Kalabalıkların İçinde Yalnızlaşmak

Adil DOĞAN

21-09-2026 14:05

Belki de bugün üzerinde en fazla düşünmemiz gereken sorunlardan biri, aynı şehirde, aynı apartmanda, aynı iş yerinde, hatta aynı sofrada bulunmamıza rağmen birbirimizden giderek uzaklaşmamızdır. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken farkında olmadan insan ilişkilerimizi de zayıflatıyor. Yanımızdaki insanla konuşmak yerine elimizdeki telefona, karşımızdaki insanı dinlemek yerine sosyal medya ekranına bakıyoruz.

Malatya’da 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen inşaat çalışmalarında zaman zaman karşılaştığım bir görüntü, bu durumun çarpıcı bir örneğini oluşturuyor. İnşaat sahasında işini yapması gereken çalışanların büyük bir bölümünün çalışma sırasında sürekli akıllı telefonlarıyla ve sosyal medyayla meşgul olması, yalnızca bireysel bir alışkanlık olarak görülmemeli. Elbette inşaatların gecikmesinin temel nedeni telefon veya sosyal medya değildir. Ancak çalışma sırasında dikkatin sürekli ekrana yönelmesinin iş disiplinini ve verimliliği olumsuz etkilediği de göz ardı edilmemelidir.

Çalışma hayatında, kamuda bile zaman zaman işlerim nedeniyle yaptığım ziyaretlerde, kamu çalışanlarının vatandaşa cevap verirken dahi aceleci davrandığını ve karşısındaki kişiyi bir an önce gönderme çabasında olduğunu gözlemliyorum.

Bu soruna ilişkin bizzat yaşadığım bir örneği SGK kurumundan verebilirim. SGK ile ilgili bir sorunu çözmek amacıyla kurumun ilgili servisinde yaklaşık yarım saat beklemek zorunda kaldım. Bu bekleme sırasında memur ile vatandaş arasındaki ilişkiyi gözlemleme imkânı buldum.

Memurun önünde kocaman ekranlı bir bilgisayar, ayrıca elinde akıllı telefonu vardı. Memurun sosyal medyada gezindiğini, bir yandan da bisküvisini atıştırdığını gözlemledim. Soru soran vatandaşa ise cevap veriyor, ancak bunu aceleyle yaparak bir an önce o vatandaşı gönderme çabası içerisinde görünüyordu. Çünkü kendisini bekleyen, açık hâlde duran bir sosyal medya hesabı vardı. Bu nedenle vatandaşın bir an önce gitmesi gerekiyordu.

Vatandaşın sorununun çözülüp çözülmediği önemli değildi. Önemli olan, sosyal medyaya bir an önce kavuşmaktı.

Elbette bir inşaatın gecikmesinin tek nedeni telefon veya sosyal medya değildir. Ancak çalışma hayatında bile dikkatimizi sürekli ekranlara yöneltmemiz, zaman kavramımızı ve iş disiplinimizi olumsuz etkileyen önemli bir alışkanlığa dönüşmüş durumda.

Benzer bir durum günlük yaşamımızda da görülüyor. Yemeğimizi hazırlamak, alışverişimizi yapmak, hatta bir yakınımıza gidip hâlini hatırını sormak yerine birçok ihtiyacımızı birkaç dokunuşla internet üzerinden karşılıyoruz. Kapımızın önüne kadar gelen siparişler hayatımızı kolaylaştırıyor; fakat aynı zamanda bizi sokağın, esnafın, komşunun ve insan ilişkilerinin dışına da itebiliyor. Bir zamanlar alışveriş için çıktığımız sokaklarda insanlarla karşılaşırken bugün çoğu ihtiyacımızı ekran başından karşılıyoruz.

Kentler büyüyor, binalar yükseliyor, nüfus yoğunlaşıyor, iletişim araçları çoğalıyor. Fakat bütün bunlara rağmen birbirimizi daha az dinliyor, daha az konuşuyor ve birbirimizin derdini daha az biliyoruz. Kalabalıkların içinde yalnızlaşmamızın temel çelişkisi de burada ortaya çıkıyor.

Oysa insan sadece barınmaya, yemeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya değil; konuşmaya, dinlenmeye, anlaşılmaya ve bir başkasına ihtiyaç duymaya da muhtaçtır. Komşunun kapısını çalmak, esnafla birkaç dakika sohbet etmek, bir arkadaşın derdini dinlemek, yaşlı bir insanın hâlini hatırını sormak belki ekonomik bir değer üretmiyor olabilir. Fakat bunlar toplumun görünmeyen bağlarını ayakta tutuyor.

