Fransa karşılaşması öncesinde milli takımın farklı mağlup olacağını düşünenler, maçın ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşadı.
Çünkü sahada beklentilerin aksine, rakibinden çekinen değil; rakibine zorluk çıkartan bir Türkiye vardı.
Milli takımın büyük futbol ülkeleri karşısında zaman zaman yaşadığı mücadele gücü sorunu, bu kez kendisini göstermedi. Fransa gibi dünya futbolunun önemli ekiplerinden biri karşısında ortaya konulan mücadele, yalnızca alınan sonuç açısından değil, futbolun ortaya koyuluş biçimi bakımından da dikkat çekiciydi.
Fransa için “dünyanın en iyi milli takımı” yakıştırması yapanların da bu maçın ardından söylemlerini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldığı bir gerçek.
Fakat gecenin asıl hikâyesi, skor tabelasından çok daha farklı bir yerde yazıldı.
Arda Güler.
Millî takımın genç yıldızı, yalnızca maçın en etkili oyuncularından biri olmadı; aynı zamanda sahada bir lider gibi davranarak takımın oyun aklı olduğunu da gösterdi.
Arda’nın ortaya koyduğu futbol, Fransa’yı şaşırtırken Türk futbolseverlere de artık çok daha büyük bir soruyu sorduruyor:
Real Madrid, Arda Güler’den daha ne bekliyor?
Çünkü Arda artık yalnızca gelecek vadeden genç bir futbolcu değil. Büyük maçlarda sorumluluk alabilen, oyunun yönünü değiştirebilen ve takım arkadaşlarını oynatabilen bir futbolcu görüntüsü veriyor.
Real Madrid gibi dünyanın en büyük kulüplerinden birinde Jude Bellingham, Vinicius Junior ve Kylian Mbappe gibi yıldızlarla aynı soyunma odasını paylaşmak kolay değil.
Buna rağmen Arda, yıldızların arasında kaybolmak yerine kendi futbol kimliğini her geçen gün daha fazla ortaya koyuyor.
Üstelik bunu yalnızca yeteneğiyle değil, futbol aklıyla yapıyor.
Belki de Arda Güler'i diğerlerinden ayıran en önemli özellik tam olarak burada.
Futbolda milyonlarca euroluk sözleşmeler, yıldız isimler ve büyük transfer bedelleri konuşulurken Arda'nın sahadaki karşılığı bambaşka.
Mütevazı bir sözleşmenin çok ötesinde bir futbol değeri ortaya koyuyor.
Real Madrid yönetiminin Arda için uzun vadeli planlar yapması da bu nedenle şaşırtıcı değil. Çünkü artık ortada yalnızca geleceğin yıldızı olarak görülen bir genç yok; bugünün önemli oyuncularından biri olma yolunda hızla ilerleyen bir futbolcu var.
Ballon D’or Konuşulmaya Başladı.
Her yıl futbol dünyasının en prestijli bireysel ödüllerinden biri olan Ballon d'Or için isimler şimdiden konuşulmaya başlanıyor.
Yıllardır Lionel Messi ve Christiona Ronaldo arasında değişen ödül yerini farklı isimlere bıraktı.
Elbette Ballon d'Or yalnızca bir maçın ya da birkaç iyi performansın ödülü değil. Sezonun tamamında ortaya konulan performans, takım başarısı, istikrar ve oyuncunun bireysel etkisi gibi birçok unsur belirleyici.
Ancak Arda'nın özellikle büyük maçlarda ortaya koyduğu futbol, onun bu tartışmanın içinde anılmasını sağlayacak seviyeye doğru ilerlediğini gösteriyor.
Arda'nın Barcelona veya Manchester City gibi daha fazla süre bulabileceği bir takımda forma giymiş olsaydı bugün çok daha farklı bir noktada olabileceğini düşünenler de var.
Fakat bunun bir varsayım olduğunu unutmamak gerekiyor.
Çünkü Arda'nın Real Madrid tercihi, onu dünyanın en büyük futbol sahnesinin tam ortasına taşıdı.
Ve o sahnede her geçen gün biraz daha fazla kendisini gösteriyor.
Arda Oyundan Çıkınca Ne Değişiyor.
Belki de en dikkat çekici nokta burada.
Real Madrid maçlarını takip eden futbolseverler, Arda Güler oyundan çıktıktan sonra takımın oyununda belirgin bir değişiklik olduğunu görüyor.
Çünkü Arda'nın futbolu yalnızca topla buluşmak, pas vermek veya şut çekmekten ibaret değil.
O, oyunu okuyor.
Boşluğu görüyor.
Doğru zamanda doğru yere hareket ediyor.
Oyunun hızını değiştirebiliyor.
Ve en önemlisi, futbolun fiziksel tarafının yanında zihinsel tarafını da sahaya taşıyor.
Arda Güler’in oyundan çıkmasına rağmen maçın en iyi oyuncusu seçilmesi, hatta Real Madrid’in sahadan mağlubiyetle ayrıldığı bir karşılaşmada bile bireysel performansıyla öne çıkması, futbol dünyasında her gün karşılaşılan bir durum değil.
Çünkü bir futbolcunun oyundan çıktıktan sonra bile maçın hikâyesini değiştirecek kadar etkili olması, sahada bıraktığı izin ne kadar büyük olduğunu gösterir.
Arda’nın farkı tam da burada ortaya çıkıyor.
Futbolun temelinde belki de en önemli unsur olan “akıl”, Arda Güler'in en güçlü silahlarından biri.
Bu nedenle Arda'yı yalnızca genç, yetenekli ve gelecek vadeden bir futbolcu olarak değerlendirmek artık yeterli değil.
Arda Güler, büyük maçların sorumluluğunu taşıyabilecek bir futbolcu olduğunu göstermeye başladı.
Fransa karşısındaki performansı da bunun en güçlü örneklerinden biri.
Şimdi asıl mesele, Arda'nın bunu yapıp yapamayacağı değil.
Asıl mesele, Arda'nın bu seviyeyi ne kadar süre koruyabileceği ve Real Madrid'in ona bu seviyeyi gösterebilmesi için ne kadar sorumluluk vereceği.
Çünkü artık Arda Güler için maçın son bölümünde oyuna girip birkaç dakika forma giymek yeterli görünmüyor.
Bu futbolcu, maçın tamamını oynayabilecek sorumluluğu ve futbol aklını sahaya koymak istiyor.
Ve sahadaki görüntü bize şunu söylüyor:
Arda Güler artık geleceğin yıldızı değil, bugünün yıldız futbolcusudur.




