Gazeteci İsmail Saymaz halktvcom.tr sitesinde bugün yayımladığı köşe yazısında Muş, Bitlis ve Malatya arasında yaşanılan ilginç bir tarihi eser kaçakçılığını gündeme taşıdı.
Saymaz köşesinde, Güroymak İlçe Adliyesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışan M.E. adlı personelin Cumhuriyet Savcısı M. Ç. Ö. İle irtibata geçip “Çok zengin olacağız” diyerek Muş’ta bulunan ve bir Ermeni şahsa ait olduğunu iddia ettiği ikamette yer alan defineleri Muş’tan Malatya’da ki alıcıya ulaştırabilmek için savcıdan araç tahsis etmesini istediği ilginç olayın detaylarını paylaştı.
Kendisine yapılan bu teklifi kabul etmeyen Güroymak Cumhuriyet Savcısı M. Ö. Ç. adliye personeli M. E. İle olan görüşmelerini kayıt altına almaya başladı.
Cumhuriyet Savcısı’na Ahlaksız Teklif!
İlginç olay 23 Haziran 2025 tarihinde Güroymak İlçe Adliyesi’nde görevli M. E. adlı güvenlik personelin Cumhuriyet Savcısı M. Ö. Ç.’yi araması ile başladı. M. E., Savcı M. Ö. Ç.’ye “Yalnız mısınız? Özel bir konu ileteceğim. Yanınıza gelebilir miyim” dedi. Savcı “Müsaitim, odama gel” yanıtını verdi. Aynı gün saat 17’de savcı M. Ö. Ç.’yi ziyaret eden güvenlik personeli M.E. Kısık sesle “Çok zengin olacağız!” Diyerek konun ayrıntılarını anlatmaya başladı.
“Bütün Belediyeler Rüşvet Yiyor, Herkes Yolunu Buluyor”
Gazeteci İsmail Saymaz köşe yazısında yer verdiği olayın ayrıntılarında M. E.’nin Güroymak Cumhuriyet Savcısı’na “Bütün belediyeler rüşvet yiyor. Herkes yolunu buluyor. Bizim kanunsuzluk yapmamız lazım” diyerek Muş’ta bulunan ve Ermeni bir şahsa ait olduğunu iddia ettiği bir ikamette define olduğunu kendilerine savcılık tarafından bir araç tahsil edilmesi halinde defineyi Malatya’da bir kuyumcuya 70 Milyon TL’ye satacaklarını bunun karşılığında kendisine bir pay ayrılacağını söylüyor.
Duydukları karşısında şaşıran savcı M.E.’nin bu ahlaksız teklisini ret ederek durumu Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına bildiriyor. Ve şebekenin çökertilmesi için operasyon başlatılıyor.
“En Tepedeki İnsanların Eline Fırsat Geçtiği Zaman... Neyi Haram?”
M.E. 2 Temmuz 2025 tarihinde savcı M. Ö. Ç. ile görüşmek için makamına geliyor. Savcı M. Ö. Ç. teknik takip kapsamın M.E. ile olan görüşmesini gizli kamera ile kayıt altına alıyor. Bu görüşmede söz konusu definelerin Malatya’da bir kuyumcuya 70 Milyon TL’ye satıldığını ve işlemlerin bittiğini söylüyor. Satışta kedisinin olmadığı için dert yanarak “Ben de olsaydım hiç olmazsa bir şeyler koparırdık” diyerek Malatya’da ki alıcıdan parayı çıkartamadıkları için tekrar yardım talep ediyor. Savcı’nın tepki vermemesi üzerine M.E. sözlerinin devamında “Bak ağabey savcılığın bir yana, kardeş olarak konuşuyorum, yemin ederim en tepedeki insanların eline fırsat geçtiği zaman... Neyi haram? Ermeni koymuş, adam diyor ki ‘Bu benim dedemin malıdır, gelmiş çıkartmış, satmışlar savcım.” şeklinde sürecin ciddiyetini anlatmaya başlıyor.
“Bugüne Kadar Ne Haram Yedik Ne Hırsızlık Yaptık. Biz Öyle Bir Aileyiz.”
Savcı M.Ö.Ç. ile M.E. arasındaki ikinci görüşmenin detaylarında, M.E. savcıyı ikna edebilmek için “Bugüne kadar ne haram yedik ne hırsızlık yaptık. Biz öyle bir aileyiz. Ben düşündüm, bu mal çalıntı değil, hırsızlık yapmıyoruz. Adamın haritası elindedir, dedesinin haritası, gelmiş malını çıkartmış, götürüyor, satıyor. Bunun neyi haramdır savcım?” diyerek savcının adının nakil sürecinde kullanılmayacağı yönünde taahhütte buluyor.
Bir Başçavuşunda Olduğu Çeteye 11 Temmuz’da Suç Üstü Yapıldı
Savcıya ahlaksız teklifle başlayan ve para nâkilinin Malatya’da sıkışması ile devam eden sürecin tüm detaylarını köşe yazısında an ve an paylaşan İsmail Saymaz, 11 Temmuz 2025 günü Bitlis’in Güroymak ilçesine bağlı Taşüstü köyünde şüphelilerin kaçak defin yaptığı bir eve yapılan operasyon ile yakalandığını belirtti.
Biri başçavuş olan 21 sanığın yer aldığı davada Tutuklu yargılanan M. E. İle H. K. Kültür varlıklarını bulmak amacı ile izinsiz kazı yapmak, rüşvet, suç örgütü kurma ve yönetmekten, diğer sanıklar ise izinsiz kazı ve suç örgütü üyeliğinden yargılanıyor.