Malatya şehir merkezinde çok ciddi bir çalışma olduğunu ve bu temponun biran önce kampüs alanınada yansıması gerektiğini ifade eden Rektör Prof.Dr. Akpolat, Bi’Kent Dergisi’nin Eylül Ayı sayısında soruları cevapladı.
6 Şubat sonrasında görev başladınız. 6 Şubat depremlerinin İnönü Üniversitesi kampüs alanında yarattığı tablo neydi göreve geldiğinizde?
REKTÖR AKPOLAT: 6 Şubat depremleri 11 ili büyük oranda etkiledi; Malatya, bu illerden biriydi. En çok etkilenen 4 ilden biri de Malatya. Üniversitemiz de ne yazık ki bu büyük yıkımdan payını aldı. Toplam 20 binamız ağır hasar raporu aldıktan sonra yıkılmak zorunda kaldı. Bu 20 bina içerisinde Fen Edebiyat Fakültemizin 7 adet bloğu var. Maalesef hepsi yıkılmak zorunda kaldı. İktisat dersliklerinin 4 bloğu yıkıldı. Eğitim Fakültesi’nin 4 bloğu yıkıldı. Konuk evimiz vardı, o tamamen yıkıldı. Mediko-sosyal binamız en stratejik binamızdı. İçinde öğrenci yemekhaneleri, personel yemekhaneleri, konferans salonları, SKS Daire Başkanlığı'nın ofisleri ve en önemlisi de mutfağımız vardı. Tüm üniversiteye yemek hizmetini sunan, yemeği üreten yerimiz olan mutfak yıkıldı. Öyle olunca çok ciddi mağdur durumda kaldık. Öğrencilerimizin gelip burada yemek yeme mekânları sınırlı hâle geldi. Öyle olunca biz çözüm olarak da personel yemekhanelerini tamamen öğrenciye ayırdık. Ancak bu sefer de kapasite düşük olduğu için ciddi kuyruklar oluştu. 45-60 dakikaya varan kuyruklar oldu. Ciddi sıkıntılar yaşadık. Öğrenci topluluklarımız ciddi sıkıntı yaşadı. Çünkü daha önce bu medikososyal içerisinde ofisleri vardı, çalışma alanları, toplantı alanları vardı. Onlar faaliyet yapamaz hâle geldi. Bizim öğrencilerle beraber üniversite olarak yaptığımız sosyo-kültürel faaliyetlerde aksamalar oldu. Buna benzer şekilde eğitim büyük oranda etkilendi. Biz yüz yüze eğitimi sürdürmeye çalıştık ama eğitim bloğumuzun %55'ini kaybettiğimiz için de orada da ciddi zorluklar yaşadık. Bazı binaların depolarını kullanılmayan alanlarını sınıflara dönüştürmek zorunda kaldık. Ama buna rağmen atık alanları iyi değerlendirilerek örgün eğitimin devamını sağladık. Bugüne kadar getirdik. Zorlayarak götürmeye çalışıyoruz. Bu bizi ciddi anlamda zorluyor ve buradan da tüm yetkililere seslenmek istiyoruz. Eğitim bloklarımızın hızlıca yapılması ve üniversiteyi kazandırılması gerekiyor.

Bu ifade ettiğiniz tablodan sonraki dönemde öğrencilerle ilgili bir kayıp söz konusu oldu mu? Gidenler oldu mu? Öğretim üyelerinden ayrılanlar oldu mu?
