonunda parmağını gökyüzüne kaldırdı.
Belki birçok kişi bunu sıradan bir hareket sandı.
Ben öyle görmedim.
Ben...
Bir selam gördüm.
Bir özlem gördüm.
Bir teşekkür gördüm.
Ve belki de...
Bir vicdan gördüm.
...
Sonra udun sesi yükseldi.
"Kum Gibi..."
İlk notayla birlikte festival alanı sustu.
O gece Mehmet Erdem söylemiyordu sadece.
Sanki Ahmet Kaya'nın sesi doğduğu şehrin gökyüzüne yeniden karışıyordu.
İnsan bazen bir şarkıyı dinlemez.
Yaşar.
İşte o gece...
"Kum Gibi" yaşandı.
...
Malatya'nın yöneticilerine küçük bir hatırlatma yapmak isterim.
Şehirler...
Kendi evlatlarına sahip çıktıkları kadar büyürler.
Bir şehri büyük yapan yüksek binaları değil...
Büyük yürekleridir.
Bu yüzden Mehmet Erdem'in festivale gelmesinde emeği geçen Malatya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Murat Türksoy'a da teşekkür etmek gerekir.
Çünkü bazı konserler izleyicileri
Bir yerden alır bir yerlere taşır.
Bir şehrin hafızasını tazeler.
...
O gece saatler ilerledi.
Kimse saate bakmadı.
Mehmet Erdem söylemekten yorulmadı.
Malatyalılar dinlemekten bıkmadı.
Sahneye çıkan hemşerilerimiz de o gece sanatçıyı yalnız bırakmadı.
Çünkü bazı gecelerin sadece konser olmadığını anladılar.
...
Eve dönerken tek bir şey düşündüm.
Eğer festival alanı Arapgir'e yakın olsaydı, eminim Mehmet Erdem ilçenin bütün sokaklarını gözleri yaşlı, yüreği özlem dolu adımlarla arşınlardı.

İnsan memleketini terk edebilir.
Memleket insanı terk etmez.
Bir gün gelir...
Bir türkü olur.
Bir konser olur.
Bir gözyaşı olur.
Çıkar karşına.
Ve yıllar önce Truva Oteli'nin önünde bana sarılan o çocukluk arkadaşım gelir aklına...
Sonra anlarsın ki...
Bazı insanlar ölmez.
Çünkü onları yaşatan nefesleri değil...
Bir şehrin vicdanıdır.
Ahmet Kaya bugün aramızda olmayabilir.
Ama inanıyorum ki...
Malatya'nın rüzgarı Beydağı'nın eteklerinden her estiğinde, kayısı bahçelerinin arasından tanıdık bir ses için yükselir. O ses, bu toprağın yetiştirdiği evlatlardan birinin sesidir. Susturulmak istenmiş olabilir, uzaklarda yaşamış olabilir, ama memleket sevgisi hiçbir zaman susmamıştır.
Bir şarkı söylemiyordu.
Malatya özlemini notalarla birlikte içine atıyordu.
Belki de yıllardır söylenemeyenleri, birkaç notanın arasına sığdırıyordu.
Bu yüzden Mehmet Erdem'in Kayısı Fuarı ve Festivali'ndeki konseri, benim için yalnızca başarılı bir konser değildi; bu festivalin en anlamlı, en vefalı konseriydi.
Çünkü bazı sanatçılar notaların yanına özlemi ve vefayı da koymayı ihmal etmezler.
Bazen bir melodi, yılların suskunluğunu bozar.
Bazen de tek bir selam, yıllardır verilmesi gereken mesajı yerine ulaştırır.
Mehmet Erdem'e, Ahmet Kaya'nın doğduğu topraklarda gösterdiği bu ince vefa, bu zarif duruş ve bir yerlere ulaşması gereken mesajı yıllar sonra yüreklere taşıdığı için teşekkür ediyorum.