Futbolda bir sezon daha geride kaldı. Futbolcular sezon yorgunluğunu atmaya devam ediyor. Buna paralel futbolun en heyecanlı bölümü ise bundan sonra başlıyor. Sezon içinde mutlu sona ulaşan veya kıl payı beklentilerin gerisinde kalan takımlar için beklenen hareketli günlerde başladı. Çünkü tatil denilen süreç aslında sadece futbolcular içindir. Yöneticiler, teknik direktörler, menajerler ve kulüpler açısından ise asıl mesai yeni başlar. 

Aylar süren lig maratonunun ardından futbolcular dinlenmeye çekilirken, kulüpler yeni sezonun planlamasına girişir. Transfer görüşmeleri, teknik heyet arayışları, bütçe hesapları ve kongre hazırlıkları derken futbolun görünmeyen yüzünde yoğun bir trafik yaşanır. 

 Türkiye Futbol Federasyonu kayıtlarına göre ülkemizde UEFA Pro Lisansa sahip 596 teknik direktör bulunmaktadır. Bunun yanında UEFA A,B lisansları ve diğer alt kategorilerdeki antrenörle birlikte aktif olarak görev yapan teknik direktörlerin sayısı binlerle ifade ediliyor. 

Buna karşın 139 profesyonel takım liglerde yer alıyor. 

Bölgesel Amatör Ligde yer alan takımlarda hesaba katıldığında ortaya çıkan tablo, futbolun saha içinden çok saha dışında mücadele gerektirdiğini gösteriyor. 

Başarıya ulaşan kulüpler kadar hedefini kıl payı kaçıranlar da yeni sezonun hazırlıklarına farklı psikolojilerle başlıyor. Şampiyon olanlar başarılarını korumanın hesabını yaparken, hedefe ulaşamayanlar yeni bir yapılanma arayışına giriyor. Küme düşen takımlar ise yeniden ayağa kalkmanın yollarını arıyor. 

Bu noktada gözler doğal olarak kulüp yönetimlerine çevriliyor. Özellikle final maçında şampiyonluğu kaçıran Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü’nde yaşanan süreç ve final maçından sonra verilen mesajlar, yeni dönemin en önemli hedefinin yine şampiyonluk olacağını gösteriyor. Ancak futbolun gerçeklerini bilenler, hedef koymanın tek başına yeterli olmadığını da çok iyi biliyor. 

Çünkü futbol sadece sahada oynanmıyor. Sezon içinde  saha dışında yaşanan bazı gelişmeler saha içinden daha önemli hale gelebiliyor. Bu yüzden kulüplerin izleyecekleri yol haritası büyük önem taşıyor. Kurumsal yapı, istikrar, mali tablo ve teknik direktör tercihleri, transfer politikaları ve kulüp içindeki karar mekanizmaları konulan hedeflerin manifestosu niteliği taşıyor. 

Liglerin tatile girmesinden sonra bazı teknik direktörlerin yeni sezonda görev almak için kimleri araya sokacaklarını ve kimlere baş varacaklarını Malatya Yeşilyurt Spor Kulübünün belediye kontenjanından gelen yöneticilerinde öğrendiklerini düşünüyorum. 

Bu süreçte bazı teknik direktörler siyasileri, hatırlı kişileri ve çeşitli kurumları devreye sokarak görev arayışını sürdürürken, bazı teknik direktörler ise mesleki ilkelerinden taviz vermeden mücadele etmeyi tercih ediyor. “Bu benim mesleğim, araya kimseyi koymam” anlayışını savunanların sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Ancak günümüz futbolunda bu duruşun bedelini ödeyenlerin de olduğu bilinen bir gerçek. 

Daha da ilginci, milli takım forması giymiş ya da yıllarca üst liglerde görev yapmış bazı teknik adamların bugün Bölgesel Amatör Lig'de görev alabilmek için büyük çaba harcamalarıdır. Bu durum yalnızca futbolun ekonomik gerçekleriyle açıklanamaz. Aynı zamanda sistemin nasıl işlediğine dair önemli ipuçları da verir. 

Yıllarını futbola vermiş insanların, futboldan çok uzak isimlerin yönetimindeki kulüplerde görev alabilmek adına kariyerlerinden taviz vermeyi göze almaları ise üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir konudur. 

Kısacası futbolun en hareketli dönemi transfer sezonu değil, aslında sezonun bittiği gün başlıyor. Çünkü sahadaki mücadele sona erse de kulislerdeki yarış hiç bitmiyor. Ve çoğu zaman yeni sezonun kaderi de işte bu görünmeyen mücadelelerin içinde şekilleniyor. 

Bu yazı, hafta içinde kongreye gidecek olan Malatya Yeşilyurt Spor Kulübü'nün yeni yönetimine kendimce bir hatırlatma niteliğindedir. Futbolda başarıyı tabelalar değil, doğru insanlar getirir.