REKTÖR AKPOLAT: Bizim de en büyük endişemiz deprem geçirilmiş bir bölgeye, şehre, üniversiteye kimse gelir mi şeklindeydi. İlginç bir şey oldu, kontenjanlarımız kayıt yaptırma oranı her yıl %97-96 aralığında gidip geliyordu. O yılda %97 kayıt oldu. Bazı fakültelerde %95'e kadar indi ama çok fazla etkilenmedi. Orada ÖSYM ve YÖK'ün aldığı bir karar vardı. Bu karar bir taraftan iyi, bir taraftan bize olumsuz yansıdı. 100 kişi olan kontenjanımıza %25 arttırım ile 25 kişi daha eklediler. 35 yaş üstü bayan kontenjanı dediler. Öyle böyle okul derecesi birinciliği ile beraber 100 kişi olan kontenjan birden %25 ile 130'a çıktı. Bu aslında bize olumsuz yansıdı. Ben eğitim bloklarının %55'ini kaybetmişim. 100 kişiye yer bulamıyorum. 130 kişiyi yerleştirmek için uğraştım. Bu da aslında üniversitemize olumsuz yansıyan bir durum oldu. Öğrenci açısından bir kaybımız olmadı. Diğer bir sorumuzun diğer parçasında öğretim üyeleriyle alakalı gerçekten de o dönemde tam bir panik havası, kriz havası ve hocalarımızın barınma sorunu yaşadılar. Onların barınma sorunu yaşamaması için bazı projeler geliştirdik. Zaman olursa sonra anlatırım. Hocalarımızın 90-95 tanesini kaybettik. Ama geldiğimiz noktada onların hemen hemen hepsinin yerleri doldu. Bazı bir ya da ikiyi geçmeyen, böyle yeri doldurulamayacak hocalarımız da gitti. Ama zamanla onların da yerini doldurmaya çalışacağız. Korktuğumuz gibi öğrenci sayısında ciddi bir azalma olmadı. Korktuğumuz gibi kadromuzun yarısını kaybetmedik. En azından çok sınırlı bir gidiş oldu.
Bu iki yıllık süre içerisinde kampüs alanında, inşaat alanlarında neleri yerine koyabilme şansınız oldu? Çok acilen nelerin yerine konması gerekiyor?
REKTÖR AKPOLAT: Hemen depremden sonra devletimiz bize çok ciddi destekler verdi. Yapım onarım desteği. Orada yıkılan 20 binamızın sadece bir tanesinin ödeneği 2024'e kondu. 2024 bütçesinden merkezi derslik binamızın temelini attık. Şu an %30-40 oranında da tamamlanmış durumda. Ancak 20 binanın sadece birinin olması bizim için ciddi bir yetersizlik anlamına geliyor. En stratejik binamız mediko-sosyal binasıydı. Biraz önce söyledim. Mediko-sosyal binasının ödeneği 2025 bütçesinden çıkarılmıştı. Ben göreve geldikten sonra Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz Bey ve Ankara'da bürokrasideki ziyaretlerimizle birlikte 2025 bütçesine kondu. Ve iki gün önce de temelini attık. Bu, üniversitemiz için aslında acil bir ihtiyaç idi. Eğer bundan sonra ödenek sıkıntısı olmaz ise 2-2,5 yılda o binamız yapılıp teslim edilecek. Burada şunu da belirtmek istiyorum: Bugün temelini atsanız bir binanın 2,5-3 yıl oluyor hizmete girmesi. O yüzden bizim şu anki mücadelemiz 2,5-3 yıl sonrasını kurtarmak. O yüzden bir an önce ödeneklerin alınması, temelin atılması ve sürecin başlaması gerekiyor. Yoksa bu 3-5-6 yıl sonraya ertelenerek gidecek. Bu anlamda zamanla yarışıyoruz. Eğitim fakültemizin ödeneği yok. Bunu çözmeye çalışıyoruz. Bilgi İşlem Daire Başkanlığımız yıkıldı. Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'nın binası yok. Şu an onu çözmeye çalışıyoruz. Özellikle bunları çözersek büyük oranda üniversitemizin ihtiyacı karşılanmış oluyor. Diğerleri tamamen zamana yayılabilir. En acil ihtiyacımız olan, tekrar ediyorum, iktisadi idari bilimlerin bölümlerinin idari blokları yok, derslikleri yok. Eğitim fakültemizin idari blokları ve ofisleri yok. Bir de Bilgi İşlem Daire Başkanlığımızın şu an yeri yok. Şu an üç profesör, dört profesör aynı odada kalıyor. Ciddi sıkıntıdayız. Sağlıklı çalışamıyoruz. Yüksek lisans, doktora derslerini veremiyoruz. Konsantre olamıyoruz. Akademik çalışma istiyoruz. Biz araştırma üniversitesi olmayı kendimize hedef koyduk. Ama bunun için araştırma lazım, yayın lazım. Yüksek lisans, doktora öğrencilerini arttırmak lazım. Mekânsal, fiziksel şartlar buna izin vermiyor.

İfade ettiğiniz zorluklara rağmen öğrencilerin tepkisi çok fazla dışarı yansımadı. Bunu nasıl başardı üniversite?
REKTÖR AKPOLAT: Herkes fedakârlık yaptı. Öğrenci de fedakârlık yaptı, öğretim kadememiz de de fedakârlık yaptı.
Öğrencilerle de bir diyaloğa girildi mi bu anlamda?
