Araç sahibi olan milyonlarca vatandaş gibi ben de aracımı yasal süreler içerisinde muayeneden geçirmek zorundayım. Ancak 11 Mayıs 2026 tarihinde yaşadığım bir olay, araç muayene sisteminde vatandaşın karşı karşıya kaldığı sorunları bir kez daha gözler önüne serdi.
11 Mayıs 2026 tarihinde almış olduğum araç muayene randevusuna giderek aracımı muayeneden geçirmek istedim. Ancak muayene istasyonuna ulaştığımda görevli personel, sistemlerinde yaşanan bir sorun nedeniyle egzoz emisyon ölçümünün yapılamadığını ve bu işlemi başka bir merkezde yaptırmam gerektiğini belirtti. Egzoz muayenesi gerçekleştirilemediği için araç muayenesi de tamamlanamadı ve herhangi bir işlem yaptıramadan istasyondan ayrılmak zorunda kaldım.
Daha sonra internet üzerinden yeniden randevu almaya çalıştığımda ise karşıma yeni bir mağduriyet çıktı. Sistem bana 19 Haziran 2026 tarihine randevu verebildi. Gecikmenin tamamen sistem kaynaklı olmasına rağmen bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalan yine vatandaş oldu.
19 Haziran 2026 tarihinde TÜV-TÜRK Malatya Araç Muayene İstasyonu’na gittiğimde yoğun bir kalabalık ve uzun araç kuyruklarıyla karşılaştım. Bekleme sürecinin ardından ruhsatım alındı ve işlemler başlatıldı. Ancak asıl dikkatimi çeken konu ödeme sırasında verilen makbuz oldu.
Makbuzu incelediğimde üç farklı kalemde KDV tahsil edildiğini gördüm. Birincisi araç muayene ücretinin KDV’si, ikincisi gecikme bedelinin KDV’si, üçüncüsü ise ödemenin kredi kartıyla yapılması nedeniyle alınan hizmet bedelinin KDV’siydi. Özellikle gecikmenin vatandaşın kusurundan değil, sistemin bir ay sonraya randevu vermesinden kaynaklandığı düşünüldüğünde, bu durumun adalet duygusunu zedelediğini ifade etmek gerekir.

Ödeme işlemlerinin ardından vatandaşların dışarıda beklemeleri isteniyor. Çünkü sıra anonsları içeriden rahatlıkla duyulamıyor. Yaklaşık bir saat süren bu bekleyiş sırasında insanlar 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda açık alanda beklemek zorunda kalıyor. Bekleme alanlarının yetersizliği ayrı bir sorunken, içme suyuna erişim de ücretli otomatlar aracılığıyla sağlanıyor. Üstelik birçok vatandaş bu otomatları kullanmakta zorlanabiliyor. Yaşlılar, hastalar ve engelli bireyler açısından bu durum daha da büyük bir mağduriyete dönüşüyor.
Bir diğer önemli konu ise vatandaşla kurulan iletişimdir. Elbette yoğun çalışma temposu ve iş yükü her kurumda olabilir. Ancak hizmet satın alan vatandaşın güler yüz ve saygılı bir iletişim beklemesi en doğal hakkıdır. Ne yazık ki bazı personelin asık suratlı tavırları, sert üslupları ve vatandaşlara karşı sergiledikleri olumsuz davranışlar hizmet kalitesini gölgelemektedir. İnsanlar zaman zaman azarlandıklarını ya da terslendiklerini hissetmektedir. Daha da önemlisi, istasyonların fiilen alternatifsiz olması nedeniyle vatandaşlar haklı oldukları durumlarda dahi itiraz etmekten çekinmektedir. Çünkü birçok kişi, itiraz etmesi hâlinde aracının muayene sürecinde olumsuz bir tavırla karşılaşabileceğini düşünmektedir.
Araç muayenesi, vatandaşın güvenliği için gerekli ve önemli bir uygulamadır. Ancak güvenlik amacıyla verilen bir hizmetin vatandaş için eziyete dönüşmemesi gerekir. Hizmet kalitesi, teknik yeterlilik kadar insan odaklı yaklaşımla da ölçülür.
Sonuç olarak, araç muayene sisteminde yaşanan bu sorunların çözümü için bazı adımların atılması şarttır. Öncelikle sistem kaynaklı aksaklıklardan dolayı vatandaşlara gecikme cezası uygulanmamalıdır. Randevu kapasitesi artırılarak bekleme süreleri azaltılmalı, istasyonlarda yeterli gölgelik ve klimalı bekleme alanları oluşturulmalıdır. Vatandaşların temel ihtiyacı olan içme suyu ücretsiz olarak sunulmalı, özellikle yaşlı ve engelli bireyler için erişilebilir hizmet standartları geliştirilmelidir. Ayrıca personelin iletişim ve vatandaş memnuniyeti konusunda düzenli eğitimlerden geçirilmesi sağlanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki vatandaş, araç muayene istasyonlarına bir lütuf istemek için değil, bedelini ödediği bir hizmeti almak için gitmektedir. Kamu hizmeti niteliği taşıyan bu süreçlerde vatandaş memnuniyetinin artırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.





