Malatya’da onlarca futbol kulübü ve binlerce lisanslı sporcu amatör futbolun içinde yer alarak futbol hayatlarını sürdürmeye devam ediyor. Ayrıca Türkiye Futbol Federasyonu’nun Malatya’da Bölge Temsilciliğinin bulunması, kâğıt üzerinde bakıldığında şehirde futbolun güçlü bir yapıya sahip olduğu izlenimini veriyor.
Gerçekten de aktif durumda olan kulüplerimiz, A takım başta olmak üzere birçok alt kategoride liglerde mücadele ediyor. Sahaya çıkan gençler, hayallerini yeşil sahalarda kovalamaya çalışırken; tribünlerde onları izleyenler için ortaya güzel bir futbol tablosu çıkıyor.
Ancak işin perde arkasına bakıldığında durum göründüğü kadar kolay değil.
Bir amatör futbolcunun kulübe olan maliyeti çoğu zaman dışarıdan tahmin edilenden çok daha fazla oluyor. Öncelikle lisans işlemleriyle başlayan süreçte, futbolcuların forma ve maç aksesuarları, antrenman malzemeleri, ulaşım giderleri ve diğer organizasyon masrafları kulüpler için ciddi bir yük haline geliyor.
Özellikle ekonomik şartların her geçen gün zorlaştığı bir dönemde, bu yükün büyük kısmını kulüp yöneticileri ve gönüllü destekçiler üstlenmek zorunda kalıyor. Çoğu zaman kendi imkânlarıyla takımlarını ayakta tutmaya çalışan yöneticilerin verdiği emek ise çoğu zaman göz ardı ediliyor.
Oysa amatör futbol, sadece bir spor faaliyeti değildir. Aynı zamanda gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tutan, disiplin ve takım ruhu kazandıran önemli bir sosyal alandır. Bu nedenle amatör kulüplerin yaşaması ve güçlenmesi, şehir sporunun geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
Unutulmamalıdır ki, bugün profesyonel sahalarda gördüğümüz birçok futbolcu ilk adımlarını amatör kulüplerde atmıştır. Bu yüzden amatör kulüplerin ayakta kalması, sadece kulüp yöneticilerinin değil, aynı zamanda şehrin tüm dinamiklerinin ortak sorumluluğudur.
***
Veliler Tribünden İnmezse Yetenek Sahada Büyümez
Son yıllarda özellikle altyapı maçlarında sahalara gelen veli sayısının arttığını görüyoruz. Çocuklarını izlemek, onların heyecanına ortak olmak elbette her anne ve babanın en doğal hakkıdır. Ancak çoğu veli farkında olmadan çocuklarının gelişimine olumsuz etki yaptığını biliyor mu?
Sahada mücadele eden bir çocuk, tribünde annesini ya da babasını gördüğü anda çoğu zaman oyuna değil tribüne odaklanır. Rakiple mücadele ederken aklının bir köşesinde “Acaba beni izliyorlar mı, acaba beğeniyorlar mı?” düşüncesi olur. Maçtan sonra da teknik sorumlunun değerlendirmesinden önce anne ve babasının yorumunu daha çok önemser.
Oysa bir çocuğun futbolcu olmasını en az ailesi kadar, hatta çoğu zaman daha fazla isteyen kişi takımın teknik sorumlusudur. Çünkü o çocukların gelişimini antrenmanlarda takip eden, performanslarını not alan, eksiklerini görüp geliştirmeye çalışan kişi teknik direktördür.
Bu yüzden altyapı futbolunda velilerin en büyük görevi sahada teknik adamın işini zorlaştırmak değil, onu kolaylaştırmaktır.
Bazen görüyoruz; bazı veliler maç sırasında tribünden sürekli talimat veriyor, hatta zaman zaman yedek kulübesine kadar inip çocuklarına taktik vermeye çalışıyor. Oysa bu durum çocuğun kafasını karıştırmaktan başka bir işe yaramaz.
Türk futbolunda yıldız olmuş birçok futbolcunun hikâyesine baktığınızda, çoğunun mahalle aralarında, baskıdan uzak ortamlarda futbol oynayarak büyüdüğünü görürsünüz. Hatta bazıları futbol oynamaya başladığında anne ve babalarının bundan haberi bile yoktu. Bu yüzden sahada daha özgür oynadılar, korkmadan hata yaptılar ve kendilerini geliştirdiler.
Anne ve babaların yapması gereken aslında çok daha önemli bir görevdir. Çocuklarının beslenmesine, uykusuna ve eğitimine önem vermek… Onların disiplinli bir hayat sürmesine destek olmak…
Sahadaki futbolu ise sahadaki insanlara bırakmak.
Çünkü unutmayın; tribünden verilen talimatlar büyük futbolcular yetiştirmez. Ama doğru ortam, sabır ve güven birçok yeteneğin önünü açar.
Bazen bir çocuğa yapılacak en büyük destek, tribünden bağırmak değil; ona özgürce oynayacağı bir alan bırakmaktır.