REKTÖR AKPOLAT: Şöyle, biz bu sıkıntılarımızı eğitim-öğretim başlamadan oryantasyon eğitimlerimiz var. Oryantasyon eğitimlerimizde üniversitemizin geçirdiği bu süreci kendileriyle paylaşıyoruz. Onlar bizzat görüyorlar, yaşıyorlar. Bunun geçici bir şey olduğunu, bunlara bir süre katlanmaları gerektiğini biliyorlar. O öğrenci kuyruklarında ben haftalarca yemekhaneleri dolaştım, öğrencilere anlatmaya çalıştım; bunun bir geçici sorun olduğunu, çözmeye çalıştığımızı, şunları yaptığımızı… Bir şekilde karşılıklı bir hem iletişim kanallarını canlı tuttuk, onları bilgilendirerek bu zorluğa katlanmalarını arttırdık. Bu şekilde bir iletişimle çözebildik. Yoksa dediğiniz doğru, ben Ankara'da temasta olduğum ilgili birimlere de aynı şeyi söyledim. Öğrenciler burada bu iş ayaklanırsa üniversitede bunun altından kalkamaz, hükümet de bu işin ciddiyetini anlatabilmek adına ama öğrencilerimiz de sağduyulu davrandı, hocalarımız da üç kişi, dört kişi aynı odada oturuyor ama bu mecburiyetten yapılacak bir şey yok. Bu felaketi hepimiz yaşadık, deyip katlanıyorlar. İdari personelimiz, şu an içinde bulunduğumuz binasında. Sıkıştırarak bir anlamda idari personelimizi, üç kişiyi, dört kişiyi, beş kişiyi, bazen altı kişiyi aynı odaya sıkıştırdık. Herkes fedakârlık yapıyor. Bu fedakarlığın da bir süresi var, salgında bir sınırı var. Bu anlamda da bir an önce çözüm bulmak lazım.
Sayın Murat Kurum, Malatya konusunda çok hassas davranıyor ve Malatya kamuoyu tarafından da bu anlamda pratik çözümleri nedeniyle kendisine sempatiyle bakılıyor. Sayın Kurum'la üniversite kampüsündeki bu sürecin toparlanmasıyla ilgili diyalogları nasıl kurdunuz, nasıl bir bakışı var? Daha doğrusu, biz baktığımızda şehir şantiye hâline dönmüş durumda. Niye üniversitesi şantiye hâlinde görünmüyor?
REKTÖR AKPOLAT: Biz de Sayın Bakanımızla iki defa görüşme fırsatı bulduk. Kendisine bu sıkıntılarımızı da anlattık. Kendisi de gerçekten çok ilgili ve yakın davrandı. Konuyu Cumhurbaşkanı’mıza arz edelim, oradan çözelim demişlerdi. Henüz o anlamda bir ilerleme sağlayamadık. Ama biz hem takibe devam edeceğiz hem Cumhurbaşkanı’mıza arz konusunda bir iki teşebbüsümüz daha olacak.
Üniversitesinin en önemli birimlerinden biri üniversitesi kampüs ağındaki Turgut Özal Tıp Merkezi. Yani yıkılmış bir şehrin her türlü tedavisine, psikolojik olsun, diğer tedavilerine hizmet verme çabasında ve çok ciddi bir kalabalığı her gün ağırlıyor. Onların tedavi sürecinde etkili oluyor. Turgut Özal Tıp Merkezi'nde nasıl bir sıkıntı var? Bu sıkıntıların giderilmesiyle ilgili çalışmaların hangi aşamada?
