Malatya’dan Paris’e Uzanan Bir Melodi

Abdullah ERGÜN

10-06-2026 10:28

Müzik dünyası uzun zamandır tartışmaların odağında. Bir yanda yapay zeka ile üretilen şarkılar, diğer yanda milyonlarca dinlenmeye ulaşan ancak müzikal kalite açısından soru işaretleri taşıyan notalar arasına sıkışmış melodiler.

 Sosyal medyanın yön verdiği yeni müzik anlayışı, özellikle genç kuşakların müzik zevkini şekillendirirken, gerçek anlamda emek verilmiş eserlerin sayısının giderek azaldığı yönündeki eleştiriler de her geçen gün artıyor.

Bugün birçok sanatçının aldıkları konser ücretleri, seslendirdiği eserlerden daha fazla konuşuluyor. Oysa müzik, rakamlardan ve gösterişten önce duyguya, emeğe ve kalıcılığa dayanır. Belki de bu yüzden 1970 ve 1980’li yılların müzikleri hala ilgi görüyor. Çünkü o dönemin eserlerinde samimiyet, güçlü yorum ve gerçek enstrümanların sıcaklığı vardı.

Kıraç gibi sanatçıların sahnede sergiledikleri performanslar ve geleneksel müzik tonlarına bağlı kalmaları, bu anlayışın günümüzdeki önemli temsilcileri arasında yer almalarını sağlıyor. Dinleyici, dijital efektlerin arkasına saklanmayan gerçek sesleri hâlâ özlüyor.

Türk müzik tarihinde ise Fecri Ebcioğlu ve Sezen Cumhur Önal’ın ayrı bir yeri vardır. Avrupa’da popüler olan yabancı şarkılara yazdıkları Türkçe sözlerle ortaya çıkan “Türkçe Sözlü Hafif Müzik” akımı, bir dönemin müzik kültürünü şekillendirmişti. Ajda Pekkan, Alpay ve Nilüfer gibi isimler de bu anlayışın son örnekleri olarak müzik yaşamlarına devam ediyor.

Ancak bugün sizlere biraz daha farklı bir isimden söz etmek istiyorum: Marc Aryan...

Malatya kökenli Belçikalı “chanson” sanatçısı Marc Aryan, yalnızca sesi ve müziğiyle değil, memleketine olan bağlılığıyla da hafızalarda yer etmiş bir sanatçıydı. Çocukluğunun ilk yıllarını Malatya’da geçirmiş, yıllar sonra Avrupa’da büyük bir üne kavuşmasına rağmen Malatya ile olan bağını hiç koparmamıştı.

Onun Malatya sevgisinin en somut göstergelerinden biri, Fransa’da kurduğu plak şirketine “Malatya” adını vermesiydi. İnsan köklerini unutmayabilir; ancak onları sanatına ve çalışmalarına taşıyabilmek ve ortamda bunu açıklamak farklı bir duyguyu gerektiriyor.

Marc Aryan hakkında anlatılan en ilginç hikayelerden biri ise “Ayşe, Fatma ve Semra” isimleriyle ilgilidir. Kendi anlatımına göre, çocukluk yıllarında Malatya’da komşuları olan bir ailenin üç kız kardeşinden etkilenmiş, yıllar sonra da bu isimleri eserlerinde yaşatmıştır.

Çocukluk anılarının onlarca yıl geçmesine rağmen hafızada canlılığını koruması, insanın doğduğu ve büyüdüğü topraklarla kurduğu bağın ne kadar güçlü olduğunun en güzel göstergelerinden biridir. Marc Aryan’ın eserlerinde yer verdiği bu isimler, yalnızca birer hatıranın izleri değil; aynı zamanda Malatya’ya ve çocukluk yıllarına duyduğu özlemin de sessiz bir yansımasıdır.

Bu hikayenin, yakın dostu ve birçok eserine Türkçe söz yazan Fecri Ebcioğlu’na anlatmasından sonra ortaya çıkan Ayşe,Fatma,Semra adını taşıyan plak büyük ilgi görmüş, satış rakamları da beklendiği gibi yüksek olmuştu. Malatya’nın eski komşuluk kültürünü ve sıcaklığını notalara taşıyan bu parça bugün bile internet ortamında dinlenmeye devam ediyor.

Yıllar önce Paris’te bulunduğum günlerde, 1970’lerin atmosferini günümüze taşıyan bir mekanda Marc Aryan’ın şarkılarını dinlerken çok etkilenmiştim. O gün sadece melodileri dinlemedim, aynı zamanda yıllar önce doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kalan bir insanın memleket özlemini, geçmişe duyduğu bağlılığı ve yüreğinde taşıdığı Malatya sevgisini de dinledim. Şarkıların arasında dolaşan bu duygu, bir sanatçının hayat hikayesini ve köklerine olan özleminin notalara taşınmasını anlatıyordu.

Mekandaki müzikseverler, Marc Aryan’ın Malatya sevgisinden söz ediyor, Johnny Hallyday ve Julio Iglesias gibi dünyaca ünlü sanatçıların da yer aldığı plak şirketine neden “Malatya” adını verdiğini anlatıyorlardı. Onlara Malatyalı olduğumu söylediğimde ise eski Fransız müzik dergilerini gösterdiler. Marc Aryan ile yapılan röportajlarda Malatya adının sık sık geçtiğini görmek beni hem şaşırtmış hem de gururlandırmıştı.

Bugün, yapay zekanın sözlerini ve müziklerini ürettiği, hatta en iyi albümler listelerini belirlediği bir dönemde yaşıyoruz. Ancak bazı melodiler sadece kulağa değil, hafızaya da hitap eder. Marc Aryan’ın şarkıları ve Malatya’ya duyduğu sevgi de işte o unutulmayan anlardan bazılarıdır.