Bugün yaşadığımız çağda teknolojiye karşı çıkmak veya yok saymak mümkün değildir. Örneğin telefonu, interneti veya sosyal medyayı tamamen yaşamımızda çıkarmak değil asıl mesele, sorun olan teknolojinin hayatımızın tam merkezine ve onu yönetmesine izin vermemektir. Teknoloji bir araçtır ihtiyaçlarının giderirsin bir kenara koyarsın, hayatımızın tamamına yön vermesine izin verilmemelidir.

Aynı şehirde bu kadar çok insanla birlikte yaşarken neden birbirimize bu kadar uzaklaştık?

Çünkü kalabalık olmak, birlikte olmak anlamına gelmiyor. Aynı mekânda bulunmak da birbirimizin hayatında olduğumuz anlamına gelmiyor. Gerçek birliktelik; konuşmakta, dinlemekte, anlamakta ve gerektiğinde birbirimizin yanında durabilmektedir.

Şehirleri yalnızca binalar, yollar ve meydanlar oluşturmaz. Şehirleri asıl şehir yapan, içinde yaşayan insanların birbirleriyle kurduğu bağlardır. Eğer bu bağları kaybedersek ne kadar büyük binalar yaparsak yapalım, ne kadar hızlı internet kullanırsak kullanalım, ne kadar gelişmiş iletişim araçlarına sahip olursak olalım, toplumsal olarak daha da yalnızlaşabiliriz.

Belki de sorunumuz teknolojinin fazla gelişmiş olması değil, insanın teknolojiyi kullanırken kendisini ne kadar kaybettiğidir. Birbirimize ulaşabilmek için elimizde dünyanın bütün iletişim araçları var; fakat bazen yanı başımızdaki insana ulaşamıyoruz.

İnşaatta çalışan işçi işini yaparken telefonuna, kamu çalışanı vatandaşa hizmet verirken sosyal medyaya, aile bireyleri aynı sofrada otururken ekranlarına yöneliyorsa burada yalnızca teknolojiyi değil, kendi tercihlerimizi de sorgulamamız gerekir.

Bugün belki de en büyük kaybımız zaman değil, birbirimize ayırmadığımız zamandır. En büyük yalnızlığımız ise etrafımızda insan bulunmaması değil, etrafımızdaki insanlarla gerçek bir bağ kuramamaktır.

Bu nedenle ihtiyacımız olan şey daha fazla iletişim aracı değil, daha fazla gerçek iletişimdir. Daha fazla takipçi değil, daha fazla dost; daha fazla ekran değil, daha fazla yüz yüze konuşma; daha fazla sanal yakınlık değil, daha fazla insani yakınlık...

Adil.dogan444@gmail.com

Sosyal İletişimci

DİĞER YAZILARI Malatya’da Bir Günlüğüne Vatandaş Olmak 01-01-1970 03:00 Sancaktar Mezarlığı: Bir Kentin Hafızası Çöplerin Arasında 01-01-1970 03:00 Meğer İsin Aslı Öyle Değilmiş 01-01-1970 03:00 İktidarın Kaynağı ve Adalet: İslam’dan Modern Demokrasiye 01-01-1970 03:00 Siyasetin Güler Yüzü: Erdal İnönü Bilim insanlığından siyasete uzanan farklı bir hayat 01-01-1970 03:00 Sosyal Medyada Görünmek Başka, Vatandaşın Gönlüne Girmek Başka 01-01-1970 03:00 Derdimiz Malatya” Ama Malatya'nın İhracatı Ne Olacak? 01-01-1970 03:00 Malatya Sanayide Öncüydü, Bugün Neden Geride? 01-01-1970 03:00 Cam Fanusta Büyüyen Çocuklar, Sessizce Yaşlanan Büyükler 01-01-1970 03:00 Kor Ateşinde Pişen Sevgi 01-01-1970 03:00 Ticarette Ahlaki Erozyon: Esnaflıktan Fırsatçılığa Geçiş 01-01-1970 03:00 Araç Muayenesinde Vatandaşın Çilesi Ne Zaman Bitecek? 01-01-1970 03:00 Deprem Sonrası İnsan Psikolojisi ve Toplumsal Ahlak 01-01-1970 03:00 Malatya Kayısı Festivali ve Özal 01-01-1970 03:00 SU VE SUYUN YÖNETİMİ 01-01-1970 03:00