REKTÖR AKPOLAT: En öncelikle Turgut Özal Tıp Merkezi'ni ayakta tutan personelime, görevde beraber çalıştığım arkadaşlarıma teşekkürle başlayayım. Çünkü depremin hemen birinci dakikasından itibaren orada herkes görevinin başında hazır oldu. Kriz yönetimi kuruldu ve hasta kabulüne başlandı. Birçok ilde, hepinizin malum olduğu üzere hastaneler çökmüşken, herkes ailesinin derdine düşmüşken bizim ekip orada bizzat vatandaşın derdiyle uğraştı. Kendi derdini unuttu. Bu anlamda Turgut Özal Tıp Merkezi'nin ayakta olup sağlık hizmetini sürdürmesi sayesinde Malatya beklenenin daha altında bir kriz yaşadı. Ve sağlık krizini biz bu halka, bu topluma yaşatmadık. Bu anlamda kendilerine teşekkür ediyorum. Şu an Turgut Özal Tıp Merkezi'nin en büyük sorunu Malatyalı hemşerilerimizin mağduriyetini sağlayan otopark sorunu. Bu otopark sorununu acilen çözmemiz lazım. Yaklaşık on yıldır bu sorun devam ediyor. Yap-işlet-devret modelinde projemizi çıkardık. İlana çıkacağımız aşamada siz eğitim kurumusunuz, yap-işlet- devret modeliyle bir iş yapamazsınız dediler. Mevzuata takıldık. Geriye kalan, bir hayırseverin bunu üstlenmesi ya da belediye gibi kurumlarımızın sorumluluk üstlenip yap-işlet-devreti bir kamu kurumu üzerinden yapmaktı. Buna benzer alternatifler üretmemiz gerekiyor. Alan var, yer hazır, proje hazır. Her türlü teknik ekibimiz bunun hazırlığını yapmış durumda. Sadece finansman eksik ve Malatya'da bu sorununu çözmemiz gerekiyor. Diğer bir bilgi, buraya gelen vatandaşların %51'i Malatya dışından geliyor. Bu da Malatya'nın prestiji anlamında olumsuz bir şey. Hem hastanenin prestiji açısından hem de bir kilometre öteye park edip hastasını sırtında getiren örnekler var. Bunun acilen çözülmesi lazım.
Özellikle Turgut Özal Tıp Merkezi’ndeki öğretim üyelerinin şehri terk etmemesi aşamasında Koç grubunun çok ciddi bir katkısı olmuş üniversiteye. Yani onlara çok özel bir mekân oluşturulmuş. Bunun olumlu etkileri de oldu mu?
REKTÖR AKPOLAT: Evet, kesinlikle... Koç grubunun o dönemdeki desteğini hiçbir zaman unutmayacağız. Ben bu hafta, geçen hafta kendilerini ziyaret ettim, Koç grubuna teşekkür ettim. Diğer binalar için de desteklerini talep ettim. Kendilerine bir dosya sundum.
Yaklaşımlar nasıl oldu?
REKTÖR AKPOLAT: Yaklaşımları çok olumlu. Her şeyden önce sizin derdinizle dertleniyorlar. O dönemde depremden hemen sonra gelip biz ne yapabiliriz dediklerinde o zaman üzerinde çalıştığımız bir ekolojik mahalle vardı. Ekolojik mahalle projemize çok ilgi gösterdiler. Biz buna varız, dediler ve sağlıkta hastanede çalışıp o depremin kriziyle sağa sola dağılan hocalarımızın, personelimizin tekrar toparlanmasına çok büyük katkıları oldu. İşte, Vagon Ev projemiz hayata geçti. 90 tane atık vagonu Türkiye'nin dört bir tarafından toparlayıp, getirip burada onların içerisinin yalıtımının ve plakalarının döşenmesinin sağlanmasını tamamen üstlendiler. Onunla da kalmadılar. Tüm beyaz eşyasını, mobilyasını döşeyerek kullanıma hazır hâle getirdiler. Yoksa bu hocalarımızın yarısı gider endişemiz vardı. Çoğunluğunu burada tutmamızın nedenlerinden bir tanesi de o Vagon Ev projesidir. Arçelik başta olmak üzere Koç grubunun çok ciddi desteğiyle bunu sağladık. Kendilerine tekrar teşekkür ediyoruz.
Turgut Özal Tıp Merkezi’nin yeni cihazlarla donatılması konusunda nasıl bir çalışmanız var?
REKTÖR AKPOLAT: Sayın Sağlık Bakanımızla bu son altı ayda iki görüşmemiz oldu. İkisinde de kendilerinin destek sözünü aldık. Robotik cerrahi için söz aldık. Ancak orada bir toplu alım süreci devam ettiği için, bizimki de onun içinde olduğu için o toplu alımı bekliyoruz. Bu sözlerin arkasında olduklarını, desteklerine devam edeceklerini, o sürecin devam ettiğini, bu anlamda biraz beklememiz gerektiğini söylediler. Geçen Erciyes Üniversitesini ziyaret ettiğimde rektör hocanın söylediği şey şuydu: Biz bir iş adamımıza söyledik. Bugünkü fiyatıyla 100 milyonluk bir tane cihazı orada bir iş adamı çok rahat hediye edebiliyor.
Kaynak: Bİ Kent Dergisi / Bülent Yalvaç









