ABD'de devam eden Dünya Kupası, sadece oynanan futbolla değil, verilen kararlarla da tarihe geçmeye aday. Sahadaki futbolcuların mücadele aksiyonları bazı maçları özel hale getiriyor. Atılan gollerden sonra ekranlara yansıyan görüntüler futbolun evrensel boyutunu bir kez daha gösteriyor. Milyonlar ekran başında yerini alıyor. Ancak turnuvanın ardından en çok konuşulan konu yine futbol değil; hakemler ve tartışmalı kararlar oluyor.
Son yirmi yılın futboluna damga vuran Cristiano Ronaldo ile Lionel Messi'nin son Dünya Kupası olması beklenen bu organizasyon, iki efsanenin vedasından çok, hakem kararlarıyla gündeme geliyor. Oysa futbolun yıldızı futbolcular olmalı, düdük çalanlar değil.
Arjantin'in oynadığı karşılaşmalarda verilen bazı kararlar, futbol kamuoyunda ciddi soru işaretleri oluşturdu. Birçok pozisyon farklı ülkelerdeki eski hakemler ve yorumcular tarafından günlerce tartışıldı. VAR sisteminin bulunduğu bir organizasyonda bile bu kadar fazla gri alanın oluşması, ister istemez "Standart nerede?" sorusunu akıllara getiriyor.
Özellikle Arjantin-Mısır karşılaşmasının ardından yaşanan tartışmalar, turnuvanın sportif yönünün önüne geçti.
Arjantin-Mısır karşılaşması sırasında tribünlerde yer alan FIFA Başkanı Gianni Infantino, Mısır'ın attığı gollerden sonra kameralara yansıyan değişen yüz ifadesi ve tepkisiyle sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.
Futbolseverlerin büyük bölümü, bazı kritik kararların maçın kaderini etkilediğini düşünüyor. Dünya Kupası gibi organizasyonlarda hakemlerin hata yapma lüksü yoktur. Çünkü yapılan tek bir yanlış, sadece bir maçı değil, yıllarca emek veren bir ülkenin hayallerini de bitirebilir.
Bugün sosyal medyada milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: FIFA, turnuvanın en kritik maçlarında neden bu kadar büyük tartışmaların yaşanmasına engel olamıyor? Hakem performansları neden bu kadar dalgalı? VAR neden bir pozisyonda devreye girerken benzer bir pozisyonda sessiz kalıyor?
Aslında her şey Cristiano Ronaldo'nun Hırvatistan maçında penaltı atmadan önce "Bismillah" demesiyle başladı.
Her fırsatta Filistinlilere yapılan soykırımı gündeme getiren Cristiano Ronaldo, Yahudilerin linçine maruz kaldı.
Arjantin'i kupada tutan gizli güç ise Yahudi lobisi ve buna ayak uyduran FİFA Başkanı Gianni Infantino oldu.
Messi'nin İsrail ziyaretinde Ağlama Duvarı'nda bilinen hareketi yapmasından sonra Cristiano Ronaldo'ya olan sevgi ve sempati bu Dünya Kupası'nda zirve yaptı.
Portekiz kupa dışında kaldı. Buna paralel olarak, skandal kararlarla kupaya devam eden Arjantin ise Yahudilerin oluşturduğu lobi sayesinde yoluna devam ediyor.
Fas ve Mısır gibi iki Müslüman ülkenin saha içindeki mücadelesi, beklenildiği gibi dış güçler sayesinde devre dışı kaldı.
Arjantin'e sağlanan saha dışındaki etkenler bile Messi fanatiklerini bile çileden çıkarttı.
Cristiano Ronaldo kupaya veda etmiş olabilir. Lionel Messi ise yoluna devam ediyor. Ancak hangi takım kupayı kaldırırsa kaldırsın, eğer final düdüğünden sonra konuşulan konu yine hakemler olacaksa, bu organizasyonun en büyük kaybedeni futbol olacaktır.
FIFA'nın en önemli görevi yalnızca Dünya Kupası düzenlemek değildir. Asıl görevi, milyonlarca insanın güven duyduğu adil bir rekabet ortamını korumaktır. Çünkü adaletin tartışıldığı yerde şampiyonlukların değeri azalır, futbolun büyüsü kaybolur.
Dünya Kupası'nın sonunda kupayı kimin kaldıracağından daha önemli bir soru var: Bu turnuva gerçekten sahada mı kazanılıyor, yoksa saha dışındaki tartışmalar futbolun önüne mi geçiyor?
İşte cevap bekleyen asıl soru budur.