Malatya’nın Darende ilçesinde yaşayan Erdin Tırnaksız, 25 yıl önce almak istediği bir eşyanın “yok” cevabını almasının ardından başladığı koleksiyonculuk yolculuğunu, bugün 6 binden fazla eserin yer aldığı bir etnografik müzeye dönüştürmeyi başardı.
Darende’nin Hacıderviş Mahallesi’nde, Tırnaksız’ın evinin üst katında kurduğu müze, her akşam saat 17.00’den sonra ve hafta sonları ziyaretçilerini ağırlıyor. Koleksiyonuna büyük bir özenle sahip çıkan Tırnaksız, “25 yıl önce biri bana ‘yok’ dediğinde çok üzülmüştüm ama şimdi iyi ki demiş diyorum” sözleriyle bu tutkusunun nasıl başladığını anlattı.
“Arabaya Değil, Geçmişe Yatırım Yaptım”
Yıllarını bu işe adayan Tırnaksız, “Arabaya değil, geçmişe yatırım yaptım. Dostlarım ilgimi bildiği için ellerindeki eski eşyaları bana bağışlıyor. Bir eseri alamazsam uykum kaçar. Bu iş artık bir hobi değil, bir gönül borcu,” ifadelerini kullandı.
Müzenin alanını genişletmek için çalıştığını belirten Tırnaksız, “Ters tavan yaptırarak alanı büyütmeyi planlıyorum. Böylece daha fazla eseri rahatça sergileyebileceğim,” dedi.
Ecdadın İzini Süren Bir Koleksiyon
Tırnaksız, Osmanlı döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar uzanan geniş koleksiyonuyla, geçmişle bugün arasında kültürel bir köprü kuruyor. “Bit pazarlarını, köyleri, mahalleleri gezdim. Kimininkini parasıyla, kiminkini elini ayağını öperek aldım. Her parçanın bir hikayesi var,” diyerek, eşyaların manevi değerine dikkat çekti.
Koleksiyonunda; Osmanlı dönemi kâğıt paraları, sikke, gümüş eşyalar, plaklar, altın işlemeli bardaklar, tespihler, kara dikiş makinesi, ütü, yaba, çocuk beşiği, halı, kilim, sandık, kılıç, gaz lambası, ibrik ve daha birçok günlük yaşam objesi bulunuyor. Son dönemde bulduğu yılan sansar heykeli ve ipek gelin başı ise müzenin en dikkat çeken parçaları arasında yer alıyor.
“Geçmişi Gençlerle Buluşturmak İstiyorum”
Amacının sadece koleksiyon yapmak değil, geçmişi genç kuşaklarla buluşturmak olduğunu vurgulayan Tırnaksız, “Gençlerimiz atalarının kullandığı eşyaları görsün, tarihleriyle tanışsınlar. Belediyede çalıştığım için müzeyi genelde akşam beşten sonra açabiliyorum ama hafta sonu isteyen herkes gelebilir. Bir bardak çay içip eski plaklardan müzik dinlesinler, ecdadımızın mirasına hep birlikte sahip çıkalım,” ifadesinde bulundu.