Çağan Irmak’ın 2008 yılında yönetmenliğini yaptığı Issız Adam filminin bir sahnesinde görülen pikap ve Nil Burak’ın seslendirdiği “Yalnızım Ben” adlı plağın çalındığı sahne, ülkede bir anda pikaplara ve 70’li yıllara ait plaklara olan ilgiyi yeniden canlandırdı. Pek çok kişi çatı katlarında unutulmuş plaklarını gün yüzüne çıkardı.

Son yıllarda bazı plakların değeri oldukça yüksek rakamlara ulaştı. Bunların arasında Marc Aryan’ın “Kalbin Yok Mu?” adlı 45’lik plağı da yer alıyor. Plak koleksiyoncularının bu plağa ulaşabilmek için verdikleri ilanlarda, adeta servet teklif edenler bile var.

Gerçek müzik konusunda duyarlı olan müzikseverlerin Marc Aryan melodilerine yönelmeleri halinde pişman olmayacaklarını belirtmek isterim. Onun eserleri, yalnızca bir dönemin değil, aynı zamanda kalıcı müzik anlayışının da önemli temsilcileri arasında yer almaktadır.

 

DİĞER YAZILARI Kupa Heyecanı, Lig Gerçeği 01-01-1970 03:00 Sahada Bir Takımdan Fazlası Vardı 01-01-1970 03:00 Gezegenin En İyi Takımı Yenildi 01-01-1970 03:00 Lige Hoş Geldiniz 01-01-1970 03:00 Eylül’de Gel Demiştin… 01-01-1970 03:00 Annesini Beklerken Yaşlanan Çocuk: Ammo Bahe 01-01-1970 03:00 Arda Güler Artık Başka Bir Seviyede 01-01-1970 03:00 Kazanma Alışkanlığı 01-01-1970 03:00 Kongre, Malatya ve Şehrin Tanıtımı 01-01-1970 03:00 Bir Maç, Bir Takım ve Zamana İhtiyaç 01-01-1970 03:00 Bir Ömrün Acısı, Dört Satıra Sığdı 01-01-1970 03:00 Turizmi Çalıştaylarda Değil Sahada Konuşmak Lazım 01-01-1970 03:00 Aile Mutfakta Dış Politika Arabada 01-01-1970 03:00 Kamplar Bitti, Şimdi Karakter Zamanı 01-01-1970 03:00 Joan Baez ve Pink Floyd 01-01-1970 03:00 Artık Kontrol Sizde Değil 01-01-1970 03:00 Aşk Tesadüfleri Sever 01-01-1970 03:00 Bir Babanın En Mutlu Anı 01-01-1970 03:00 Küçük Bir Beden, Kocaman Bir Yalnızlık 01-01-1970 03:00 Yeni Sezonun Yol Haritası 01-01-1970 03:00 Kayısı Festivali'nin En Güzel Konseri... Aslında Ahmet Kaya'ydı 01-01-1970 03:00 Malatya'nın Sessizliğini Bozan Keman 01-01-1970 03:00 Başarı Transferle Değil, Planla Gelir 01-01-1970 03:00 Futbolun Önüne Geçen Tartışmalar 01-01-1970 03:00 Zaman Kimseyi Beklemez 01-01-1970 03:00 Arda'yı Anlayamayan Futbol Aklı 01-01-1970 03:00 Bizim Çocuklar Tatili Hak Ettiler! 01-01-1970 03:00 Futbolun Görünmeyen Maçı  01-01-1970 03:00 İsim Değişince Her Şey Düzelecek mi?  01-01-1970 03:00 Bari Bu Takıma Sahip Çıkın  01-01-1970 03:00 Kızılcıklar’ın Yarım Kalan Şarkısı 01-01-1970 03:00 Bir Şarkının Ardındaki Sessiz Çığlık 01-01-1970 03:00 Canım Kardeşim  01-01-1970 03:00 Futbol Sevgisi 01-01-1970 03:00 Dönence 01-01-1970 03:00 Zamanı Aşan Film 01-01-1970 03:00 Bizde Söyleriz 01-01-1970 03:00 Bir Filmin Gözyaşıyla Yazılan Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Tecrübe Konuştu, Skor Korundu 01-01-1970 03:00 Ya Benimsin Ya Toprağın! 01-01-1970 03:00 Turizm Değil, Taşımacılık 01-01-1970 03:00 Bir Kalbin Eksilen Yarısı 01-01-1970 03:00 Bir Şiirin Ardında Kalan Nesil 01-01-1970 03:00 Aradığınız Akıl Bulunamadı! 01-01-1970 03:00 Notalara Sığmayan Bir Aşk Hikayesi 01-01-1970 03:00 Yıllardır Aynı Filmi İzliyoruz 01-01-1970 03:00 Amatör Futbolun Görünmeyen Yükü 01-01-1970 03:00 Doğru An, Doğru Hamle 01-01-1970 03:00 Sizler İçin Mücadele Ettiler 01-01-1970 03:00 Kayıp Zamanın Takımı 01-01-1970 03:00 Toprağa Basamayan Nesil 01-01-1970 03:00 Siyah Beyaz Arkadaşlıklar 01-01-1970 03:00 Eskimeyen Hüzün 01-01-1970 03:00 Gençlik Nereye Gidiyor? Şiddet Yeni Neslin Oyuncağı mı? 01-01-1970 03:00 24’e Düşen Şehrin Futbolu 01-01-1970 03:00 Oyuncular Değişiyor, Senaryo Değişmiyor 01-01-1970 03:00