Malatya’yı bir başıboşluk almış gidiyor. Vali Seddar Yavuz öncülüğünde oluşan Bayram birlikteliği dışında hemen her konuda her alanda kutuplaşmalar hat safaya ulaşmış durumda.
İktidar partisi kendi içerisinde ortak bir söylemde hareket edemiyor. Vekiller, il-ilçe teşkilatları, belediyeleri ortak bir hedeften uzak kendi başlarına günü kurtarma siyaseti yapıyorlar. Vekillerin şehrin yeniden dönüşümü konusunda ortak bir tutumları yok. Bülent Tüfenkci ayrı bir kulvarda, Abdurrahman Babacan çözüm komisyonundan vakit buldukça bakanlıkların Malatya özelindeki çalışmalarını açıklama gayretinde, İnanç Siraç Kara Ölmeztoprak sahada ziyaretler yapmanın telaşında, İhsan Koca ise onun herhangi bir faaliyetini henüz göremedik. AK Parti teşkilatları onlar neler yapıyor orası da muamma. Şehrin sorunları ve halkın beklentileri açık ve net, ayan beyan ortadayken onlar da çözüm projeleri ile meydanları sarması gerekirken hayret verici bir sessizlik ve hareketsizlik içindeler. Büyükşehir Belediyesi ve merkez ilçe belediyeleri onlar ise koordinasyonsuz çalışıyorlar. Büyükşehir, Yeşilyurt ve Battalgazi’den bağımsız hareket ederken, Yeşilyurt ve Battalgazi belediyeleri hem kendi aralarında hem de Büyükşehir’den bağımsız hareket ediyor.
Üniversiteler deseniz onlar hem birbirlerinden hem de şehirden kopmuş kendi akademik faaliyet alanlarının dışına çıkamıyor. Şehir ekonomisini yöneten kurumlar onlar adeta yalnızlaştırılmış durumda. Onların istek ve beklentilerine kimse kulak kabartmıyor. Malatya Ticaret ve Sanayi Odası ile Malatya Ticaret Borsası ne belediyeler ile ne de iktidar temsilcileriyle ortak bir çalışma içine giremiyor. Üniversite ve odalara değinmişken bu kurumların kesişme noktası kayısıyı atlamadan geçmek olmaz. Malatya Milletvekilleri, Malatya Valiliği, Malatya Büyükşehir Belediyesi, Yeşilyurt Belediyesi, Battalgazi Belediyesi, İnönü Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası, Malatya Ticaret Borsası ve ilçe sınırları içerisinde yoğun miktarda kayısı üretimi yapılan ilçe belediyeleriyle birlikte ilgili tüm kurum kuruluşlar, en son ne zaman bir ayara gelip kayısının üretimini pazarlanmasını istişare ettiler? 23 yıldır yerel medyada emek sarf eden biri olarak söylüyorum çalışma hayatım boyunca böyle bir masa görmedim. Sadece kayısı mı, en az kayısı kadar ihracat potansiyeli olan Yeşilyurt Dalbastı Kirazı onu komple unuttuk. Hoş unuttuklarımız arasında Malatya’nın Türkiye’de kayısıdan sonra en büyük markası olan Malatyaspor’dan, tarihi kültürel varlıkların turizm potansiyelinden, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nin sağlık turizmi vasıtası ile şehre sağlayacağı katma değere kadar onlarca konu var. Bunların şehre kazandırılması ve deprem sonrası yeniden dönüşüm sürecinin iç dinamiklerle hızlandırılmasını sağlayacak faktör kim olacak Vali Seddar Yavuz mu, milletvekilleri mi, belediyeler mi, üniversiteler mi, sivil toplum kuruluşları mı?
Ne yazık ki kimseyi burada öncü bir faktör olarak göremiyoruz. Muhalefet partilerinin temsilcilerini sorarsanız. Onların durumları daha da karışık. Şehrin tek muhalefet milletvekili Veli Ağbaba ülkenin sorunlarında gösterdiği reaksiyonu aynı tempoda Malatya için gösteremiyor. Ülke sorunlarındaki ısrarı Malatya söz konusu olunca sadece temenni boyutunda kalıyor. Ağbaba için neden böyle düşündüğümü merak edenler rahmetli Ferit Mevlit Aslanoğlu’nu hatırlasınlar. Yine aynı partinin Malatya Milletvekili olan Aslanoğlu Malatya Büyükşehir bile değilken TBMM’de kürsüde oturma eylemleri yapıyordu. Malatya’ya yatırım dileniyordu. Lakabı “Malatya Dilencisi ”’ne kadar çıkmıştı. Hoş kendi de bunu severek kabul ediyordu. Aslanoğlu döneminde ki Malatya, ülke bütçesinden daha az ama stratejik değeri yüksek yatırımlar dilenirken Ağbaba dönemi Malatya’sının kendini var edebilmek için çok çok önemli yatırımlara ihtiyacı var. Arada ki farkı görmek gerekir.
Muhalefetin diğer temsilcilerine gelirsek onlarda yasal seçim süreci başlamadığından herhangi bir faaliyet göstermiyor. Muhalefet partisi olmak seçimden seçime çalışmak seçimsiz süreyi etliye sütlüye karışmamak sanıyorlar galiba. Şehrin ihtiyaçları üzerine herhangi bir projeleri yok. Söylemleri günlük siyasi çatışmalardan öteye gitmiyor. Onlar da yeniden dönüşümde hükümetin yatırımları dışında farklı, şehre değer katacak seçmeni heyecanlandıracak bir adım atmıyor. Durumlar böyle olunca sorunlarda her geçen gün katlanarak artıyor.
Vatandaşlar da bu belirsizliklerden usanmış durumda. Şehir sakinleri Malatya’yı “küçük Hindistan” diye nitelendiriyor. Depremden sonra çevre yolu tarafı ve Akpınar Caddesinde oluşan görüntü kirliliğinden dolayı halk arasında yayılan bu söylem etkisini halen sürdürüyor. Nasıl sürdürmesin ki? Aradan geçen üç yıla rağmen manzarada en ufak bir değişim yok. Halen aynı. Ağır inşaat işleri biten binaların çevre düzenlemesi inşaattan daha yavaş ilerliyor. Çamurlu, çukurlu yollar düzeltilmiyor. Konteyner evler boşaltılırken, konteyner dükkânlar için aynı hızda çözüm üretilmiyor. Her şey akışına ve zamana bırakılmış. Malatya’da halkın çözüm olarak gördüğü iki isim var. Biri Malatya Valisi Seddar Yavuz diğeri Çevre Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum.
Halk umudunu seçilmiş veya seçilme beklentisi olanlara bağlamaktan vazgeçmiş durumda. Muhalefet ve iktidar temsilcilerinin bu durumu görmesi gerekiyor. Her sorunun çözümü için gözü kulağı Ankara’ya çevirmek Malatya’nın kendi potansiyeline ihanet oluyor. Görülmesi gereken temel faktör bu. Malatya’nın sahip olduğu değerler ayağa kaldırılabilse Ankara’dan da beklentilerimiz daha da azalacak. Hem deprem sonrası yeniden dönüşüm sürecini daha hızlı atlatacağız hem de Kayseri, Gaziantep, Kahramanmaraş’ın sahip olduğu yaşam standartlarına ulaşabileceğiz.