Hayatının son anlarına kadar çocukluk yıllarının izlerini yüreğinde taşıyan, Paris'in sokaklarında şarkı söyleyerek büyüyen ve sesiyle bir ülkenin hafızasına kazınan bir chanson sanatçısından söz etmek istiyorum: Edith Piaf...
Fransızların fiziksel görünümünden dolayı "La Mome Piaf" yani "Kaldırım Serçesi" ya da "Minik Serçe" adını verdiği Edith Piaf, 19 Aralık 1915'te Paris'te dünyaya geldi. Babası sokaklarda akrobatlık yaparken, küçük Edith de onun gösterilerine sesiyle eşlik ediyor, henüz çocuk yaşta hayatın zorluklarıyla mücadele ediyordu.
Anlatılanlara göre bir gün Paris sokaklarında Fransa'nın milli marşı La Marseillaise'i söylerken etkileyici sesi, tesadüfen oradan geçen bir müzik yapımcısının dikkatini çekti. O gün, Kaldırım Serçesi için yalnızca bir keşif değil, dünya müziğine uzanacak yolculuğun da başlangıcı oldu.
Ancak şöhret, Edith Piaf'ın çocukluğunda yaşadığı yoksulluğu ve sokak kültürünün bıraktığı derin izleri silemedi. Küçüklüğünden beri birlikte olduğu üvey kardeşi Simone Berteaut ile geçirdiği zorlu yıllar, onun ruhunda kapanmayan yaralar açtı. Sahne ışıkları altında alkışlanan bir yıldızdı ama iç dünyasında Paris’in yalnız sokaklarında dolaşan küçük bir kız çocuğu yaşamaya devam ediyordu.
La Vie en Rose, Milord, Padam Padam ve Je ne regrette rien gibi bugün milyonlarca insanın dinlediği unutulmaz eserleriyle dünya çapında büyük bir üne kavuştu. Özellikle II. Dünya Savaşı'nın karanlık yıllarında Fransız halkı, Piaf'ın sesiyle umut buldu; şarkıları, savaşın acıları arasında insanlara moral veren en güçlü duygusal sığınaklardan biri oldu.
Türkiye'de ise Pop Müziği'nin efsane isimlerinden Sezen Aksu, kariyerinin ilk yıllarında Edith Piaf'ı sahnede taklit etmiş, küçük fiziği ve güçlü yorumuyla dikkat çekmişti. Zamanla ona da "Minik Serçe" lakabı verildi ve bu benzetme yıllar boyunca dillerden düşmedi.
Paris'in efsanevi konser salonu Olympia'da verdiği konserler bugün bile müzik tarihinin unutulmaz performansları arasında gösteriliyor. Kaldırım şarkıcılığından dünyanın en büyük sahnelerine uzanan bu öykü, başarıya ulaşmanın her zaman mutluluk getirmediğinin de en çarpıcı örneklerinden biri oldu.
Ne yazık ki şöhret, yalnızlığını hafifletmeye yetmedi. Sigarayla başlayan bağımlılık süreci zamanla alkol, morfin ve diğer ilaçlarla derinleşti. Geçirdiği trafik kazaları, fiziksel acıları ve başarısız aşkları onu hem bedenen hem de ruhen yıprattı. Küçük bedeni bu ağır yükü daha fazla taşıyamadı ve Edith Piaf, 1963 yılında henüz 47 yaşındayken hayata veda etti.
Yaşam tarzını gerekçe gösteren Paris Başpiskoposluğu, Katolik kilisesinde dini cenaze töreni düzenlenmesini reddetti. Buna rağmen cenazesi Père-Lachaise Mezarlığı'na götürülürken Paris sokakları on binlerce hayranıyla doldu. Halk, onu kilisenin değil, kendi yüreğinin sanatçısı olarak uğurladı.
Ölümden değil, yalnızlıktan korktuğunu söyleyen Edith Piaf'a son röportajlarından birinde şu soru yöneltilmişti:
"Bir kadına ne öğüt verirsiniz?"
"Sev."
"Bir genç kıza?"
"Sev."
"Peki ya bir çocuğa?"
"Sev."
Belki de bütün yaşamını özetleyen en kısa cümle buydu.
Türkiye'de Edith Piaf'ın dramatik yaşam öyküsünü sahneye en etkileyici şekilde taşıyan isimlerden biri de Gülriz Sururi oldu. Yıllarca sahnelediği "Kaldırım Serçesi" oyunundaki performansıyla büyük beğeni topladı ve birçok tiyatrosever tarafından "Yerli Kaldırım Serçesi" olarak anıldı.
Edith Piaf'ın sesine ve yorumuna en çok yaklaştırılan sanatçılardan biri olan Mireille Mathieu ise konserlerinde Piaf'ın eserlerini seslendirmeyi sürdürüyor. Onun yorumları, yalnızca Fransız dinleyicilerinden değil, Edith Piaf hayranlarından da büyük takdir görüyor.
Edith Piaf'ın hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Bazı insanlar yoksulluktan kurtulabilir, şöhrete ulaşabilir, dünyanın en büyük sahnelerinde alkışlanabilir. Ama çocuklukta eksik kalan sevgi, bazen insanın ömrü boyunca peşini bırakmaz. Kaldırım Serçesi, işte bu yüzden yalnızca büyük bir sanatçı değil, aynı zamanda hüznün sesi olarak da hafızalarda yaşamaya devam ediyor.
Paris'in simge müzik mağazalarından Virgin Megastore 2013 yılında kapanana kadar Fransız müziğinin iki efsane ismi Edith Piaf ve bir başka efsane şarkıcı Dalida için ayrılan özel bölüm, her gün dünyanın dört bir yanından gelen binlerce müzikseverin uğrak noktası olmuştu. Aradan geçen onlarca yıla rağmen albümleri, plakları, fotoğrafları ve anı ürünleri büyük ilgi görüyor. Bu ilgi, gerçek sanatçıların yalnızca yaşadıkları döneme değil, kuşaklar boyunca insanların hafızasına da hitap ettiğinin en somut göstergesi.